|
Sase ve aerodinamik gelismeler

Gövde/Sase
Formula 1 arabalarinda kullanilan saselerin düzenlemesi 1981 yilinda
büyük ölçüde tamamlanmistir. 1962 yilinda Lotus için ilk monokok saseyi
hazirlayan Colin Chapman, 1967'de motoru pilotun arkasina yerlestirdi, vites
kutusu ve motoru da sasenin bir parçasi haline getirdi. 1978'de pilot ile motor
arasina yerlestirilen benzin deposuyla Formula 1 arabalari iyice sekillendi. Ve
1982'de o güne kadar sase üretiminde kullanilan alüminyum yapraklar, yerlerini
karbon-fiber plakalarla üretilen saselere birakti. Bilgisayar destekli
tasarimlar ile gelistirilen karbon-fiber plakalar ile olusturulan sase,
alüminyuma göre çok daha hafif, sok emici, isi degisimlerine neredeyse hiç tepki
vermeyen ve herseyden önemlisi daha saglam olan yapisiyla tercih edilir oldu.
Bundan sonraki gelismeler karbon-fiber imalat teknolojisinde, parçalarin
tasarimindaki bilgisayar destekli çalismalar ve parçalarin kesiminde kullanilan
mikron mertebesinde hassasiyetlik saglayan laser teknolojilerinde oldu.
Son teknolojinin kullanildigi Formula 1 arabalarindan yollarda
kullandigimiz otomobillere geçersek, motor, vites kutusu, kapilar, aynalar, tüm
yürüyen aksam ve süspansiyon sisteminin bagli bulunacagi sase, en az F1'deki
kadar önem kazaniyor. Gerekli olan tüm parçalarin bir arada tutulmasini saglayan
sase saglam, uzun ömürlü ve en önemlisi uygun fiyata üretilebiliyor olmali.
Günümüzde uluslararasi bir kararmis gibi, neredeyse bütün arabalar kaynaklanmis
çelik saseler üzerine insa ediliyorlar. Audi A8, Honda NSX, Lotus Elise gibi
arabalarda agirliklarin azaltilmasi amaciyla alüminyum saseler kulanilsa da
pahaliligi, uzun ve detayli isçiligi sebebiyle çeligin yerini alabilmesi zor
gözüküyor.
Çelik paslanir, bu yüzden boya teknolojisindeki gelisme de önemlidir.
Araba alirken rengine dikkat ettigimiz kadar paslanmama garantisinin kaç yil
olduguna da dikkat ederiz. Formula 1'deki parçalarin neredeyse tamami tek
kullanim için üretildiginden yillar sonra paslanmalari gibi bir problem yoktur,
püskürtme boyalar ve ince çikartmalar ile markalar ve sponsorlarin logolari
arabalar üzerine boyanir.
Aerodinamik.

Formula 1 takimlarinin arastirma gelistirme departmanlari son yillarda en
çok aerodinamik gelismeler üzerine çalisiyorlar. Ar&Ge bütçelerinin büyük bir
kismi rüzgar testlerinin yapilmasi için gerekli olan bilgisayar yazilim,
donanimlari ile milyon dolari bulan rüzgar tüneli insaatlarina ayriliyor.
Formula 1 arabalarinin ivmelenmesi, viraj dönüsleri, düzlüklerde ulastiklari en
yüksek hizlar ve hatta frenlemelerinde bile çok önemli rol oynayan aerodinamik
yapi son yillarin en büyük rekabet unsuru. Arabalarin dis yüzeyindeki her detay,
havacilik ve uzay teknolojilerinden türetilerek kullanilan kanatlar üzerindeki
çalismalarin hepsi, bir gram daha fazla downforce elde etmek için uzun süre
çalismayi gerektiriyor.
Bizim otomobillerimizde ise durum biraz farkli, her zaman en yüksek
hizlarda zorlamadigimiz otomobillerimizin gereginden fazla downforce ihtiyaci
olmadigindan aerodinamik yapinin önemi az görülebilir. Ama bir otomobil
alinirken dikkat edilen teknik verilerin basinda gelen yakit tüketim miktari,
otomobilin aerodinamik yapisiyla dogrudan iliskilidir.
Yarislarda edinilen tecrübelerden yararlanarak yapilan aerodinamik
düzenlemeler ile otomobillerimizin agirligi yol kosullarinda azaltilip yakittan
tasarruf saglanmaya çalisilir ama hafifletme/downforce orani güvenligi tehdit
etmeyecek seviyelerde olmalidir. Bazi yüksek hizli modeller için otomobilin
altina giren havayi azaltarak downforce elde etmek için ön spoiler montajlari
yapilir. Arka kanatlar da hem görüntü zenginligi hem de arabanin arka
lastiklerinin yere daha iyi basmasi için kullanilabilirler. Porsche'nin bazi
modellerinde oldugu gibi hiz miktari arttikça açisini otomatik olarak degistiren
arka kanat tasarimlari da kullanilmaktadir.
|