BUJİ İLE ATEŞLEMELİ
DEĞİŞKEN SIKIŞTIRMA ORANLI MOTORLARIN EGZOZ EMİSYONLARI AÇISINDAN
İNCELENMESİ
Perihan ERDURANLI Yakup SEKMEN Can ÇINAR
Gazi Üniversitesi Teknik
Eğitim Fakültesi Makine Bölümü Otomotiv Anabilim Dalı Beşevler 06500
Ankara
ÖZET
Motorlu taşıtlarda petrol kökenli yakıt
kullanımının bir sonucu olarak ortaya çıkan bir sorun da hava kirliliğidir.
Motorlu taşıtlardan kaynaklanan hava kirliliği ve gürültü düzeyi özellikle büyük
şehirlerimizde ciddi bir problem olarak insan sağlığını tehdit edecek boyutlara
ulaşmıştır. Bilim ve teknolojideki gelişmelerle motorların tasarım ve işletme
parametrelerinin iyileştirilmesine ve yakıtın en verimli şekilde yakılmasına
çalışılmakta; gerek yanma esnasında gerekse yanmadan sonra alınan tedbirlerle
egzoz emisyon seviyelerinin azaltılması sağlanmaktadır. Taşıt egzozundan çıkan
kirleticilerin (CO, HC, NOX, CO2) hava kirliliğini önemli
ölçüde artırdığı bilinmektedir. Bu çalışmada sıkıştırma oranı değişiminin buji
ile ateşlemeli motorların egzoz emisyonlarına etkileri araştırılmıştır.
Sıkıştırma oranı artışıyla NOx ve CO emisyonlarında azalma gözlenirken,
yüzey/hacim oranının artmasından dolayı HC emisyonlarında artış
gözlenmiştir.
ABSTRACT
One of the problems that is caused by the
usage of petrol based fuel in vehicles is air pollution. Air pollution and noise
level caused by vehicles, especially in big cities has reached at levels that
being a serious problem threats human bodies. By improvements in science and
technology, engine design and running condition parameters have been tried to be
developed and fuel has been tried to be burned at the best efficient ways; by
the cautions taken both during combustion and after combustion, exhaust emission
levels are reduced. It is known that the pollutants (CO, HC, NOX)
that are released from vehicles’ exhausts greatly raises the level of air
pollution. In this study, the affects of the changing compression ratio on
exhaust emissions of spark ignition engines have been investigated. It is
observed that NOX and CO emissions are decreased with increasing
compression ratio, however HC emissions are increased due to increasing
surface/volume ratio.
1.GİRİŞ
Motordan maksimum gücü, en ekonomik ve
çevreyi kirletmeden alabilmek için yapılan çalışmalar günümüzde hız kazanmıştır.
Motorun tüm çalışma şartlarında volümetrik ve termik veriminin artırılması, güç
kayıplarının en aza indirilmesi ve egzoz emisyonlarının azaltılması
araştırmaların temelini oluşturmaktadır.
Otomotiv mühendisliğinin amacı, ilgili
diğer bilim dallarındaki gelişmelerden de yararlanarak performans, güvenlik ve
konforu iyileştirirken, yakıt tüketimi, egzoz emisyonları ve gürültü düzeyini
azaltmak ve bunları olabildiğince taşıt maliyetine yansıtmadan başarmaktır.
Egzoz emisyonları, güvenlik ve gürültü yalıtımının iyileştirilmesi, taşıt
ağırlığının artmasına neden olmakta ve yakıt ekonomisini olumsuz yönde
etkileyebilmektedir.
Performansın ve egzoz emisyonlarının
iyileştirilmesi yanma olayının çok kısa bir zaman içinde verimli şekilde
gerçekleşmesine bağlıdır. Yanma veriminin, motorun bütün çalışma şartlarında
maksimum seviyede tutulması için mümkün olan çok sayıda parametrenin motorun
çalışma şartlarına göre ayarlanması, yakıtın en verimli şekilde enerjiye
dönüşümünü sağlayacaktır. Bu amaçla motorlarda ateşleme avansı, supab açılıp
kapanma zamanları, sıkıştırma oranı ve H/Y oranı gibi bazı işletme parametreleri
motor hızına ve yüküne bağlı olarak değiştirilmektedir [1].
Motordan iyi bir performansın elde
edilmesi, yakıtın verimli kullanılması ve emisyonların bütün çalışma şartlarında
sürekli olarak kontrol edilmesiyle gerçekleşebilir. Fakir karışımla çalışmada,
çalışma dengesizliği ve aşırı ısınmadan kaynaklanan problemler olmadan yanma
düzeltilebilirse hem emisyonlar düşer hem de yakıt ekonomisi iyileştirilebilir.
Ancak fakir yanma, alevin sönmesi ihtimaline kadar büyük problemlere de yol
açabilir. Bu problemler, sıkıştırma oranının artırılmasıyla aşılabilir [2].
Sıkıştırma oranının artışıyla ateşleme öncesi dolgu sıcaklığının artması daha
fakir karışımların ateşlenmesine imkan sağlamaktadır [3].
Değişik yük ve çalışma koşullarına göre
sıkıştırma oranının değiştirilmesiyle daha iyi performansa ulaşmak mümkün
görülmektedir. Kısmi yüklerde yanma verimini artırmak için karışımı
zenginleştirmek yerine sıkıştırma oranının artırılmasıyla hem yakıt ekonomisi
iyileşmekte hem de egzoz emisyonları düşmektedir [1,2,4-7].
Motorun sıkıştırma oranını değişken hale
getirmek için ya sabit sıkıştırma oranlı motor üzerinde bir takım değişiklikler
gerçekleştirilmekte ya da motor ilk baştan değişken sıkıştırma oranlı olarak
tasarlanmaktadır. Motorun kısmi yük performansını artırmak ve yakıt ekonomisi
sağlamak amacıyla sıkıştırma oranının değişken hale dönüştürülmesi çeşitli
şekillerde yapılmaktadır. Bunlar, yanma odası hacmini büyütüp küçülterek, biyel
boyunu değiştirerek, piston yüksekliğini değiştirerek, krank mili ana ve biyel
muylu çapını değiştirerek, silindir kapağını hareket ettirerek veya başka
şekillerde olabilmektedir, Şekil 1. Bu motorlarda sıkıştırma oranı, silindir
basıncına veya motor yükü ile hızına bağlı olarak değiştirilmektedir
[1,2].

Şekil 1 Sıkıştırma
oranı değiştirme metodları [8].
2.KİRLETİCİ EMİSYONLAR ve
ETKİLERİ
Hava kirliliğinin önemli nedenlerinden biri
olan motorlu taşıtların egzoz emisyonları; ağırlıklı olarak, azot oksitler
(NOx), karbon monoksit (CO) ve yanmamış hidrokarbonları (HC) içermektedir, Şekil
2. İçten yanmalı motorlar tarafından üretilen hava kirliliği yakıtın yanması
veya buharlaşması sonucu ortaya çıkar [9]. Bu kirletici emisyonlar insan
sağlığı, hayvanlar ve çevre açısından zararlı ve tehlikeli etkilere
sahiptirler.
Hava hacimsel olarak yaklaşık %21
O2 ve % 78N2, %1 Argon (Ar), karbondioksit
(CO2), metan (CH4) ve su buharı (H2O) gibi
çeşitli gazlardan oluşmaktadır. Atmosferin bileşimindeki küçük değişimlerin bile
büyük iklimsel değişimlere yol açabileceği gerçeği hava kirliliğinin önemini
ortaya koymaktadır. [10]. Atmosferdeki kirletici emisyonlardan
CO2’nin %93, HC’nin %57’si NOx’in %39 u SO2’(Dizel) nin
%1’i motorlu taşıt kaynaklıdır. Taşıtlar yasal olarak tespit edilmiş emisyon
seviyeleri içinde çalışmakla zorunlu tutulmuşlar ve çoğu zaman düşük emisyonlar
ile yakıt ekonomisi arasında bir uyuşma mevcut olmaktadır.

Şekil 2.Motorlu
taşıttaki kirletici emisyon noktaları [10].
Farklı motorlar arasında CO, NOX
ve HC emisyonları ateşleme zamanı, yük, hız ve belirli hava/yakıt oranı gibi
değişkenlere bağlı olarak farklılık göstermektedir. Hava/yakıt oranına bağlı
olarak meydana gelen tipik emisyon değişimleri Şekil 3’de
görülmektedir.

Şekil 3 Yakıt-hava
oranına bağlı olarak egzoz emisyonlarının değişimi [15].
Hidrokarbonlar, yakıtların eksik yanması
veya tutuşamaması sonucu meydana gelirler ve yaklaşık olarak motora giren yakıt
miktarının %1-1.5’ini oluştururlar. Yanma odasını çevreleyen dar
boşlukların sıkıştırma esnasında yakıt-hava karışımı ile dolması, yakıtın yağ
tabakaları içinde absorbsiyonu, kalıntıların yağ filmi etkisi göstermesi,
silindir içinde sıvı yakıt kalması ve supap yatak boşluklarında karışım sızması
şeklindeki mekanizmalar en önemli HC kaynaklarıdır.
Yanma odası içinde bulunan çok küçük
hacimli bölgelere, hava ve atık gazlar girebilmekte iken bu küçük hacimler
içinde alevin ilerlemesi mümkün olmadığı için, bu boşlukların yanmamış HC
oluşumuna önemli katkısı vardır [12,13].
Değişken çalışma koşullarında
hava/yakıt oranı, egzoz gazlarının tekrar çevrime gönderilme miktarı, ateşleme
zamanlaması gibi faktörler tam olarak kontrol edilemediklerinden, yanma kalitesi
düşer ve yakıtın bir kısmı hiç yanmayabilir veya kısmen yanabilir. Bu gibi
durumlarda HC emisyonları otomobilden dışarı atılan yanmamış gazlardır
ve;
Motor freni ve
hız kesme (yavaşlama) esnasında gaz kelebeği tamamen kapalı konumdadır ve
relanti kanalından silindir içine bir miktar yakıt emildiği halde bunu yakacak
yeterli hava giremez. Böylelikle düşük kompresyon ve zengin bir karışım meydana
gelir. Düşük sıkıştırma ve yetersiz oksijen, eksik yanmaya sonuç olarak da HC
emisyonlarının artmasına neden olur [11].
2.2. CO
Emisyonları
Karbon monoksit, yakıt içindeki karbon
tamamen yanmadığında oluşan renksiz, kokusuz ve zehirli bir gaz olup ülke
çapındaki bütün CO emisyonlarının yaklaşık % 60’ını, şehirlerde % 95 kadarına
karayolu taşıtları sebebiyet vermektedir. Bu emisyonlar, özellikle trafik
sıkışıklığının yoğun olduğu bölgelerde yüksek CO konsantrasyonları ile
sonuçlanabilmektedir. CO emisyonlarının diğer kaynakları ise endüstri prosesleri
ile kazan ve çöp yakma fırınlarında yakılan yakıtlar teşkil etmektedir [14].
CO emisyonları yük ve hız değişimlerine
büyük oranda duyarsız olup hava/yakıt oranına karşı daha duyarlı davranmaktadır.
CO oluşumunu etkileyen en önemli faktör hava fazlalık katsayısıdır. Karışım
zenginleştikçe, yanma odasına alınan yakıtın içindeki karbonun tamamını
CO2 şeklinde yakacak oksijen bulunmadığından, CO oranı hızlı bir
şekilde artmaktadır. Buji ile ateşlemeli motorlar, kısmi yüklerde yakıt
ekonomisi açısından stokiyometrik orandan biraz fakir karışımlarla çalışmakla
birlikte, tam yükte belirli bir kurs hacmi için emilen havadan tam olarak
yararlanmak amacıyla zengin karışımla çalışırlar. Dolayısıyla buji ile
ateşlemeli motorların CO emisyonunun kontrolü önemlidir.
Otomobillerden yayılan CO emisyonları soğuk
havalarda dramatik olarak artmaktadır. Bu durum otomobillerin soğuk havalarda
çalıştırılması için daha fazla yakıta ihtiyaç duymasından ve O2
sensörleri ile katalitik konvertörler gibi bazı emisyon kontrol aygıtlarının
soğuk iken daha az etkin çalışmalarından kaynaklanmaktadır.
CO, kana geçerek vücudun organ ve
dokularına O2 dağıtımını azaltır. CO’e maruz kalmak hasta
bireylerin yanı sıra sağlıklı bireyleri de olumsuz yönde etkilemektedir.
Yükseltilmiş CO seviyelerindeki is, görüş bozukluğu, iş yapma kapasitesinde, el
becerisi gerektiren işlerde ve öğrenme kabiliyetinde azalma gibi olumsuzlukları
meydana getirmektedir. EPA’nın halk sağlığı standardına göre hava
kalitesi, günün ikinci 8 saatlik zaman dilimi boyunca yapılan ölçümler için max
ortalama CO konsantrasyonu milyonda 9’un üstüne çıkmamalıdır [14].
2.3. NOX Emisyonları
NOX , değişik miktarlarda azot
ve oksijen içeren fazlaca reaktif bir gazdır. Hava yakıt karışımı içindeki
NOX, yanma odası sıcaklığı yaklaşık 1800 °C ye yükseldiğinde azot
(N2) ve oksijen (O2) nin birleşmesiyle oluşur. Eğer
sıcaklık 1800 °C’nin üstüne yükselmez ise, N2 ve O2, NO
gazını meydana getirmeden egzoz sisteminden dışarı atılır. Azot ve oksijen
gazlarının değişik moleküllerinin birleşmesi ile NO, NO2,
N2O, N2O3 vb. gibi çeşitli gazlar ortaya çıkar
ki bunların hepsine birden “Azot oksitler” denir ve NOx olarak ifade edilir
[11,14,15]. NO2 renksiz ve kokusuz olmasına rağmen genel bir
kirleticidir ve NO2 partikülleri havada sık sık kırmızımsı kahverengi
bir tabaka olarak kent alanlarının üzerinde görülebilir. Buji ile ateşlemeli
motorlarda NO2/NO oranı ihmal edilebilecek düzeydedir. Benzin gözardı
edilebilecek seviyede azot içerdiğinden, NO oluşumunun asıl kaynağı atmosferik
(moleküler) azot (N2)’dir. NO’nun atmosferik azotu
parçalamasından
N2+O à NO+N
N+O2 à NO+O
N+OH à NO+H
şeklinde denge reaksiyonları sonucu meydana
geldiği varsayılmaktadır [15,16]. Egzoz gazları içindeki NOx gazlarının % 95’i
NO (azotoksit)’tir.
N2 + O2
(ISI) à2NO
NO atmosferdeki oksijen ile birleşerek
NO2 meydana getirir.
2NO + O2
(ISI) à 2NO2
NOx emisyonlarını azaltmak için; hem yanma
odası içindeki sıcaklığın 1800 °C’ye ulaşmasını önlemek ve yüksek sıcaklıklara
ulaşılan süreleri kısa tutmak, hem de oksijen konsantrasyonunu düşürmek
gerekmektedir. Hava-yakıt oranının stokiyometrik orandan daha zengin olmasıyla
NOx konsantrasyonunun düşmesinin nedeni oksijen miktarının azalması, oldukça
fakir karışımlarda düşmesinin nedeni ise yanmanın yavaş olması ve maksimum
sıcaklığın düşük olmasıdır. Ateşleme zamanına avans veya rötar verilmesi, yanma
odası içinde oluşan maksimum sıcaklığı değiştirdiğinden NOx konsantrasyonu da
değişir. Teorik hava-yakıt oranı için NOx konsantrasyonu ateşleme zamanına avans
verdikçe yüksek yanma sıcaklığına bağlı olarak önemli derecede artmaya başlar
[11,17].
Yanma esnasında alev cephesi silindir
içerisinde ilerlerken NO’nun esas olarak alevin arkasında yüksek sıcaklıklı
yanmış gaz bölgesinde meydana geldiği kabul edilmektedir. Yine genişleme kursu
süresince yanmış gazlar soğurken, NO’nun ayrışma reaksiyonları sona erdiğinden,
egzoz koşullarındaki denge durumunda olması gerekenden daha yüksek
konsantrasyonda NO oluşumu söz konusudur.
EPA’ya göre hava kirliliğine sebep olan 6
temel kirleticiden (CO, Pb, NOX, partikül madde, SO2 ve
kararsız organik bileşikler) NOX hariç diğerleri 1970’deki Temiz Hava
Yasası’ndan bu yana önemli derecede azalmıştır. NOX’in bu periyottaki
artış oranı % 10’dur.. NOx ve NOx den
oluşan kirleticiler sadece yayıldığı alanla sınırlı kalmayıp rüzgarla uzun
mesafelere taşınabilirler. Bundan dolayı NOx’in kontrolü lokal
alanlardaki kaynaklar üzerinde odaklanmaktan daha çok bölgesel olarak bir şeyler
yapıldığında daha etkilidir. NOx, ciddi solunum problemleri
başlatabilmekte, yer seviyesindeki ozonun ve asit yağmurlarının oluşumuna, suyun
bozulmasına, atmosferik partikülleri görülebilirliği azalması, toksit
kimyasalların oluşumuna etkir ve küresel ısınmaya sebeb
olmaktadır[14].
3. SIKIŞTIRMA ORANININ EGZOZ EMİSYONLARINA
ETKİSİ
Sıkıştırma oranının yanmayı etkilemesiyle
birlikte motorun emisyon seviyelerinde de değişiklikler olmaktadır. Sıkıştırma
oranındaki artışlar HC emisyonlarını artırmaktadır. Yüksek sıkıştırma
oranlarında genişleme zamanının sonlarında gaz sıcaklıklarının çok düşmesi
sonucu silindirdeki HC oksitlenmesinin daha az gerçekleşmesi, daha düşük egzoz
sıcaklıkları nedeniyle egzoz sisteminde daha az oksidasyon olmasıdır. Ayrıca,
yanma odası yüzeylerindeki ve piston bölgelerindeki yarık ve oyuk kısımların
hacmindeki artışlar da HC emisyonlarını artırmaktadır [15].
Yanma odası yüzey/hacim oranı HC
emisyonlarını etkileyen önemli parametrelerden biridir. Sıkıştırma oranı
artışıyla birlikte artar ve HC emisyonlarının artmasına neden olur. Yanma odası
içinde alev yüzeye yakın bölgelerde soğur ve söner. Bu yanmamış bir HC tabakası
bırakır ve bu tabaka yanmış gazlarla birlikte egzozdan atılır.
Sıkıştırma oranının artırılması, ateşleme
anındaki karışımın basınç ve sıcaklığını artırırken artık gaz yoğunluğunu da
azaltır. Bununla birlikte hem karışımın ateşlenebilmesi için uygun koşullar
oluşur hem de yanma olayının başlangıç fazının süresi kısalır, ana fazdaki
alevin yayılma hızı yükselir. Diğer taraftan sıkıştırma oranının artırılması,
yanma odası yüzey/hacim oranının artırdığında karışımın büyük miktarı bağıl
olarak yanma odası çeperleri yakınında toplanacağından son safhanın süresi
artar. Optimum ateşleme avansı ile bu durum azaltılabilir [18].
Yanma odası yüzey/hacim oranındaki
artış motorda vuruntu oluşma olasılığını azaltırken HC emisyonlarını arttığından
buji ile ateşlemeli motorlarda bu oran önemli bir parametredir. Sıkıştırma
oranının artışı ile oluşacak vuruntu, belirli bir noktaya kadar ateşleme avansı
değişimiyle kontrol edilebilir. Artan sıkıştırma oranlarında maksimum verimi
elde etmek için ateşleme avansının bir miktar azaltılması gerekir Şekil 4 [19].
Buji ile ateşlemeli motorlarda sıkıştırma oranının ve hava giriş sıcaklığının
artırılması daha fakir karışımların yakılmasını mümkün kılar. Fakir karışımlarda
alevin yayılma hızının düşmesi ve gecikme periyodunun uzaması nedeniyle ateşleme
avansının artırılması gereklidir [20].

Şekil 4 Ateşleme
avansının yakıt/hava oranına ve sıkıştırma oranına bağlı değişimi (CFR
Motoru,
Yakıt Propan, n=1200
d/d) [20]
Sabit sıkıştırma oranında indike verim
yüzey/hacim oranındaki artışla lineer olarak azalmaktadır. Şayet, süpürme hacmi
sabit tutulursa ve sıkıştırma oranı artırılırsa, daha küçük süpürme oranlarında,
yüzey/hacim oranında daha büyük artış olur. Bu yüzden indike verimdeki iyileşme
oranı küçük boyutlu motorlar için daha küçük olur (Şekil 5) [21].

Şekil 5 Yüzey/Hacim
oranı ile indike verim arasındaki ilişki [21].
Adams, W.H.,ve arkadaşları tarafından 4
silindirli, 4 zamanlı, kurs hacmi 1780 cm3 benzin enjeksiyonlu bir
motorun silindir kapağına yardımcı oda eklenmesiyle yapılan değişken sıkıştırma
oranlı motora sahip taşıtta egzoz emisyon seviyeleri katalist kullanılmaksızın
ölçülmüştür. NOx ve CO emisyonlarında azalma gözlenirken, sıkıştırma
oranıyla birlikte artan yüzey/hacim oranından dolayı HC emisyonlarında artış
gözlenmiştir (Şekil 6) [22].

Şekil 6 Standart bir
taşıtla değişken sıkıştırma oranlı bir taşıtın egzoz emisyonları açısından
karşılaştırılması [22]
Felt A.E. ve Krause S.R. tarafından 1969
model 383-CID V8 motorunda sıkıştırma oranı değişiminin egzoz emisyonlarına ve
yakıt tüketimine etkileri dinamometre ve taşıt testleriyle incelenmiştir.
Sıkıştırma oranı değişikliği sadece piston değişiklikleriyle sağlanmış ve
gerekli ateşleme avansı değişiklikleri hariç motorda herhangi bir değişiklik
yapılmamıştır. Kararlı durum dinamometre testleri 7.6/1 ve 9.5/1 şeklinde iki
ayrı sıkıştırma oranında aynı güç için yapılmıştır. Her iki sıkıştırma oranında
aynı güç için NO ve CO emisyonları değişmezken, HC emisyonları azalmıştır
Şekil 6, 7- Modu Federal Test Prosedürüne göre yapılan Taşıt testlerinde ise NO
ve CO emisyonları değişmemiş, HC emisyonlarında bir miktar artma meydana
gelmiştir [23].
Şekil 7 motor hızına bağlı olarak NO
konsantrasyonunu ppm olarak MBT(Maksimum Fren Torku) ve %98MBT ateşleme
zamanında göstermektedir.Şekil 7’den NO’un her iki MBT yada %98MBT ateşleme
zamanında eşit güç üretiminde sıkıştırma oranı ile temelde değişmediği tespit
edilmiştir. Ateşleme zamanı MBT’den %98 MBT’ye geciktirildiğinde (yaklaşık 5˚
KMA) NO emisyonları her iki sıkıştırma oranı içinde % 20 civarında azaldığı
görülmektedir.

Şekil 7 Sıkıştırma
oranının HC ve NO emisyonlarına etkisi
Aynı gücü düşük sıkıştırma oranında elde etmek için % 7 fazla yakıt ve havanın gerektiği görülmektedir. Hız aralığı boyunca kütlesel NO emisyonlarının, yüksek sıkıştırma oranında düşük sıkıştırma oranındakinden % 4 daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Şekil 7’de sadece her iki sıkıştırma oranında MBT ateşleme zamanında motor hızına bağlı olarak yanmamış HC emisyonları değişimi görülmektedir. Düşük sıkıştırma oranındaki egzoz gazı içindeki HC’larda azalmalar olduğu tespit edilmiştir. Bu azalmalar düşük sıkıştırma oranında artan egzoz hacminden dolayı kütlesel olarak yaklaşık % 7 daha az bulunmuştur.
Hem dinamometre hem de taşıt
testlerinde, NO emisyonları eşit güç üretimi için sıkıştırma oranıyla
değişmemiştir. Dinamometre testlerinde HC emisyonları sıkıştırma oranı azalırken
azalmaktadır. Taşıt testlerinde ise NO ve CO emisyonları sıkıştırma oranındaki
azalmadan etkilenmezken HC emisyonları bir miktar artmıştır. Ayrıca, hem
dinamometre hem de taşıt testlerinde sıkıştırma oranı azaltıldığında artan yakıt
ve hava kütlesi kütle emisyonlarını artırmaktadır.
Boggs D.L. ve Hibert H.S. tarafından 1995
yılında 16 litrelik bir I-4 motoru Otto-Atkinson çevrimine göre çalışacak
şekilde tasarlanmış ve sıkıştırma oranı 9.5/1-15.5/1 arasında kademeli olarak
değiştirilmiştir. Emme supaplarının da sabit olarak geç kapanması sağlanmıştır.
Otto-Atkinson motorunun sıkıştırma oranını değişken yapmak için sıkıştırma
yüksekliği değişken piston kullanılmıştır. Sistem iç ve dış piston olmak üzere
iki ana elemandan oluşmaktadır. Dış piston iç piston üzerinde aşağı yukarı
kaymakta ve böylece sıkıştırma yüksekliği değişmektedir ve dış pistonun
hareketi hidrolik sistem tarafından silindir basıncına göre kontrol
edilmiştir. [24].
Standart motor ile Otto-Atkinson motorunun
egzoz emisyon değişimleri Şekil 8’de görülmektedir. Kısmi yüklerde Otto-Atkinson
motorunda standart motora göre NOX ve CO emisyonlarında bir azalma
gözlenirken HC emisyonlarında %6 oranında bir artış gözlenmiştir.

Şekil 8 Otto-Atkinson motoru ve standart motorun egzoz emisyon değerleri [25]
Çelik B. tarafından standart motor ile
değişken sıkıştırma oranlı motorun stokiyometrik ve zengin karışımla çalışmaları
karşılaştırılmıştır. Stokiyometrik karışımla çalışmada değişken sıkıştırma
oranlı motorun CO emisyonu standart motora göre 5 Nm’lik yükte % 14 kadar azalma
göstermiştir. Artan sıkıştırma oranı yanma verimini artırdığından CO
emisyonlarında bir miktar azalma olmaktadır. Zengin karışımla çalışmada
stokiyometrik karışımla çalışmaya oranla CO seviyelerinde artma olmuştur.
Değişken sıkıştırma oranlı motor 2.46 Nm’lik yükte standart motora göre yaklaşık
% 6’lik daha az emisyon ölçülmüştür.
Sıkıştırma oranı artışıyla birlikte HC
emisyonlarının standart motorunkine göre arttığı tespit edilmiştir. Kısmi
yüklerde bu artış % 27’ye kadar ulaşmıştır. HC emisyonlarının en önemli
kaynaklarından birisi yanma odası duvar yüzey alanıdır. Alevin yüzeye yakın
bölgelerde soğuyup sönmesi yanmamış HC tabakasına sebep olmakta ve bu tabaka
yanmış gazlarla karışarak egzozdan atılmaktadır. Sıkıştırma oranı artışıyla
birlikte yüzey/hacim oranı arttığından HC emisyonları da artmaktadır. Zengin
karışımla çalışmada ise stokiyometrik karışımla çalışmaya oranla HC
emisyonlarının her iki motor içinde arttığı tespit edilmiştir. Değişken
sıkıştırma oranlı motor emisyonları standart motora göre % 30 daha fazla
olmuştur [1].

Şekil 9 Değişken
sıkıştırma oranlı motor (DSOM) ile Standart motorun CO ve HC emisyonları
değişimi [1].
Sıkıştırma oranı artışı motor verimini
artırmaktadır. Ancak daha yüksek motor verimi NO emisyonlarını da
artırmıştır.Düşük sıkıştırma oranlarında daha yüksek VR/LE motor verimleri ancak
eş zamanlı olarak NO emisyon artışı ile elde edilebilmiştir. Bu durum daha
yüksek pik basınç değerleri ve düşük artık gaz miktarlarından dolayı
gerçekleşmektedir. Mekanizmanın yapısından dolayı iki farklı minimum sıkıştırma
oranı vardır, εmin =7.5 ve εmin =8.5. VR/LE motoru ile
klasik motor verimleri arasındaki fark; VR/LE motoru için makul NO
konsantrasyonunda meydana gelen farklılıklardaki eş zamanlı azalmalar ile olan
olan daha büyüktür. Bu yüzden εmin ’deki artış VR/LE motoru için
termodinamik yeterlilik açısından daha avantajlıdır [26].

Şekil 10 İki minimum sıkıştırma oranı için NO emisyonları değişimi [26]
VR/LE motoru olarak bilinen motor, silindir
çapı 77mm, krank yarıçapı 35.3 ve 650 cm3 yer değiştirme hacimli 2
silindirli bir motorun silindirlerinden sadece biri üzerinde eksantrik krank
mekanizması uygulanarak sıkıştırma oranı 6.13 ile 9.61 arasında
değiştirilmiştir. Egzoz gazları içerisindeki NO konsantrasyonu değişik
sıkıştırma oranlarında ölçülmüştür, Şekil 11. NO konsantrasyonu sınırlı
büyüklüktedir ve genelde sıkıştırma oranının artırılmasıyla NO konsantrasyonları
düşüş eğilimdedir. Motorun stokiyometrik karışım oranından biraz zengin bölgede
çalıştırılması önerilmiştir. Bu sonuç aynı sıkıştırma oranında fakat iki farklı
faz-açısında (Birinci aralık 1800<µ0£3600,
ikinci aralık 00<µ0£3600) ölçülen NO
konsantrasyonları arasındaki önemli farklar ile desteklenmiştir. Mekanizma, NO
emisyonları ve verime göre avantaj sağlayan µ0 faz açısının aralığını
seçme olanağı sağlamaktadır. Sıkıştırma oranı değişimleri ile NO
konsantrasyonundaki değişim klasik motorunkine göre VR/LE motorunda daha memnun
edicidir [27]

Şekil 11. Sıkıştırma oranına bağlı olarak NO konsantrasyonun değişimi [27]
Yakıtların iklim dengesini bozan etkileri
yüzünden insan sağlığı tehdit altında bulunmaktadır. Günümüzde ve gelecekte
enerjiyle ilgili tüm tercihlerde çevreyle ilgili endişeler önemle göz önünde
bulundurulmalıdır. Bilim gelecekte bol, temiz ve ucuz yeni enerji kaynakları ile
bu sorunun üstesinden gelmeyi amaçlarken mevcut enerji makinalarının verimini
artırmayı ve kirletici emisyonlarda azaltmayı ihmal etmemelidir.
Yapılan çalışmalarda sıkıştırma oranı
değişimi ile egzoz emisyonlarında iyileşmeler olmuştur. Ancak, bu çalışmalarda
sıkıştırma oranı değişimi elle/dışarıdan kontrol edilmiştir. Elektronik veya
hidrolik kontrollü, motor yükü ve hızına bağlı olarak sıkıştırma oranını kontrol
eden bir yardımcı mekanizma tasarımı ile çevre kirliliği açısından daha olumlu
sonuçlar elde edilebilir. Artan sıkıştırma oranıyla maksimum verimin elde
edilebilmesi için ateşleme avansının azaltılması gerekmektedir.
Kısmi yüklerde artan sıkıştırma oranı ile
yanma verimi arttığından CO emisyonları azalmaktadır. Sıkıştırma oranı
değişiminin NOX emisyonları üzerindeki etkisi ihmal edilecek kadar
düşüktür. Bazı çalışmalarda artan sıkıştırma oranıyla NOX
emisyonlarının arttığı, diğer çalışmalarda ise azaldığı görülmüştür. Yüksek
sıkıştırma oranı, yanma odası yüzey/hacim oranını artırması sebebiyle HC
emisyonları da artmaktadır.
Şehir içi sürüş şartlarında yanma verimini
artırmak için karışımı zenginleştirmek yerine sıkıştırma oranının artırılmasıyla
kirletici egzoz emisyon seviyelerinde önemli derecede azalmalar sağlanacağı
düşünülmektedir. Yeni bir çalışma ile yeniden formülize edilmiş benzinlerin
kullanımı ile daha temiz yanmanın sağlandığı motorlarda olumlu sonuçlar elde
edilebilir.
Motorlu taşıtlarda, sıkıştırma ve yanma
sırasında yanma odasında oluşan yüksek basınçlar nedeni ile segman
boşluklarından kartere geçen gazların ve yağ buharından kaynaklanan emisyonlar
tekrar emme sistemine gönderilmesiyle kontrol altına alınabilir. Yine yoğun
trafikte relantide çalışma veya yoğun güneş ışığı altında park esnasında yakıt
sistemlerinde oluşan fazla yakıt buharından kaynaklanan emisyonlar havalandırma
kanalları üzerine yerleştirilen ve aktif karbon içeren hazneler tarafından önce
emilip daha sonra emilen bu yakıt buharının normal çalışma koşullarında serbest
bırakılarak yanma odasına gönderilmesi ile kontrol edilebilir.
KAYNAKLAR
1.
Çelik, M.B.,
Şubat 1999, Buji ile Ateşlemeli Bir Motor Sıkıştırma Oranının Değişken Hale
Dönüştürülmesi ve Performansa Etkisinin Araştırılması, Gazi Üniversitesi Fen
Bilimleri Enstitüsü Doktora Tezi, Ankara.
2.
Harne, V., Marathe,
S.R., 1987, Variable Compression Ratio Two Stroke Engine, SAE Paper
891750.
3.
Wallace, W.A., Lux,
F.B., 1964, A Variable Compression Ratio Engine Development, SAE Paper 640060,
pp. 680-707
4.
Walzer, P.,
Seiffert, U., 1991. Automobile Technology of the Future, Wolfsburg, June
1990.
5.
Seiffert, U,
Walzer, P., The Future for Automotive Technology , Frances Pinter Pub.,
London 1984.
6.
Stone, R.,1989.
Motor Vehicle Fuel Economy, Macmillan Educational Ltd.,Houndsmills.
7.
Çetinkaya, S., 1990,
Motorlu Taşıtların Yakıt Ekonomisini İyileştirme Çalışmaları, Gütef Dergisi,
sayı 3.
9.
Heisler,H., 1995,
Advanced Engine Technology, Edward Arnold, London,
10.
Sunay,Ç., “İnsanlık
Geleceği ile mi Oynuyor? İklim Değişiyor”Bilim ve Teknik, sayı 392,Temmuz
2000.
11.
Stone, R.,1989,
Motor Vehicle Fuel Economy, Macmillan Educational Ltd.,Houndsmills.
12.
SÜRMEN, A., Buji ile
Ateşlemeli Motorlarda HC emisyonlarının Oluşumu ve Alev Geçişi Sonrası
Davranımının Matematik Modeli, 5.Yanma Sempozyumu, 21-23 Temmuz 1997,
Kirazlıyayla/Bursa-Türkiye.]
13.
YILDIRIM, M., GÜL,
Z, Buji ile Ateşlemeli Motorlarda Segman Boşluğu Hidrokarbonlarının Çok Boyutlu
Matematik Modeli, 5.Yanma Sempozyumu, 21-23 Temmuz 1997,
Kirazlıyayla/Bursa-Türkiye.
14.
www.epa.gov
15.
Heywood, John B.,
Jan. 1988, Internal Combustion Engine Fundamentals, McGraw-Hill,
Newyork.
16.
Bilgin, A., Durgun,
O., Taşıt Motorlarında Kirletici Oluşum Mekanizmaları ve Önlenmesi, 5.Yanma
Sempozyumu, 21-23 Temmuz 1997, Kirazlıyayla/Bursa-Türkiye.]
17.
Benson,R.S.,
Whitehouse,N.D., 1979, Internal Combustion Engines, Volume 1, Pergamon Press,
Newyork.
18.
Safgönül, B., 1981,
Pistonlu Motorlar, İTÜ Yayın No 124
19.
Öz., İ.H., 1962,
Motorlar ,Cilt 2, Birsen Yayınevi
20.
Bolt, J.A.,
Holkeboer, D.H., 1962, Fuel-Air Mixtures Spark Ignited Engines, SAE Transaction
Vol. 70.
21.
Muranaka, S.,
Takagi, Y., Ishida, T., 1987, Factors Limiting The Improvement in Thermal
Efficiency of Spark Ignition Engine at Higher Compression Ratio, SAE Paper
870548.
22.
Adams, W.H.,
Hinrichs, H.G., Adamis, P., 1987, Analysis of The Combustion Process of A Spark
Ignition Engine with A Variable Compression Ratio, SAE Paper 870610.
23.
Felt, A.E., Krause,
S.R., 1971, Effects of Compression Ratio Changes on Exhaust Emissions. SAE Paper
710831.
24.
Blakey, S.C.,
Saunders, R.J., 1991, A Design and Experimental Study of an Otto-Atkinson Cycle
Engine Using Late Intake Valve Closing, SAE Paper 910451.
25.
Boggs, D.L.,
Hilbert, H.S., 1995, The Otto-Atkinson Cycle Engine-Fuel Economy and Emissions
Results and Hardware Design, SAE Paper 950089.
26.
Rychter, T.J.,
Teodorczyk, A., 1985, Economy and NO Emission Potential of an Spark Ignition
Variable R/L Engine, SAE Paper 850207.
27.
Wardznski, W.F.,
Rychter, T.J., 1991, Variable R/L Research Engine–Design and Preminary
Investigation, SAE Paper 911773
![]()