4.2-
BİYOGAZ ENERJİSİ:
4.2.1-Önemi
ve Kaynakları:
Çiftlik gübresi, yani hayvan gübresi
başta olmak üzere, çeşitli organik artıkların (bitkisel artıklar, deniz ve kara
yosunları, özel olarak yetiştirilen bazı bitkiler gibi), oksijensiz bir ortamda
fermantasyona uğratılması sonucu elde edilen yanıcı gaz karışımına, biyogaz denir.(Metan gazı=CH4).Organik kökenli
kaynaklara dayanan bu enerji üretim yönteminde temel enerji kaynağı,
organik kökenli artık ve atıklardır. Az önce de ifade edildiği üzere bunlar,
değişik amaçlarla değerlendirilmiş olabilirler. Örneğin ot ve saman artıkları ,
kent çöpleri, tarla ürün artıkları, hayvan besin artıkları, çiftlik
hayvancılığının küçük ve büyük baş hayvan dışkıları ve benzerleri
olabilecekleri gibi, bizzat bu amaçla yetiştirilen bazı bitkiler (yeşil gübre)
ve deniz yosunları (alg, diyatomit), ya da kara yosunları (likenler) olabilirler. Bunlardan
belli bir miktarı, tekniğine uygun olarak inşa edilmiş havasız bir depoda
toplanarak depolanırsa, belli aşamalarda kimyasal tepkimelerin oluşması ve
yanıcı gaz karışımının açığa çıkması mümkün olmaktadır. Bu nedenle de,
dönüştürülmüş enerji üretmek için yararlanılan bu gibi organik kökenli
maddelere, genel bir terimle biyomas ve
bunlardan elde edilen enerjiye ise, biyomas enerjisi adı verilmektedir. Terimi
oluşturan biyo canlı, mas (mass)
ise kütle veya yığın, başka bir ifade ile enerji elde edilecek tesise enerji
maddesinin yığılıp depo edilmesi gibi anlamlara gelmektedir. Dolayısıyla da bu
gibi organik kökenli artıklardan elde edilen enerjiye, biyomas
enerjisi denir.
Sözü edilen enerji kaynağı, bugüne kadar
ki uygulamalardan anlaşıldığına göre, hayli ekonomik bir kaynaktır. Örneğin,
bir ton biyamas maddesinin havasız bir ortamda
fermente edilmesi sonucu, 1.2 varil petrol eşdeğeri bir enerjinin elde
edilebileceği hesaplanmıştır. Öte yandan biyomas
kaynaklarından elde edilen yanıcı gaz karışımı’nın, m3’ü başına %40 ila %70
oranında metan gazı, %30 ila %55 oranında
karbondioksit ve diğer oranların ise azot, hidrojen ve hidrojensülfür gibi maddelerden oluştuğu anlaşılmıştır.
4.2.2-
Biyomas Enerjisinin Geçmişteki Önemi ve Bugünkü
Yararlanma Alanları:
Biyomas enerjisi kaynaklarının en önemlisi, tahmin
edileceği üzere Hayvan gübresi
kaynağıdır. Bu kaynağın yakıt olarak kullanılmaya başlanması, her halde insanın
yerleşik düzene geçmesiyle birlikte başlar. Ancak hiç
şüphe yok ki, bu konuda belli bir tarih
ve bölge göstermek pek mümkün değildir. Ancak, hayvan gübresinden tezek
yapımı ve bunun yakıt olarak kullanılması, elbette yüz yıllar öncesinden
başlamıştır.
Birçok ülkede köylü nüfus, bugün de,
ısıtma-ısınma ve pişirmede, bu kaynaktan geniş ölçüde yararlanır. Asya, Afrika
ve Güney Amerika ülkelerinde, ormandan
yoksun otsu bitki formasyonu bölgeleri, yani step toplumları, günümüzde
de en güvenilir ısınma ve pişirme işleri
yakıtını, hayvan gübresinden yapılan tezekten sağlamaktadır.
Çiftlik gübresinden biyogaz
yani metan gazı elde edilmesi halinde, bu gaz ısıtma, aydınlatma,
pişirme işlerinde ve elektrik enerjisi üretiminde kullanılabilmektedir. Öte
yandan bu amaçla kullanılan gübre, fazla bir kayba uğramadan, yine tarıma verilebilmektedir.
Biyogaz, parlak
ve mavi bir alevle yanan, kalorifik değeri nispeten yüksek bir gaz karışımıdır. Birim
hacimdeki biyogazda, yaklaşık %70oranında metan
gaz (CH4) vardır. Zaten, yanıcılık niteliğini kazandıran da, bu gazdır.
Metan gazı, daha önce belirtilen organik kökenli artıklardan, yani biyomas kaynaklarından ve özellikle çiftlik gübresi’nden
kolayca elde edilebilir. Öte yandan, biyogaz elde edilmesinde,
tesis ve üretim teknolojisi karmaşık olan bir sistem gerekmez. Üretim için
gerekli olan hammadde, kırsal kesimde hayvancılık yapan her aile tarafından,
zaten bol miktarda sağlanmaktadır.
Çiftlik gübresinden, metan gazı veya biyogaz elde edebilmek için en fazla baş vurulan yöntem,
kesik besleme yöntemidir. Fermantasyon tankı denilen ve ihtiyaca göre 50
ila 300 m3 hacmi olan betonarme bir
depo, taze çiftlik gübresiyle doldurulur. Hava almayacak şekilde, sıkıca
kapatılır. Havasız ortamda belli bir süre (15-20 gün ) bekletilen gübre, bu
süre içinde fermantasyona uğrar. İçinde, karışımın çokluğu metan gazı
olan biyogaz oluşur. Gübre deposuna, yani fermantasyon hazinesine daldırılan bir
boru, gazometre denilen gaz depolanma kabı’na bağlanır ve oluşan
gaz, bu kapta birikir. Gazometre kabında biriken gaz, ikinci bir boru ile,
tüketileceği yere (örneğin mutfaktaki ocağa) kadar götürülerek tüketime arz
edilir.
Yaklaşık 15-20 gün önce doldurulmuş ve biyogaz vermeye başlamış olan tesisten, aşağı yukarı 2 ay kadar verimli bir şekilde gaz alınır ve
bu süreden sonra, giderek gaz verimi düşer.
Bu nedenle fermantasyon haznesi’ni (tankını), ortalama her iki ayda bir
boşaltarak, yeniden taze taze çiftlik gübresiyle
doldurmak gerekir. Tankın her dolduruluşunda fermantasyon oluşumu tamamlanıp biyogaz üretiminin başlaması için 10-20 gün kadar beklenir.
Bu nedenle üretim, belli aralıklarla kesintiye uğrar. İşte bundan dolayı, sözü
edilen biyogaz üretim yöntemine kesik besleme ve
kesik üretim yöntemi adı verilmiştir.
4.2.3-
Değişik Ülkelerde Biyogaz ve Biyomas
Enerjisinden Yararlanma Durumu:
4.2.3.1-Hindistan:
Biyogaz teknolojisinde, öncü ülkelerden birisidir. Bu
konudaki çalışmalara, 1930’ lu yıllarda başlamış ve
1980 yılına kadar ülkede, 80 000 adet aile konutunda biyogaz
tesisi kurulmuştu. Bu sayının, VII. Beş Yıllık Kalkınma Planı sonu olan 1985’te
180 000 adete ulaştığı anlaşılmaktadır. Ülkede, 500 nüfuslu ve 250 büyükbaş hayvana sahip 100’er hanelik
köylerde, günde 130 m3 biyogaz üretilmektedir. Bu da,
yaklaşık 650 kw tutarında elektrik enerjisine
eşdeğerdir.
Yüksek kapasiteli biyogaz
tesislerinden, alternatörler (jeneratör) aracılığıyla elektrik enerjisi de elde
edilmektedir.
4.2.3.2-Çin:
Biyogaz tesislerinin kurulması ve kırsal kesime
yaygınlaştırılmasında, öncü ülkelerden bir diğeridir. Başta Seçuan
eyaleti olmak üzere, ülkede 7.5 milyon adetten fazla biyogaz
tesisi vardır. Oysa bu sayı, 1975’ te 1 milyon
dolayında tahmin ediliyordu.
4.2.3.3- Kore Cumhuriyeti:
Biyogaz üretim çalışmalarına 1969’da başlamış ve geliştirici
yoğun çalışmaları devam etmektedir.
4.2.3.4- Pakistan:
Biyogaz teknolojisi giderek yaygınlaştırılmıştır. Örneğin
1980’lerde 150 olan köy tipi biyogaz tesisinin
sayısı, 1984’de muhtemelen 7000’e ulaşmıştı.
4.2.3.5-Tayland:
Bu konuda 1980’de yapılan planlama,
106’sı köy tipi ve 60 000’aile tipi olmak üzere, biyogaz
üretim tesislerinin, kırsal kesime yaygınlaştırılması planlanmıştır.
4.2.3.6-Diğer Ülkeler:
Brezilya, Kenya, Kamerun, Mısır,
Etiyopya, Nijerya, Sudan, Zambiya, Jamaika, Endonezya ve daha birçok ülkede bu
konuda çalışmalar yapılmaktadır.
Aslında 1923’te A.B.D’nin
Kaliforniya eyaletinde başlayan bu teknoloji 1930 ile 1955 yılları arasında,
giderek birçok ülkeye yayılmıştır. Bununla birlikte, 1955’lerden sonra dünya petrol
üretiminin hızla artması ve fiyatının ucuzluğu, biyogaz
konusundaki çalışmaların yavaşlamasına neden olmuştur. Oysa 1967’lerden sonra
giderek petrol fiyatlarının yükselmesi, tekrar bu yenilenebilir kaynağa önem
verme zorunluluğu ortaya çıkarmıştır.