GÜNÜMÜZDE İÇTEN
YANMALI MOTORLARDA HİDROJEN YAKITININ KULLANILMASI
Can HAŞİMOĞLU, Murat
CİNİVİZ, Gürol UÇAR
Selçuk Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi
Makine Eğitimi Bölümü, KONYA
ÖZET
Fosil kökenli yakıtların teknolojinin gelişmesi ve aşırı kulanım sonucu
hızla tükenmesi, araştırmacıları alternatif yakıt arayışına itmiştir. Sudan elde
edilebilirliği sayesinde sonsuz bir enerji kaynağı olan hidrojen günümüz
teknolojisi ile motorlu taşıtlarda yakıt olarak kullanılabilme sınırına
gelmiştir. Hidrojenin çevre dostu olması ve geleneksel yakıtlara göre
avantajlarının bulunması, yakın gelecekte en gözde enerji kaynağı olmasını
sağlamaktadır. Bir takım işletim problemleri bulunsa da yapılacak çalışmalarla
bu problemler giderilebilir.
1. GİRİŞ
Çevre kirliliğine sebep olan önemli
etkenlerden birisi de içten yanmalı motorlardan kaynaklanan egzoz
emisyonlarıdır. Fosil kaynaklı yakıtların aşırı kullanımı sonucu azalması ve
artan çevre kirliliği, çevre bilincine uygun ve yenilenebilir alternatif
yakıtların araştırılmasını gündeme getirmiştir. Araştırılacak alternatif yakıtın
içten yanmalı motorun performansını fazla düşürmemesi ve egzoz emisyonlarını
olumlu yönde etkilemesi gerekmektedir. Ayrıca bu yakıtın elde edilebilirliği,
maliyetinin düşük olması, kullanılabilirliği, bulunabilirliği ve motorda fazla
değişiklik gerektirmeden kullanılması da önem taşımaktadır.
Yüksek verim, çevre sorunları ve fosil
yakıt rezervlerinin azalması gibi sorunlar 21.yy enerji tercihinin elektrik ve
hidrojenden yana olması sonucunu doğurmaktadır. Bu iki alternatif yakıt
birbirine dönüştürülebilmektedir. Ayrıca hidrojen elektrikten daha iyi
depolanabilmekte ve uzun mesafelere taşınabilmektedir. Bu özelliği hidrojenin
uçaklar ve motorlu taşıtlar içinde yakıt olarak kullanılabilmesini sağlamaktadır
(Tekin, 1997)
Elektroliz ile sudan elde edilebilmesi,
fiziksel ve kimyasal özellikleri, benzine göre motordan daha yüksek güç elde
etme imkanı sağlaması ve çevreye olumlu etkileri hidrojeni önemli bir alternatif
yakıt durumuna getirmektedir. Motor yakıtı olarak hidrojen kullanımı 1920’li
yıllarda başlamış ve günümüze kadar yapılan çalışmalarla hidrojen kullanım
sınırına ulaşmıştır. Uygulamanın yaygınlaştırılmasının önündeki engeller;
ekonomik faktörler ve mevcut enerji sistemleri ile geleneksel motorların
demodeleşmesinin getirebileceği sakıncalardır. Ancak çevresel koşullar bir an
önce kullanımın başlamasını zorunlu kılmaktadır (Ültanır, 1997).
2.HİDROJEN YAKITININ ÖZELLİKLERİ
Atomik sembolü “H” olan hidrojenin atom
ağırlığı 1,00797, atom sayısı 1 olan en basit ve en hafif elementtir. Hidrojen
doğada en çok bulunan element olmasına rağmen, hafifliği sebebi ile atmosfere
yükselip orada serbest kaldığından, yeryüzünde serbest halde çok az bulunur.
Görünmez ve kokusuz bir gaz olan hidrojene yer yüzünde diğer elementlerle
bileşik yapmış halde rastlanır. 0 °C’deki yoğunluğu 0,08987 g/lt ve havaya
göre özgül ağırlığı 0,0695’dir. Hidrojenin yanma ısısı oldukça yüksektir ve
zehirli etkisi yoktur. Yanma sonucunda ise sadece su buharı meydana gelir. Aynı
ağırlıktaki benzine göre sıvı hidrojenin enerjisi 2,75 kat daha fazladır (Stout,
1984, Veziroğlu, AÖF).
Hidrojen çok amaçlı bir yakıttır. Hava yada
oksijen ile birlikte yakılarak ısıtma amaçlı olarak kullanılabilir. Motor yada
gaz türbiniyle bir jeneratörü tahrik ederek veya yakıt pili olarak
kullanılmasıyla yüksek bir verim ile elektrik üretilebilir. Taşıtlarda; basınç
altında, sıvı halde ve metal hidrid şeklinde depo edilerek motor yakıtı olarak
yararlanılır. Kimya endüstrisinde ham madde olarak kullanılır (Anonymous, 1992).
Hidrojen sahip olduğu birim enerji başına üretilmesi en ucuz sentetik
yakıttır. Sentetik yakıt sisteminde 1Gj'lük enerji 18,65$'a mal olurken, solar
enerji ile üretilen hidrojen 13,02$'a mal olmaktadır (Acaroğlu, 1998). Ayrıca
çevreyi hemen hemen hiç kirletmez ve sentetik yakıtlar (metanol, amonyak vb.)
içerisinde en temiz olanıdır (Veziroğlu, 1981).
Hidrojeni geleneksel olmayan birincil
enerji kaynakları ile karşılaştırdığımızda şu farklı üstünlükleri görürüz; kolay
taşınabilir, tükenmezdir, yenilenebilir, depolanması mümkündür, ekonomik şekilde
üretilebilir, en az kirlilik oluşturandır, birincil enerji kaynaklarına bağımlı
değildir, üretiminde en uygun bileşik çok bol olan sudur, hidrojenin yüksek
alevlenme hızı ve geniş tutuşma aralığı, hafifliği ve yakıt olarak ideal
özellikleri nedeniyle hidrojen taşıtlar için iyi bir yakıttır (Özer, 1991).
2.1. Motor Yakıtı Olarak
Hidrojen
Uzunca bir süreden beri hidrojenin
motorlarda yakıt olarak kullanılma imkanları araştırılmaktadır. Günümüzde yakıt
seçiminde ölçüt olarak alınan ulaştırma yakıtı olma özelliği, çok yönlü
kullanıma uygunluk, kullanım verimi, çevresel uygunluk, emniyet ve maliyet
açısından yapılan değerlendirmeler hidrojen lehine sonuç vermektedir (Ültanır,
1997). 1970’lerde hidrojenin alternatif motor yakıtı olarak kullanılması yeniden
gündeme gelmiştir. Egzoz emisyon değerlerinin düşük olması, petrole olan
bağımlılığı azaltması hidrojenin uzun yıllar önceden tespit edilmiş olan
avantajlarıdır. Bu önemli özelliklerinin yanında hidrojeni üstün bir alternatif
yakıt yapan özellikler aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Tablo 2.1 Değişik
Yakıtların Yanma Özellikleri (Vorst, 1975)
|
Yakıt |
Hidrojen |
Metan |
Propan |
Benzin |
Metanol |
|
Kendi kendine tutuşma sıcaklığı (0C)
|
585 |
540 |
510 |
440 |
385 |
|
Min. Tutuşma enerjisi (MJ)
|
0.02 |
0.28 |
0.25 |
0.25 |
_ |
|
Tutuşma aralığı (%hacim )
|
4-75 |
5-15 |
2.2-9.5 |
1.3-7.1 |
6.7-3.6 |
|
Max. Laminer alev hızı (cm/s)
|
270 |
38 |
40 |
30 |
_ |
|
Difüzyon katsayısı (cm2/s)
|
0.63 |
0.2 |
_ |
0.08 |
_ |
Hidrojenin kendi kendine tutuşma sıcaklığı
yüksek olmasına rağmen, hidrojen-hava karışımlarının tutuşturulabilmesi için
gerekli enerji miktarı düşüktür. Tutuşma aralığının geniş olması, hidrojenin
daha geniş karışım aralığında düzgün yanmasını sağlar ve yanma sonucunda daha az
kirletici oluşur. Benzin motorları ise stokiyometrik orana daha yakın oranlarda
yada zengin karışım oranlarında çalıştırılmak zorunda olduklarından egzoz
gazlarında önemli miktarda azot oksit (NOx,), karbonmonoksit (CO) ve
yanmamış hidrokarbon (HC)’lar oluşur. Hidrojen motorları, maksimum yanma
sıcaklığını azaltacak biçimde fakir karışım ile çalıştırılabilirler. Böylece
daha az NOx oluşurken, HC ve CO emisyonları oluşmaz. Alev hızının
yüksek olması ise Otto motorlarında ideale yakın bir yanmanın oluşmasını
sağlayarak, ısıl verimi arttırır. Geniş tutuşma aralığı sayesinde, gaz
kelebeğine gerek kalmadığından, karışımın silindirlere kısılmadan gönderilmesi
sonucu pompalama kayıpları azaltılmış olur (Vorst, 1975).
Hidrojenin yüksek sıkıştırma oranlarında,
fakir karışım ile yanabilmesi yakıt tüketimini azalttığı gibi, yanma sonucu
oluşan maksimum sıcaklığı da azaltır. Yanma sonucu partikül madde oluşmadığından
bujiler kirlenmez. Alev parlaklığının düşük olması, diğer karbon esaslı
yakıtlara göre radyasyon yolu ile olan ısı kaybını azaltacağından daha yüksek
verim sağlar (Kondo, 1997).
Hidrojenin alev hızının yüksek olması, buji
kıvılcımından sonra karışımın başka noktalardan tutuşma (detenasyon) ihtimalini
azaltır. Bu durum sıkıştırma oranının arttırılmasını sağlayacağından motorun
gücü de artar (Vorst, 1975).
2.2.Buji ile Ateşlemeli Motorun Hidrojen
Motoruna Dönüştürülmesi
Yakıt besleme sistemleri açısından hidrojen
motorları 4 kategoriye ayrılmaktadır. Karbürasyon, emme manifolduna püskürtme,
emme supabının arkasına püskürtme ve doğrudan silindir içine püskürtmedir
(Tekin, 1997).
Hidrojen ile hava karışımı, sırasıyla
dahili ve harici olarak adlandırabileceğimiz yöntemlerle motorun yanma odası
içerisinde veya motorun emme manifoldunda hazırlanmaktadır. Harici karışım
hazırlama yönteminde, basit bir gaz karıştırıcı içerisinde düşük basınçlarda
hava ile karıştırılması veya hidrojenin yine düşük basınçlarda motorun emme
manifolduna sürekli veya kesikli olarak gönderilmesi mümkündür. Kesikli olarak
yakıt gönderme durumunda, dizel ilkesi ile çalışan motorlardaki gibi yüke göre
karışım ayarı yapılabilir. Bu durumda karbüratördeki gaz kelebeği ortadan
kalkacağı için motorun kısılma kayıpları da kaldırılacak ve hacimsel verim dolayısıyla motorun
maksimum gücü artacaktır (Soruşbay, 1988).
3. İÇTEN YANMALI MOTORLARDA HİDROJEN
KULLANIMI
Hidrojenin içten yanmalı motorlarda yakıt
olarak kullanılması konusunda bir çok çalışma yapılmaktadır. Fakat bu
çalışmalarda benzine göre tasarlanmış olan motorlar kullanılmaktadır ve bu
motorlar hidrojen kullanıma imkan sağlayacak şekilde modifiye edilmişlerdir.
Hidrojenin içten yanmalı motorlarda kullanılmasına ilişkin yapılan ilk
incelemelerde aşağıdaki sonuçlar elde edilmiştir
(Vorst,1975).
·
Bazı küçük
değişikliklerle benzin motorları hidrojen ile çalışır duruma getirilebilirler.
Isıl verimleri benzin motorununkine yakındır.
· Stokiyometrik çalışma şartlarında hidrojen
motorunda yüksek miktarda NOx oluşur. Fakat silindirlere gönderilen
karışım fakirleştirilerek NOx oluşumu
azaltılabilir.
· Benzin motorundan hidrojen motoruna
çevrilmiş motorda, stokiyometrik hidrojen-hava karışımında %20 güç kaybı meydana
gelir.
· Karbüratörlü motorlarda emme manifoldundaki
alev tepmesi önemli bir problemdir.
Hidrojen
motorunun bu dezavantajları, onun benzin motoru ile rekabet etme şansını
azaltmaktadır. Fakat günümüze kadar yapılan çalışmalar ile bu problemler
çözülerek, hidrojenin motor verimine ve hava kirliliğinin azaltılmasına olan
katkıları görülmüştür. Hidrojenin sıkıştırma oranı yüksek olan motorlarda
kullanılması ile de sebep olduğu güç kaybı azaltılabilir. Ayrıca aşırı doldurma
uygulanarak ilave güç sağlanabilir. Sıkıştırma oranının arttırılması ve fakir
karışım ile hidrojen motorunun ısıl veriminde, benzinli motora göre %25’lik bir
artış sağlanabilir. Fakir karışım ile alev tepmesi önemli miktarda azaltılır
(Vorst, 1975).
Akaryakıt motorlarında görülen buhar tıkacı, soğuk yüzeylerde yoğuşma, yeterince buharlaşmama gibi sorunlar hidrojen motorlarında yoktur. Hidrojen motorları 20,13 °K’ de (-253°C) ilk harekete geçerken bile sorun çıkarmaz (Ültanır, 1998).
3.1. Hidrojenin Depolanması
Hidrojenin kimyasal ve fiziksel
özelliğinden kaynaklanan problemlerden dolayı depolanma sorunları ortaya
çıkmaktadır. Hidrojenin depolanmasında üç ana yöntem vardır; yüksek basınçlı gaz
şeklinde, kroyojenik (aşırı soğutulmuş) sıvı haldeki depolama; bu durumda
hidrojen genellikle alçak basınçlıdır ve metal-hidrit şeklinde depolanmasıdır
(Ateş, 1985).
Hidrojenin yakıt tankının doldurulmasında bir gecikme söz konusudur.
Hidrojen gazının depoya doldurulması bugünkü benzinli taşıtlardaki deponun dolum
süresinden oldukça yavaştır. Örneğin 90 km'lik bir yol için gerekli hidrojen,
bugünkü yöntemlerle ancak 10 dakikada doldurulmaktadır. Araştırmaların büyük bir
kısmı bu sorun üzerine yoğunlaşmıştır (Uyarel, 1995).
3.1.1. Hidrojenin basınçlı gaz olarak depolanması
Depolanma ve taşıma çevre sıcaklığında yapılabilir. Yüksek basınçtan
dolayı depo içerisinde sıvı hale geçen kısmın enerji kaybı söz konusu
değildir.
Büyük hacimli depo gerektirir. Taşınması
esnasında güçlükler ortaya çıkar (Ateş, 1985).
3.1.2. Hidrojenin sıvı olarak depolanması
Sıvı hidrojen bilinen yakıtlar içerisinde
kaynama noktasındaki yoğunluğu en küçük ve özgül itme kuvvetinin en yüksek
olması sebebiyle roketler, süpersonik ve hipersonik uzay araçlarında yakıt
olarak kullanılır (Sherif, 1993).
Hidrojenin sıvı halde depolanmasının
birtakım yararları ve zararları vardır; Ağırlık olarak nispeten hafif bir
depolama şeklidir. Hidrojen yakıtı, sıvı hidrojen pompası yardımı ile silindire
direkt olarak püskürtülebilir. Eğer gaz silindire ölü hacmin tam merkezinden
püskürtülürse sıkıştırma oranı dizel motorlarınkine yakın bir değere
çıkartılabilir. NOx emisyonlarında azalma sağlanır. Sıvılaştırma için
gerekli enerji büyüktür. Hidrojenin gaz halden sıvı hale geçerken bir kısmı
buharlaşır ve bu sebeple faz değişiminin hızlı bir şekilde gerçekleşmesi
gerekmektedir. Sıvı hidrojen
deposunun herhangi bir zarara uğraması durumunda, hidrojen aniden buharlaşacağı
için diğer sıvı yakıtlar gibi sıvı halde çevreye yayılması söz konusu değildir.
Havadan çok daha hafif olan hidrojen derhal yükselerek, yanıcı bir karışım
meydana getirmeyecektir (Albay, 1993).
3.1.3. Hidrojenin taşıtlarda metal hidrid
şeklinde depolanması
Hidridler, bir tank içinde hidrojen gazının
metal alaşım parçacıkları ile bileşik oluşturmuş şekilde depolanmasıdır. Hafif
kütleli metal hidridler tercih edilmektedir. Hidridlere ısı verildiğinde
hidrojen serbest kalmaktadır (Ültanır, 1996). Hidrid oluşturan metaller ve
alaşımlar, bir süngerin suyu absorblaması gibi hidrojeni absorbe eder. Bir başka
deyişle, bunlar hidrojeni çok yoğun bir şekilde depolayabilirler (Veziroğlu,
1998). Gaz hidrojen katı metallerin kafes şeklindeki iç yapılarına nüfuz edecek
kristal yapının çeşitli yerlerine bağlanır (Yazıcıoğlu, 1995).
3.2. Hidrojenin Motorlarda Yakılması ve
İşletim Problemleri
Hidrojen yakıtlı motorlarda yanma açısından
ortaya çıkan en önemli iki sorun, geri tutuşma ve erken ateşleme olaylarıdır.
Yanma odasına gönderilen yakıt hava karışımının silindire girmeden önce
tutuşması sonucunda motorun emme manifoldu içinde geriye doğru alevin ilerlemesi
geri tutuşma olarak tanımlanmaktadır. Bu olay emme sistemi elamanlarını tahrip
etmekte ve emniyet açısından sorun oluşturmaktadır. Yanma odasına gönderilen
karışımın bujide kıvılcım çakmadan önce sıcak odaklar tarafından tutuşturularak
yanmayı istenilenden önce başlatması da erken tutuşma olarak tanımlanmaktadır.
Hidrojenin tutuşma enerjisinin düşük olması bu iki sorunu ortaya çıkarmaktadır
(Soruşbay, 1988). Geri tutuşma hava fazlalık kat sayısının(l) 2 ila 3 arasında olduğu durumlarda
oluşmaktadır. Hidrojenin yakıt olarak kullanılabilmesi için bu sorunların
ortadan kaldırılması gerekir.
Geri tutuşmanın sebeplerinden biri benzin
ile kıyaslandığında hidrojenin tutuşturulabilmesi için daha düşük iyonlaşma
enerjisine ihtiyaç duymasıdır. Dolayısıyla hidrojen yakıtlı motorlarda buji
kıvılcımından sonra ateşleme sisteminde kalan artık enerji miktarı daha fazla
olur. Egzoz zamanı genişleme periyodundan sonra silindir içi basıncının atmosfer
basıncına yakın olduğu durumlarda, sistemdeki artık enerji bujide kıvılcım
oluşmasına sebep olur. Kıvılcımın oluştuğu nokta çevrimden çevrime farklılık
gösterir. Eğer buji kıvılcımı emme zamanında oluşursa, diğer bazı etkenlerle
birlikte geri tutuşmaya sebep olur. Artık enerji oluşumunu önlemek için ateşleme
sistemi modifiye edilmelidir (Kondo, 1997).
Yüksek yük altında, yanma odasındaki sıcak
noktalar karışımın erken ateşlenmesine sebep olur. Hidrojenin tutuşma
enerjisinin düşük olması nedeniyle; yanma odasındaki sıcak noktalar, supap
bindirmesinde sıcak egzoz gazları, çok fakir karışımlarda yanma hızlarının düşük
olması nedeni ile yanma süresinin artması sonucu yanan gazlarla yeni karışımın
teması, motor yağından gelen sıcak partiküller, yanmayı istenilenden önce
başlatabilmektedir. Bu amaçla yanma odası sıcaklığının düşürülmesi
gerekmektedir. Bunun için; Karışımın bir miktar fakirleştirilmesi, egzoz gazları
resirkülasyonu (EGR), yanma odasına su püskürtülmesi, supap bindirmesi süresinin
azaltılması, giriş havasının sıvı hidrojen kullanımı sonucu soğutulması gibi
çeşitli yöntemler uygulanabilir. Ancak karışıma EGR uygulanması veya gönderilen
hidrojenin azaltılması sonucu fakirleştirilmesi çevrimden çevrime olan
farklılıkları artıracak ve motorun düzenli çalışmasını önleyecektir. Ayrıca EGR
sonucu ortalama efektif basınçta düşecektir (Soruşbay, 1988). Hidrojen yakıtlı
motorlarda hava-yakıt oranı 0,8 olduğunda egzoz gazları içindeki NOx
miktarı maksimum olur. NOx oluşumunu azaltmak için hidrojene saf
oksijen ilave edilmelidir. Bu durum ise sisteme daha karmaşık hale getirir ve
taşıt ağırlığını arttırır. Bu sorunun çözümü için kullanılan yöntemlerden biri;
taşıt üzerinde suyu elektroliz ederek, açığa çıkan hidrojen ve oksijenin basınç
altında depo edilmesidir. Aşağıdaki şekilde böyle bir sistem görülmektedir.

Şekil 1. Sıfır emisyonlu motor sistemi
şeması (Bohacik et al., 1997)
Hidrojen-hava karışımı içindeki su buharı
yanma sıcaklığını azaltacağından maksimum basıncın, dolayısıyla gücün azalmasına
sebep olur. Bunun için karışım içindeki su buharı bir yoğuşturucudan geçirilerek
su deposuna geri döndürülür. Yanma odası içinde bırakılan su buharı miktarı
ayarlanarak yanma hızı ve vuruntu oluşumu kontrol edilebilir (Bohacik, 1997).
3.3 Buji ile Ateşlemeli Motorlara Hidrojen
Takviyesi ve Egzoz Gazları Emisyonu
Benzin motoruna hidrojen takviyesi ile
yanmamış hidrokarbon emisyonları azaltılarak ısıl verim iyileştirilir
(Apostolescu, 1996). Hidrojen takviyesi yapılan Otto motorlarında küçük bir ön
yanma odası mevcuttur. Yanma odası bujinin yerine yerleştirilmiştir. Bu ön yanma
odası içinde hidrojen enjektörü ile buji vardır. Esas yakıt ise (benzin,
metanol, propan vs.) emme portlarındaki enjektörlerden püskürtülerek
silindirlere gönderilir. Hidrojen takviyesi ile esas yanma odası içinde yakılan
hidrokarbon esaslı yakıtların çok fakir karışım oranlarında düzgün bir şekilde
yakılması sağlanır. Böylece ısıl verim arttırılarak, azot oksit emisyonları
önemli derecede azaltılır (Glasson, 1996).
Hidrojenin hava ile yanmasının sonucu da,
yakıtta karbon bulunmaması nedeni ile yanma ürünleri arasında CO,
CO2, HC’ler mevcut olmayacak, sadece motorun yağlama yağının yanması
nedeni ile oluşan HC’ler egzoz gazları arasında bulunacaktır. Ayrıca yüksek
yanma sıcaklıkları nedeniyle havanın kimyasal reaksiyonu sonucu azot oksitler
oluşacaktır (Soruşbay, 1988).
Hidrojenin yanma ürünü su buharıdır ve
sınırlı maksimum sıcaklıklardaki NOx emisyonları ihmal edilebilir. Nitekim
hidrojenle çalışan bir içten yanmalı motor, günümüz taşıt motorlarından çok daha
az NOx emisyonuna neden olmaktadır (Ültanır, 1994).
4. SONUÇ VE ÖNERİLER
Dünya nüfusunun hızla artması, mevcut
enerji kaynaklarının yakın gelecekte yetersiz kalacak olması ve çevre
kirliliğinin tehlikeli boyutlara ulaşması alternatif yakıtların önemini
arttırmıştır. Bu durum araştırılacak alternatif yakıtların çevre dostu olmasını
zorunlu kılmaktadır. Bu çalışma da incelenen hidrojen hem elde edilebilme
potansiyeli hem de çevre dostu olması bakımından alternatif yakıtlar içinde
önemli bir konumdadır. Yanma ve depolama ile ilişkin sorunların halledilmesi
durumunda hidrojen önümüzdeki yıllarda rakipsiz bir içten yanmalı motor yakıtı
olacaktır.
Elektroliz yoluyla sudan elde edilmesi
hidrojenin sonsuz bir enerji kaynağı olduğunu göstermektedir. Yanma hızının ve
kendi kendine tutuşma sıcaklığının yüksek olması buji ile ateşlemeli
motorlardaki vuruntu ihtimalini azaltmaktadır. Tutuşma enerjisinin düşük olması
ilk hareket kolaylığı sağlar. Hidrojenin içerisinde karbon bulunmamasından
dolayı, egzoz emisyonları fosil yakıt kullanılan motorlara göre daha iyidir.
Herhangi bir sebeple yakıt donanımında meydana gelen bir sızıntı durumunda
hidrojenin uçuculuğunun çok yüksek olması nedeniyle hızla sistemden
uzaklaşacağından herhangi bir tehlike oluşturmaz.
Hidrojenin içten yanmalı motorlarda
kullanılabilmesi için geri tutuşma, erken ateşleme ve depolama problemlerinin
çözülmesi gereklidir. Bu amaçla çalışmalar bu konular üzerinde yoğunlaşmalıdır.
KAYNAKLAR
1.
Anonymous, 1992,
Bmft, Renewable Energy, Germany.
2. Acaroğlu, M., 1998, Biyokütle Enerjisi
Üretimi ve Uygulamaları, Yüksek Lisans ders Notları, Yayınlanmamış, Konya.
3.
Albay, A. O., 1993,
Fakir Karışımlı Benzin Motorlarında Hidrojen veya Doğal Gazın Ek Yakıt Olarak
Kullanılması, İTÜ Fen Bilimleri Yüksek Lisans Tezi, İstanbul.
4. Altan, M., Yörükoğlu, E., 1997,
Hidrojen-Zeolit Sisteminin Enerji Teknolojisindeki Önemi Türkiye 7. Enerji
Kongresi, Teknik Oturum Tebliğleri, Cilt:2, 3-8 Kasım 1997, Ankara.
5.
Apostolescu, N.,
Chırıac, R., A Study Of Combustion Of Hydrogen Enriched Gasoline İn A Spark
Ignition Engine, SAE Paper No: 9606603.
6.
Ateş, A., 1985,
İçten Yanmalı Motorlarda Hidrojenin Yakıt Olarak Kullanılması ve Depolama
Problemleri, S.Ü. Yüksek Lisans Tezi, Konya.
7.
Bohacik, T., Maria,
S.D., Travbridge,C., Saman,W.,Combustion Characteristic Of Electrolycally
Produced Hydrogen-Oxygen Mixture SAE Paper No: 971703.
8.
Dipioğlu, İ., 1998,
Hidrojenin Taşıt Üzerinde Üretimi ve Petrol Kökenli Yakıtlarla Birlikte İçten
Yanmalı Motorlarda Kullanımının İncelenmesi” S.Ü. Makine Anabilim Dalı, Konya.
9.
Glasson, N.,
Lumsden,G., Dingli,R., Watson,H., Development Of The Hajı System For A
Multi-Cylinder Spark Ignition Engine SAE Paper No: 961104.
10. Kondo, T., Lio,S., Hiruma, M., A Study On
The Mechanism Of Backfire İn Extarnal Mixture Formation Hydrogen Engines SAE
Paper No: 971704.
11.
Kukkonen, C.A.,
Hydrogen As An Alternative Automotive Fuel SAE Paper No: 810349.
12.
Özer, Ü., 1991,
Fosil Yakıtlar Yerine Solar Hidrojen, Yanma ve Hava Kirliliği Kontrolü, 1.
Ulusal Yanma Sempozyumu, G.Ü.,Ankara.
13.
Sherıf, S. A.,
Zeytinoğlu, N., 1993 Liquid Hydrogen: Potential And Problems, 1. Ulusal Temiz
Enerji Sempozyumu, İ.T.Ü., İstanbul.
14.
Soruşbay, C.,
Arslan, E., Hidrojen Yakıtlı İçten Yanmalı Motorlarda Yanma Performansı,
Mühendis Ve Makine Dergisi, Cilt:29, Sayı:339.
15.
Stout, B. A., 1984,
Energy Use and Management in Agriculture, Breton Publishers, Massachusetts, USA.
16. Tekin, M., Çevik, İ., 1997, Hidrojenin
İçten Yanmalı Motorlarda Kullanımı 5.Otomotiv Yan Sanayi Sempozyumu Bildiriler
Kitabı, MMO Yayınları, No:198, Bursa.
17.
Uyarel, A.Y., 1995,
Alternatif Yakıt Raporu: Hidrojenle Çalışan Miata, Teknik Gelişim Dergisi,
Yıl:3, Sayı:10.
18.
Ültanır, M.Ö., 1994,
Hidrojen Enerjisi ve Türkiye'de Hidrojene Geçiş Sorunları, Türkiye 6.Enerji
Kongresi, Teknik Oturum Tebliğleri, Cilt:1, İzmir.
19.
Ültanır, Temmuz
1996, M.Ö.,21.Yüzyılın Yakıtı Hidrojen, Bilim ve Teknik Dergisi.
20.
Ültanır, M.Ö., 1997,
Temiz Enerji Olarak Hidrojen Yakıtı ve Teknolojisi, Türkiye 7.Enerji
Kongresi,Teknik Oturum Tebliğleri, Cilt:3, Ankara.
21.
Ültanır, M.Ö.,
Aralık 1998, 21.Yüzyıla Girerken Türkiye’nin Enerji Stratejisinin
Değerlendirilmesi, Yayın No. Tüsiad-T/98-12/239, İstanbul.
22.
Veziroğlu, N., 1981,
Yeni Enerji Kaynaklarının Birleştiricisi: Hidrojen Enerji Sistemi, Doğa Bilim
Dergisi, Atatürk Özel Sayısı.
23.
Veziroğlu, N.,
Hidrojen Enerjisi, Modern Fizik (Ed:Zor M.) AÖF Yayını No:117, Eskişehir.
24.
Veziroğlu, N., 1998,
Uçaklar,Trenler,Otomobiller ve Gemiler, Ekoloji Çevre Magazin Dergisi, Yıl:7,
Sayı:26.
25.
Vorst, W., D.V.,
Finegold, J.G., 1975, Automotive Hydrogen Engines, And Onboard Storage Methods,
Hydrogen Energy Fundamentals, Miami Beach, Florida U.S.A.
26. Yazıcıoğlu, M.T., 1995, Taşıtlarda Alternatif Tahrik ve Yakıt Tiplerinin Etüdü, Yüksek Lisans Tezi, İ.T.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul