AKÜLER
AKÜNÜN
YAPISI
Bir akü hücresi aşağıdaki ana elemanlardan oluşur.
1-Akü Kabı: Çoğunlukla ebonit veya
plastik malzemeden yapılır. Transparant denen akü
kaplan, akünün içindeki elemanların incelenmesine imkan verirler. Akü kaplan
tesis edileceği yerin durumuna göre çeşitli boyutlarda yapılırlar. T.T.'de
kullanılan aküler fazla yer kaplamaması için genellikle uzun tiplerdir.
2- Akü Kapağı: Akü kabı malzemesinden yapılan
ve hücrenin üstünü kapatan kısımdır. Akü kabinin üstünü, hava sızdırmaz bir
biçimde preslenerek veya yapıştırılarak kapatır.
3- Hücre Buşonu
(Tapa): Akü kapağındaki dişli deliğe takılan, plastik malzemeden yapılmış
küçük bir kapaktır. Üç ana işlevi vardır.
a) Yerinden çıkarılarak, elektrolitin yoğunluğunu ölçmek veya
saf su ilave etmek,
b) Buşon kapalı iken, akü içinde
oluşan gazların, içindeki küçük delik yoluyla dışarı çıkmasını sağlamak.
c) Özel tip buşonlarda, hücre içinde
oluşan gazı, buşon içinde yoğunlaşarak tekrar
elektrolite dönmesini sağlamak, böylece akünün saf su kaybım azaltmak.
4- Elektrolit: Sülfürik asit, saf su
karışımı olan bir sıvıdır. Akünün tipine, imalatçının veya kullanıcının
tercihine bağlı olarak, sülfürik asit, su oranı değişik, çeşitli aküler imal
edilmektedir.
5- Seperatör: Hücre içindeki plakaların
birbirine değerek kısa devre olmasını önleyen parçalardır. Asite
dayanıklı yalıtkan malzemeden yapılırlar, imalatçının tercihine bağlı olarak
çeşitli profilde olurlar. Bununla birlikte seperatör
tipinin seçiminde ve yerine takılmasında şu hususlara özen gösterilir.
a) Akü iç direncini arttırmamak,
b) Seperatörleri mikro gözenekli
yaparak, plakalar arasındaki elektrolit temasım azaltmamak,
c) Plâkalar, özellikle
nakliye esnasında eğilme ve kırılmalarını önleyecek şekilde sıkıştırmak,
6- Plakalar:
Bir akü hücresi içinde, pozitif ve negatif olmak üzere iki ayrı plaka grubu
vardır.

a) Negatif Plaka: Saf kurşundan ızgara biçiminde, kalıplarda dökülerek
elde edilir. Kurşun ızgaranın mekanik direncini arttırmak için, kurşun içine antimuan katılır. Izgaranın profili, imalat tekniğine
bağlı olarak çeşitli olabilir. Ancak, nakliye ve kullanımda eğilip kırılmayacak
kadar sağlam ve üzerine sıvanacak olan aktif madde denen pastayı iyi muhafaza
edecek şekilde olmasına dikkat edilir.
Kurşun-asit akülerin hepsinde negatif plakalar, kurşundan
yapılmış ızgaranın içine, kurşun oksit pastanın sıvanması suretiyle elde
edilir. Plakanın boyutları kullanıcının talebine veya imalatçının tercihine
göre çeşitli olabilir. Şekilde, bir negatif plaka görülmektedir. Bu tür
plakalara "sıvanmış düz plaka" denir.
b) Pozitif Plaka:
Kurşun-Asit akülerin pozitif plakaları üç çeşittir.
A-Sıvanmış düz plaka:
Yapısal olarak negatif plaka gibidir.
B-Tüpçüklü
Plaka: Esas olarak antimuanlı saf
kurşundan kalıplarda dökülerek elde edilir. Ana çerçeveye bağlı dikey çubuklar
üzerine, gözenekli sentetik malzemeden yapılmış tüpçükler takılmıştır. Toz
halindeki aktif madde, vibrasyon metoduyla, tüpçüklerin içerisine doldurulur.
Tüpçüklerin açık olan altları, plastik tıkaç dizişi ile kapatılır. Böylece hem
aktif maddenin, tüpçükler içinde kalması sağlanır, hem de kurşun çubukların ve
tüpçüklerin düz sıralan halinde sallanmadan durması temin edilir. Bu tür
pozitif plaka yapmaktaki hedef, aktif maddenin tüpçük içinde muhafaza
edilerek, dökülmesin! engellemektir
C- Plante (artırılmış yüzeyli) Plaka:Saf kurşunun, özel profilde
dökümü suretiyle elde edilir. Çok sayıdaki dikey çubukların oluşturduğu gerçek
yüzey, plakaya dik bakıldığında görünen yüzeyin takriben 12 katıdır. Böylece
elektrolitle temas eden plaka yüzeyi arttırılmış olur. Pozitif plakanın
açıklanan şekilde imalatım müteakip, FORMASYON denilen kimyasal işlemlerle,
plaka yüzeyinde kurşun peroksit film halinde aktif madde oluşturulur, işletme
süresince deşarjda kurşun sülfat haline dönüşen yüzey şarjda tekrar kurşun
peroksit film haline döner.
AKÜ HÜCRESİ
Bir akü hücresi, yukarıda açıklanan elemanların, akü kabı
içerisine tekniğine uygun bir şekilde yerleştirilmesi ile oluşturulur. Akü hücresi
içindeki negatif plaka sayışı, pozitif plaka sayısın-dan bir fazladır. Böylece
pozitif plakanın iki yüzeyi de aktif durumda tutularak bükülmesi önlenir.
Aşağıda iki pozitif ve üç negatif plakası olan bir akü hücresi görülmektedir.
Şemada görüldüğü gibi bütün pozitif plakalar ve negatif
plakalar ayrı ayrı hücre içinde kurşun köprülerle
birbirine kaynak edilerek, herbir cins plaka grubunun
müşterek kutupları hücre kapağından dışarı çıkarılır.
Akü grupları, hücrelerin ( +) ve (-)
kutuplarının birbirlerine harici köprülerle bağlanması suretiyle elde edilir.
Harici köprülerin hücre kutuplarına bağlantısı, imalatçının tekniğine bağlı bir
hususdur. Bununla birlikte çoğunlukla civatalı veya kaynak yapmak suretiyle bağlanır. Bir akü
hücresinin sembolü şöyledir: —| |-+-
BÖLÜM 2: TEMEL KAVRAMLAR VE İŞLEMLER
1- ŞARJ: Aküye, bir DC güç
kaynağından akım verme işlemine şarj denir ve akü bu işlemle enerji depolar.
Bir akü şarj oldukça göz elemanlarında aşağıdaki değişimler olur.
a) Pozitif plakalar kurşun sülfattan kurşun peroksite
dönüşür.
b) Negatif plakalar kurşun sülfattan, sünger kurşuna dönüşür.
c) Pozitif ve negatif plakalardaki sülfatlar elektrolite geçtiği
için elektrolit yoğunluğu yükselir.
d) Şarj boyunca akü voltajı artar.
e) Şarj boyunca elektrolitte gazlanma oluşur.
2- DEŞARJ: Akünün bir alıcıya akım
vermesi işlemine deşarj denir. Bir akü akım verirken elemanlarında şu
değişimler olur.
a) Pozitif plakalar, kurşun peroksitten, kurşun sulfata dönüşür.
b) Negatif plakalar, sünger kurşundan, kurşun sulfata dönüşür.
c) Elektrolitteki sülfat, plakalara gittiğinden elektrolitin yoğunluğu azalır.
d) Akü voltajı deşarj boyunca düşer.
3- VOLTAJ: Bir akü hücresinin ( + )
ve ( - ) kutupları arasında ölçülen potansiyel farkıdır. Bu voltajın değeri
akünün şarj seviyesine bağlı olarak değişir. Sözü edilen voltaj değerlerinin bazıları
özel sözcüklerle ifade edilir.
a) Anma Voltajı (Nominal voltaj) : Tam şarjlı bir akü
hücresinin kutupları arasında ölçülen voltaj değeridir. Aküler bu voltaj değeri
ile anılırlar. Satılırken, alınırken ve üzerlerindeki etiketlerde, bu voltaj
değeri ile belirlenirler. Kurşun-Asit türü bir akü hücresinin anma voltajı 2
volt'tur.
b) Yavaş Şarj Voltajı: Aküyü tam şarjlı olarak tutmak
için, bir DC Enerji Kaynağı ile yapılan şarjdaki voltaj değeridir. Bir akü
hücresinin yavaş şarj voltajı 2,2 ile 2,23 V arasındadır. Yavaş şarj:
"Tampon Şarj", "Zayıf Şarj", "Float
Şarj" gibi sözcüklerle de ifade edilebilir.
c) Deşarj Sonu Voltajı: Bir aküden akım
çekilirken düşmesine izin verilen en küçük voltaj değeridir. Kurşun-Asit
akülerde bu değer 1.8 volttur.
NOT: Akülerin işletmesinde çeşitli şarj
işlemleri uygulanır. Her bir şarjın özelliğine bağlı olarak akliye uygulanan
voltaj değerleri değişiktir. Sözü edilen değerler daha sonraki bölümlerde
açıklanacaktır.
4- İÇ DİRENÇ: Bir akü hücresinin içinde,
akım yolunda bulunan plaka, seperatör ve elektrolit
gibi elemanların toplam direncidir.
İç Direncin Değeri: İç direncin değerini belirleyen iki ana faktör
vardır.
1- Akünün Yapısı: Aküyü oluşturan elemanların cins, özellik ve konstrüksiyonu. (Akünün imalatı tamamlandığında yapısal iç
direnç takriben sabittir)
2- Akünün Şarj Seviyesi: Bir akü şarj oldukça iç direnci azalır. Diğer bir
ifadeyle deşarj oldukça iç direnci artar. Tam şarjlı bir akü hücresinin iç
direnci takriben 0.003 O'dur. Tam deşarj akünün iç direnci ise şarjlı durumun
takriben iki katıdır. Söz konuşu rakamlar fikir vermek için belirtilmiş tipik
değerlerdir.
5- SELF DEŞARJ: Servis dışı durumdaki bir
akünün kendi kendine deşarj olmasıdır. Sebebi, elektrolitin, plakalara temas
ettiği noktalarda, suyun, oksijen ve hidrojene ayrışmasıdır.
Self Deşarj Miktarı: Kendi kendine oluşan
deşarjın değeri iki etkene bağlıdır.
1-Elektrolit sıcaklığı arttıkça fazlalaşır.
2- Kurşun plaka içindeki antimuan oranı arttıkça
artar.
NOT:
Antimuan oranı % 1-2 gibi düşük olarsa, deşarj ayda,
anma kapasitesinin takriben %3 kadarıdır. Antimuan
oranı % 3-6 gibi daha yüksekse kayıp ayda, anma kapasitesinin % 5'ine ulaşır.
Akü yaşlı ise bu değerler daha da artar.
6-YOĞUNLUK: Elektrolit; sülfürik asit
saf su karışımı bir sıvıdır. Belli miktardaki elektrolitin içinde, saf su
miktarına göre sülfürik asit miktarı ne kadar çoksa, o elektrolitin yoğunluğu o
kadar çok demektir. Diğer bir ifadeyle yoğunluğu belli, bir elektrolitin içine,
sülfürik asit ilave edilirse, yoğunluğu fazlalaşır, buna karşın saf su ilave
edilirse yoğunluğu azalır.
Yoğunluğun Birimi: Yoğunluğun en çok kullanılan birimi
"gr / cm3" veya "kg / lt"dir.
Birimlerden de anlaşılacağı gibi, yoğunluk, bir birim hacimdeki elektrolitin
ağırlığıdır. Örneğin bir akü
hücresinde, l cm'lük hacim işgal eden elektrolitin
ağırlığı 1.220 gr. ise, o akünün elektrolit yoğunluğu l .220 gr/cm 'tür denir.
Yoğunluğun Değişimi: Servise verilmiş olan bir akünün işletme esnasında
yoğunluğu iki durumda değişim gösterir.
a) Elektrolit içindeki sülfürik asitin elektrolitten
ayrılarak plakalara gitmesiyle (deşarjda)
b) Sıcaklığın artmasıyla, elektrolitin genleşmesi sonucu birim hacimdeki (l cm
), asit miktarının azalmasıyla,
Yukarıda açıklanan iki durumda da
elektrolit yoğunluğu azalır. Tersi durumlarda ise yoğunluk artar.
Yoğunluğun Ölçülmesi: Elektrolit yoğunluğu,
çoğunlukla Hidrometre denilen aletle
ölçülür. Alet, ölçekli bir cam şamandıranın sıvı içinde yüzmesi esasına göre
çalışır. Şamandıra, yoğunluğu düşük elektrolite daha çok dalar, yoğunluğu
yüksek elektrolitte ise yüzeye yakın seviyede yüzer.
Şekil 5'te görüldüğü gibi hidrometre, üst taratma bir lastik
top, alt ucuna ince bir lastik hortum takılmış cam bir tüptür, içinde ise
ölçekli bir şamandıra vardır. Lastik top elle sıkılarak lastik hortum
elektrolit içine daldırılır. Top yavaş yavaş
bırakılarak cam tüp içine elektrolit çekilir. Ölçekli şamandıra elektrolitte
yüzerken, sıvının yüzeyi hizasındaki ölçekte, yoğunluk değeri okunur.
Elektrolit yoğunluğu "Bome
Derecesi" olarak da ifade edilebilir. Bu birimle, yoğunluk ölçen alet,
hidrometreye benzer ve Bomemetre olarak tanımlanır.
Yoğunluğun, gr/cm3 veya Bome Derece olarak
ifade edilmesi, akünün işletmesinde ve ilgili hesaplama metodlarında
bir değişikliği gerektirmez, değişen yalnızca birim ve rakamsal değerlerdir.
Aşağıda, gr/cm ve Bome Derece
olarak yoğunluk değerleri gösterilmiştir.
|
gr / cm3 |
Bome Derece |
|
1,100 |
13 . |
|
1,110 |
14,2 |
|
1,120 |
15,4 |
|
1,130 |
16,5 |
|
1,140 |
17,7 |
|
1,160 |
19,8 |
|
1.170 |
20,9 |
|
1,180 |
22 |
|
1,190 |
23 |
|
1,200 |
24 |
|
1,210 |
25 |
|
1,220 |
26 |
|
1,230 |
26,9 |
|
1,240 |
27,9 |
|
1,260 |
29,7 |
|
1,270 |
30,6 |
|
1,280 |
31,5 |
Hidrometrenin Kullanılması:
Elektrolit yoğunluğunun ölçümünde şu
hususlara özen gösterilmelidir.
a) Lastik top elle sıkılı iken, hidrometre hortumu, akü hücresi içinde
elektrolite girecek şekilde tutulmalıdır.
b) Lastik top, parmaklar arasında yavaş yavaş
bırakılarak hidrometrenin içine elektrolit girmesi sağlanmalıdır. Çekilen
elektrolit tekrar hücre içine bırakılmalı böylece ölçümlere başlamadan önce
hidrometre içinin ıslak hale gelmesi sağlanmalıdır.
c) Lastik top tekrar sıkılıp yavaş yavaş bırakılarak
hidrometre içine bu kez ölçüm için elektrolit çekilmelidir.
d) Hidrometre sürekli dik tutulmalı, elektrolit çekilirken ve hücreye tekrar
bırakılırken hidrometreden, hücre dışına elektrolit dökülmemelidir.
e) Hidrometre içine, şamandıra serbest olarak yüzecek miktarda elektrolit
çekilmelidir.
f) Ölçüm yapılırken, skalaya, elektrolit yüzeyi
hizasından bakılarak değer okunmalı bu işlem yapılırken lastik topa elle basınç
yapılmamalı ve şamandıranın cam tüpün hiç bir tarafına temas etmeksizin dik ve
serbest olarak yüzdüğünden emin olunmalıdır.
g) Ölçümler bittikten sonra, hidrometre içine temiz su çekilip tekrar
dökülerek, elektrolit kalıntıları giderilmelidir.
Yoğunluğun Sıcaklıkla Değişimi: Gerek hazırlanacak bir
elektrolitin yoğunluğu, gerekse servisteki bir akünün elektrolitin yoğunluğu,
ölçümlerinde, hassas bir belirleme için, o andaki elektrolit sıcaklığının
bilinmesi gerekir. Çünkü elde edilmesi gereken yoğunluk değeri akü imalatçısı
tarafından önceden, belli bir sıcaklık için tayin edilmiştir. (Örneğin 20 °C'de 1.220 gr/ cm3) Ölçüm yapıldığı anda
elektrolit, imalatçının belirttiği (NOMİNAL) sıcaklıkta ise, elde edilen
yoğunluk değerinde bir düzeltme yapmak gerekmez. Ancak daha önce belirlenen
nominal sıcaklıkta ölçüm yapmak nadiren mümkün olur. Özellikle hassas
ölçümlerde "Elektrolit nominal sıcaklıkta olsa idi yoğunluk kaç
olurdu." düşüncesinden hareketle gerekli düzeltme yapılır.
Yoğunluğun
Düzeltilmesi: Deneyler göstermiştir ki, elektrolit sıcaklığındaki her 1.5 °C' lik değişime karşın, elektrolit yoğunluğu 0.001 değerinde
değişir.
Bu özellik
uygulamada aşağıdaki hususlar dikkate alınarak, yoğunluk değerinin sıcaklığa
göre düzeltilmesinde kullanılır.
a) Ölçüm
esnasındaki elektrolit sıcaklığının nominal sıcaklıktan kaç derece fazla veya
az olduğu belirlenir. (Sıcaklık nominalden fazla olduğu zaman yoğunluğun düşük,
nominalden az olduğu zaman ise yüksek olacağı dikkate alınır.)
b) Tespit edilen sıcaklık farkında kaç tane 1.5 °C olduğu hesaplanır.
c) Sıcaklık farkına tekabül eden yoğunluk farkı hesaplanır.
d) Ölçüm anındaki sıcaklığı, nominal sıcaklığa göre yüksek veya düşük olması
dikkate alınarak, yoğunluk farkı hesaplamaya dahil edilir.
ÖRNEK l: 25°C deki yoğunluğu 1.215
gr/cm3 olduğu bilinen bir akünün, elektrolit sıcaklığı 13 °C iken,
yoğunluğu ölçülmüştür. Bu ölçümde yoğunluk kaç olmalıdır?
Sıcaklık farkı : 25 - 13 = 12
°C
Farktaki, 1,5 °C adedi : 12 / 1,5 = 8
Yoğunluk farkı : 8 x 0,001 =
0.008
Ölçümdeki yoğunluk : 1,215 + 0,008 =
1,223 gr/cm3
SONUÇ: Ölçüm esnasında
elektrolit sıcaklığı, nominal sıcaklıktan 12 "C daha düşük olduğundan,
yoğunluk daha büyük olacaktır.
ÖRNEK 2 : 20 °C da yoğunluğu
1.220 gr/cm3 olan bir elektrolit hazırlanacaktır. Elektrolit
hazırlanıp bitirildiğinde, sıcaklığının 26 °C olduğu görülmüştür. Sıcaklığı 26
°C olan elektrolitin yoğunluğu ne olmalı ki, istenen elektrolit hazırlanmış
olsun.
Sıcaklık farkı : 26 - 20 = 6
"C
Farktaki, 1,5 °C adedi : 6 / 1,5 = 4
Yoğunluk farkı : 4 x 0,001 =
0,004
26 °C'deki yoğunluk : 1,220 - 0,004 =1,216 gr/cm3
SONUÇ: 26 °C'deki
yoğunluğu 1,216 gr/cm3 olarak hazırlanan elektrolitin, sıcaklığı 20
°C'de düştüğünde, yoğunluğu artarak, 1.220 gr/cm3
olur.
7. KAPASİTE
Bir akünün, şarj işlemiyle
kazandığı, esas olarak, deşarj işleminde verebildiği enerjiye akünün kapasitesi
denir. Kapasitenin birimi "Amper Saat"tir. Kısaca "Ah"
harfleri ile ifade edilir. Akünün etiket değerine anma kapasitesi denir.
Bir akünün kapasitesi şu etkenlere bağlıdır.
a) Bir hücredeki plakaların adedine ve boyutlarına: Esasta, plaka adedinin
çokluğu veya boyutlarının büyük olması, enerji depolayan aktif maddenin
miktarının artması demektir. Plakalardaki aktif madde ne kadar fazla ise,
akünün enerji depolama veya verme yeteneği, diğer bir ifadeyle kapasitesi o
oranda fazla olacaktır.
b) Elektrolitin
yoğunluğuna:
Bir aküye yüksek yoğunlukta elektrolit konursa kapasite belli oranda yükselir.
Ancak, yoğunluğun artması diğer taraftan akü ömrünün kısalması demektir. Bu
nedenle, elektrolit yoğunluğu istenildiği kadar artırılamaz.
Yukarıda açıklanan iki etken, akünün yapışı ile
ilgilidir ve imalatı tamamlanmış bir akü için, tayin edilmiş durumdadır.
Ayrıca, bir akünün kapasitesi, yasma bağlıdır. Akü kullanıldıkça plakalardan
aktif madde dökülmesi, aküyü oluşturan elemanların eskimesi ve yıpranması
sonucu kapasite belli oranda azalır.
c)
Elektrolitin sıcaklığına: Bir akünün kapasitesi, elektrolit sıcaklığına bağlı olarak
değişir. Sıcaklık arttıkça kapasite artar.
Aşırı sıcaklık, kurşun ızgaralarda aşınmaya neden olur. Aşınan ızgara çubukları
bel verir ve kırılır. Bu nedenle, kapasite arttırma etkisine rağmen, aküler
aşırı sıcaklığa maruz bırakılmamalıdır.
Testler göstermiştir ki, elektrolit sıcaklığındaki her 5 °C'lik değişime karşın kapasite, anma kapasitesinin takriben
%4'ü miktarında değişmektedir. Akü kapasitesi, anma sıcaklığı için
verildiğinden, uygulamada, kapasitenin sıcaklıkla ne miktarda değiştiğini
belirlemede aşağıdaki yol izlenir.
1- Akünün anma kapasitesi ve sıcaklığı, ilgili akü dokümanından belirlenir.
(Örneğin 20 "C için 100 Ah.)
2- O andaki elektrolit sıcaklığı ölçülür. (30 °C)
3- Sıcaklık farkı hesaplanır. (30 °C - 20 °C = 10 °C)
4- Yukarıdaki eşitlikte kaç adet 5 °C olduğu bulunur. (10/5 = 2 adet)
5- Buradan toplam kapasite değişimi hesaplanır. (%4 x 2 = %8 )
6- Anma kapasitesinin %8'i hesaplanır.(100x8/100
=8 Ah.)
NOT: Test
sırasındaki sıcaklık, anma sıcaklığından fazla ise, hesaplanan değişim, anma
kapasitesine eklenir, anma sıcaklığından düşük ise, çıkarılarak sonuca gidilir.
7- 30 °C'ta
ki kapasite hesaplanır. (100 + 8 = 108 Ah.)
SONUÇ: Söz konusu akü aslında 100
Ah'hk bir aküdür. Sıcaklık o anda, nominalden 10
"C daha fazla olduğundan 8 Ah'lik fazla bir
kapasite verilmektedir.
d) Deşarj Akımına:
Bir akünün kapasitesi, deşarj akımının değerine bağlı
olarak, belli ölçüde değişir. Deşarj akımı arttıkça kapasite belli oranda
azalır.
Anma Kapasitesi: Bir akünün; 10 saat süreyle, nominal akımla ve hücre basma gerilimi 1.8
volta düşünceye kadar yapılan deşarjı sonunda verdiği kapasiteye, "anma
kapasitesi" denir.
Bu kapasite değeri "nominal kapasite" olarak ta ifade edilir.
Formüllerde çoğunlukla (K 10) sembolüyle gösterilir.
Akülerin üstündeki etikette yazılı değer, anma
kapasitesidir. Nominal deşarj akımı, anma kapasitesinin 10 saate bölümünden
elde edilen akım değeridir.
Kapasite birimi olan Ampersaat, deşarj akımı ile deşarj
süresinin çarpımıdır. Yani; Ampersaat = Amper x Saat Bu eşitlik yalnızca,
yukarda açıklanan şarjlarda elde edilen anma kapasitesi için doğrudur. Nominal
akımdan daha yüksek akımla yapılan deşarjlar için geçerli değildir.
Kapasitenin Deşarj Akımıyla Değişimi: Bir akünün kapasitesi, deşarj akımının, nominal
deşarj akımından fazlalık derecesine bağlı olarak azalır. Örneğin 100 Ah'lik bir akü, 10 Amperle 10 saat deşarj edildiğinde
voltajı 1.8 V'a düşer. Yani 10x10=100 Ah.'lik anma kapasitesin! verir. Aynı akü 50 amperle deşarj
edilirse voltajı 2 saatten önce 1.8 V'a düşer. Diğer
bir ifadeyle 2x50=100 Ah değil, daha düşüktür. Bu sonuç akünün yapısından gelen
normal bir durumdur. Akü kapasitesinin, deşarj akımıyla değişim değerleri,
ilgili deşarj ve kapasite eğrilerinin kullanılmasıyla belirlenir.
Eğrilerin İncelenmesi:
(Şekil 6) da bir akünün deşarj voltajı, deşarj akımı ve deşarj kapasitesi
arasındaki ilişkileri gösteren grafikler görülmektedir.
En üstteki eğriler, bir akü, belli bir akımla ve üstünde yazılı sürede
deşarj edildiğinde deşarj başlangıcında ve sonunda hücre basma voltajın kaça
düşmesi gerektiğini göstermektedir.
Kapasite (Ah) eğrisi, bir akü, belli bir akımla ve belli bir
süre deşarj edildiğinde, anma kapasitesinin % kaçım vermesi gerektiğini
göstermektedir.
Deşarj akımı eğrisi ise, belli bir sürede, belli bir
kapasiteyi elde etmek için o akünün kaç amperle deşarj edilmesi gerektiğini
açıklamaktadır.
Değerler, nominal sıcaklıkta tam kapasiteli yeni ve 100 Ah.'lik bir akü hücresi için geçerlidir. Bir akü grubu için,
soldaki hücre voltajı değerleri, hücre sayışı ile çarpılmalı, 100 Ah
haricindeki aküler için sağdaki akım ve kapasite değerleri ise % olarak dikkate
alınmalıdır.
ÖRNEK l: 100 Ah'lik (A) bir akü, 10
amperle (B) deşarj edilirse, deşarj başlangıcında voltajı hemen 2,03 volta
düşer (C) ve 10 saat sonra voltajı 1.8 V. olur (D)
ÖRNEK 2: 2000 Ah.'lik bir akü, 3 saatlik (E) bir süreyle deşarj edilerek test
edilmek isteniyorsa, bu akü anma kapasitesinin %72'ni (F) vermelidir. (2000 x 72
/ 100 = 1440 Ah) ve deşarj akımı, anma kapasitesinin %24'ü (G) olmalıdır. (2000
x 24 / 100 = 480 Amper). Ayrıca, bu deşarjın başlangıcında hücre voltajı 1.96
(K) ve 3 saat sonunda 1.75 (E) volta düşmelidir. Söz konusu deşarjda elde
edilen kapasiteye K3 kapasitesi denir.
UYGULAMALAR
l- Bir haberleşme merkezinde yük akımı 50 amperdir.
Merkezde meydana gelebilecek bir enerji arızasında haberleşme sistemlerinin 10
saat süreyle beslenmesi istenmektedir. Söz konusu merkeze tesis edilmesi
gereken akülerin kapasitesi ne olmalıdır?
(Deşarj Süresi - Saat)
Kurşun - Asit Akü;
Kapasite, Akım, Voltaj Eğrileri
Tayin edilmesi gereken K l O (Anma kapasitesi)
olduğundan, kapasite formülü kullanılarak kolayca saptanır.
Kapasite (Ah) = Amper x
Saat = 50x10=500 Ah
2- Haberleşme sistemlerinin 300 A. çektiği bir
merkezde enerji arızası durumunda akülerin 5 saat süreyle sistemleri beslemesi
istenmektedir. Merkeze kurulması gereken akülerin kapasitesi ne olmalıdır?
a) Akünün K5 kapasitesi
belirlenir. (300 x 5 = 1500 Ah)
b) Eğriden, K5'in K10
kapasitesinin % kaçı olduğu saptanır (%85)
c) Bu ilişki formülleştirilerek sonuca gidilir. K5=
%85 K10, K10 = K5 x 100/85 = 1500 x 100 / 85 = 1764 Merkeze anma kapasitesi
1764 Ah olan bir akü kurulmalıdır. Ancak akü kapasiteleri hesaptaki gibi
küsuratlı olamayacağından, sonuca en yakın akü temin edilmelidir.
3- Bir haberleşme merkezinde 400 Ah.'lik akü bulunmaktadır. Sistemler 32 Amper çekiyorsa enerji arızası durumunda akü, merkezi kaç saat
süreyle besleyebilir?
Kapasite formülü
kullanılırsa:
Ampersaat / Amper = 400 /
32 = 12,5 saat elde edilir.
Deşarj süresi 10 saatten uzun olduğu için, kapasite
eğrisinden yararlanmaya gerek yoktur. Elde edilen sonuç doğrudur.
4-Bir bilgi işlem merkezinde 1200 Ah.'lik akü bulunmaktadır. Bir şebeke arızasında, aküler
Kesintisiz Güç Kaynağı (UPS) yoluyla, bilgisayar merkezim kaç saat süreyle
besleyebilir?
a)
Teorik olarak besleme süresi bulunur.
saat = Ampersaat / Akım = 1200 / 400 = 3 saat
pratikte, 1200 Ah.'lik bir
aküden 400 A çekilirse 3 saatten önce boşalır. Bu nedenle Kapasite eğrisini
kullanarak, doğru zamanın saptanması gerekir.
b) Akü, 400 Amperle K3 kapasitesine göre
boşalmaktadır. O halde eğriden K10 kapasitesi 1200 Ah olan bir akünün, K3
kapasitesinin kaç Ah olduğu bulunmalıdır, bu %70'tir. ilişki
formülleştirilirse:
K3= 1200 x %70 = 1200 x 70
/ 100 = 840 Ah
c) Gerçek besleme süresi =
840/400=2.1 saat olarak bulunur.
Anma kapasitesi 1200 Ah olan bir akü, merkezi
takriben 2 saat süreyle besleyebilecektir. Çünkü akımın yüksek olması, akünün
kapasitesin! düşürmüştür.
7- VERİM: Bir aküden, deşarjda
çekilen enerjinin, şarjda verilen enerjiye bölümünden elde edilen değere akünün
verimi denir. Diğer bir ifadeyle, deşarjda aküden alınan kapasitenin, şarjda
aküye verilen kapasiteye oranıdır.
Verimin belirlenmesinde şu hususlar sağlanmalıdır.
a) Akü, anma kapasitesinin 10 saate bölümünden elde edilen
akımla, şarj ve deşarj edilmelidir.
b) Deşarja, hücre voltajı, 1.8 volta düşünce son
verilmelidir. Akülerde iki çeşit verim vardır.
l- Amper Saat
Verimi: (p.Ah) harfleri ile ifade edilir. Kurşun asit türü akülerin
Amper-Saat verimi takriben %90'dır. Formülleştirilirse:
(pAh) = Deşarj akımı x
Deşarj süresi / Şarj akımı x şarj süresi
2- Watt • Saat Verimi : p.Wh
harfleri ile ifade edilir. Kurşun asit akülerin Watt
- Saat verimi takriben %75'tir.
Durum aşağıdaki formülle ifade edilebilir.
(4Wh)=(Deşarj akımı x Deşarj voltajı) Deşarj
süresi / (Şarj akımı x Şarj voltajı) Şarj süresi
Watt - Saat veriminin farkı,
hesaba akü voltajının da dahil edilerek, Amper x volt = watt
olarak, şarj ve deşarjdaki güçlerin oranlanmasıdır.
Not: Verim hesabında, akım
ve voltajın, tüm şarj ve deşarj süresince sabitleştirilmesi mümkün değildir.
Bu nedenle, şarj ve deşarj sürelerinde ortalama akım ve voltaj değerleri
bulunarak, hesaplamalarda kullanılmalıdır. Hassas hesaplamalar için şarj ve
deşarj süreleri takriben 15'er dakikalık dilimlere ayrılmalı, her dilimin
kapasitesi hesaplanarak, sonuçta toplam deşarj ve şarj kapasiteleri
oranlanmalıdır.
8- SÜLFATLAŞMA:
Plakalardaki sülfatın sertleşerek, şarjda aktif hale
gelememesi durumuna, sülfatlaşma denir. Aşağıda açıklanan durumlarda
sülfatlaşma meydana gelir.
a) Akünün uzun süre şarjsız durumda bekletilmesi,
b) Akünün sık sık deşarja bırakılması. (aşın deşarj)
c) Akünün aşın sıcaklıkta işletilmesi,
d) Elektrolit yoğunluğunun anma değerinden yüksek olması.
Not: Şarj sırasında elektrolit yoğunluğunun
yükselememesi sülfatlaşmanın bir belirtisidir.
Sülfatlaşmanın Giderilmesi: Sülfatlaşma, aşağıdaki
işlemlerle kısmen giderilebilir.
a) Elektrolit boşaltılır, yerine saf su doldurulur.
b) Akü kapasitesinin onda biri değerindeki bir akımla uzun süreli (18-20 saat)
şarj edilir. Şarj süresince yoğunluk artacaktır. Şarja, yoğunluk artışı durana
kadar devam edilir. Sabit akımla yapılan bu işlem boyunca şarj geriliminin göz
başına 2.7 V.'den fazla yükselmesine izin verilmemelidir.
c) Yapılan şarj işlemi sonunda elektrolit yoğunluğu, anma yoğunluğundan
genellikle biraz fazla olacaktır. Bu nedenle saf su ilave edilmek suretiyle,
elektrolit yoğunluğu anma değerine getirilmelidir.
I - AKÜLERİN TESLİMİ VE DEPOLANMASI
Aküler, tesis mahalline iki durumda teslim edilir.
1- Kuru-Şarjlı: Plakaları, şarjı
müteakip özel olarak yıkanıp kurutulmuş akülere kuru-şarjlı akü denir. Bu tür
akü hücreleri elektrolitsiz olarak tesis mahalline sevk edilir. Akü servise
verileceği zaman elektroliti doldurulur.
2- Elektrolitli Şarjlı: Aküler, imalat mahallinde, elektroliti doldurulmuş
ve şarj edilmiş olarak hazırlanır ve kullanıcıya o şekilde teslim edilir.
Depolama: Akülerin tesis mahalline
sevkine müteakip, redresörlerin veya akü odasının
hazır olmaması gibi bazı nedenlerle servise verilmesinde gecikme olursa, uygun
çevre koşullarında bekletilmeleri gerekir. Depolama şartları özellikle kuru
şarjlı aküler için önemlidir. Akü hücrelerinde elektrot bulunmadığından,
plakaların havayla temas etmemesi gerekir.
Depolama Koşulları:
a) Akü,
kapalı ve rutubetsiz ortamda bulunmalıdır.
b) Çevre sıcaklığı 15 "C ila 30 "C olmalıdır.
c) Depolama mahalli temiz olmalıdır.
d) Bütün akü hücreleri mümkün olduğu kadar aynı çevre şartlarda bulunmalıdır.
(Bir kısmı hava akımı olan serin bir yerdeyken, diğerleri sürekli güneş alan
sıcak ortamda olmamalıdır)
e) Kuru şarjlı akülerin imalatçı firma tarafından yapılmış ambalajı bozulmamak
özel olarak takılmış olan hava sızdırmaz hücre tapaları açılmamalıdır. (Tüm
tedbirlerin esas hedefinin sünger-kurşun halindeki negatif plakaların havanın
oksijenini alarak Kurşun-Oksit haline gelmesini önlemek için olduğu
unutulmamalıdır.)
II -
ELEKTROLİT HAZIRLAMA
Aküler için elektrolit hazırlama ihtiyacı, genel olarak iki
durumda ortaya çıkar.
1-Aküler kuru şarjlı olarak teslim alınır. Servise
verileceği zaman elektrolit hazırlanır.
2-Kırılma, çatlama, devrilme gibi nedenlerle kısmen veya
tamamen elektrolit kaybına uğramış aküler için yenisi hazırlanır (Kabı kırılmış
olan akünün elektroliti akacağından, plakalar hava ile temas ederek aktif
maddeleri kurur. Bunu engellemek için hasarlı akünün plakaları, en kısa zamanda
yerinden alınarak, yeni akü kabına yerleştirilinceye kadar, içinde temiz su
bulunan uygun bir kapta bekletilmelidir.) Her iki durumda da, her şeyden önce
elde edilmesi gereken bilgi şu olmalıdır. Söz konusu akünün elektrolit
yoğunluğu "Tam şarjda, hangi sıcaklık, için kaç gr/cm3 olmalıdır"
Bu veriler, imalatçı firmadan doğru olarak öğrenilmelidir. (Örneğin, tam şarjda
ve 20 °C'de l,215 gr/cm3)
ÖN HAZIRLIK: Elektrolit hazırlama
işleminden önce, aşağıdaki, malzeme, test aletleri ve kaplar temin edilmelidir.
a) Elektrolit hazırlayacak elemanlar için asite dayanıklı
eldiven, önlük, çizme gibi giysiler,
b) Temizlik için yeteri kadar kullanma suyu,
c) Elektrolit hazırlama ve boşaltma kapları,
d) Termometre ve Hidrometre,
e) Yeteri kadar sülfürik asit ve saf su.
Elektrolit hazırlama işleminde, cam ve metalik kapların
kullanılmaması gerektiği, karışım elde edilirken elektrolit sıcaklığının
yükseleceği, hatırlanmalıdır.
DİKKAT: Elektrolit hazırlanırken, SAFSU İÇİNE SÜLFÜRİK ASİT
KATILMALI, tersi yapılmamalıdır.
Elektrolit Hazırlamada Ölçek
Akü imalatında kullanılan sulandırılmış sülfürik asidin
yoğunluğu çoğunlukla 1.840 gr/cm veya
1.400 gr/ cm3 tür. Bu bakımdan, belli yoğunlukta bir elektrolit
elde etmek için, bir ölçek asite, kaç ölçek saf su
karıştırılması gerektiği, temin edilen asitin
yoğunluğunun 1,840 mı yoksa 1,400'mü olduğunun iyi bilinmesine bağlıdır.
Aşağıdaki cetvelde, 1.840'lık asit kullanılarak, 1.215 veya
1.280 gr/ cm³'lük elektrolit elde etmek için, l
ölçek asite kaç ölçek su karıştırılması gerektiği
gösterilmiştir. Cetvelde belirtilmeyen diğer elektrolit yoğunlukları için
cetveldeki ölçek oranlar dikkate alınarak yeni asit su oranları
oluşturulmalıdır.
|
Asit yoğunluğu |
Hazırlanacak Elektrolit yoğ. |
Karşılaştırılacak Asit - Su Oranı |
|
|
1.215 |
l ölçek asit + 4 ölçek su |
|
1.840 |
1.280 |
l ölçek asit + 3 ölçek su |
|
|
1.215 |
l ölçek asit + l ölçek su |
|
1.400 |
1.280 |
l ölçek asit + 1/2 ölçek su |
ELEKTROLİTİN HAZIRLANMASI
Daha önceki bölümlerde
açıklanan hazırlıklar tamamlandıktan sonra gerekli miktarda elektrolit şöyle
hazırlanır.
a) Elektrolit hazırlama kabına yeterli ölçekte saf su konur.
b) Suyun içine yavaş yavaş karıştırılarak
gerekli ölçekte sülfürik asit ilave edilir.
c) Hazırlanan elektrolitin sıcaklığı ölçülür. Sıcaklık fazla ise 15-25
"C arasındaki bir dereceye düşünceye kadar beklenir.
d) Sıcaklığı normal değere düşen elektrolitin yoğunluğu ölçülür. Ölçekler doğru
ayarlanmışsa elektrolit yoğunluğu takriben istenen değerde olacaktır. Değilse
bir miktar saf su veya sülfirikasit ilavesiyle
hedeflenen yoğunluk elde edilir.
e) Yoğunluk değeri hassas olarak elektrolitin akü hücreleri ne doldurulmasını
müteakip, yapılacak ÎLK ŞARJ da belirleneceğinden, bu aşamada elektrolit
dinlenmeye bırakılır.
NOT:
Uygulamada elektrolit, kuru şarjlı aküler için veya her hangi bir nedenle
elektroliti dökülmüş aküler için hazırlanır. Bu akünün bir süre servis dışı
kalması, dolayısıyla plakalarında kısmen sülfat bulunması demektir. Bu
durumdaki aküye hazırlanan elektrolit doldurulup, şarj edildiğinde, elektrolit
yoğunluğu, plakalardaki kısmi sülfatın da elektrolite dönmesiyle normalden daha
fazla olur. Bu durum dikkate alınarak hazırlanan elektrolitin yoğunluğu normal
değerinden 0,010 daha düşük tutulur. (Örneğin 1,215 - 0,010 = 1,205 gr/cm3)
NOT: Söz konuşu işlemlerden
sonra akü, "İLK ŞARJ"a hazır demektir.
III -
AKÜ GRUPLARININ MONTAJI
Aküler işletme esnasında, asit buharı ile hidrojen ve
oksijen çıkarırlar. Asit buharının korozyon, hidrojenin tutuşma özelliği,
bunların akü odasından, enerji odasının diğer bölümlerine yayılmadan, bina
dışına atılmasını gerektirmektedir. Söz konusu nedenle, aküler için ayrı oda
yapılır.
Akü Odasının
Düzenlenmesi
Akü odasının belirlenmesi ve düzenlenmesinde, aşağıdaki hususlar dikkate
alınmalıdır.
a) Akü odası rutubetsiz olmalıdır.
b) Akü odası sürekli güneş ışınlarına maruz bulunmamalıdır.
c) Yeterli derecede aydınlatılmalıdır. Aydınlatma tesisatı gaz sızdırmaz
özellikte olmalı, böylece yangın ihtimali ortadan kaldırılmalıdır.
d) Akü odasının duvarları açık renk, asite
dayanıklı yağlı boya ile veya benzeri özellikteki inşaat malzemeleri ile
kaplanmalıdır.
e) Akü odasının tabanı, kaymayacak kadar düz olmalı ve asite
dayanıklı herhangi bir malzeme ile kaplanmalıdır.
Akü
Odasının Ölçüsü
Akü odasının boyutlarının belirlenmesinde aşağıdaki iki
husus dikkate alınmalıdır.
a) Kurulacak akü gruplarının boyutları: Akü hücreleri
dizilerek grup teşkil ettiklerinde, özellikle tabanda işgal edecekleri alan ile
akü bakımından sorumlu elemanların, ölçüm kontrol ve temizlik gibi işleri
rahatlıkla yapabilmek için gerekli boş saha, akü odası boyutlarının tayininde
en önemli faktördür.
b) Akünün çıkaracağı Hidrojen miktarı: Akülerin, hücre
basma 2,3 voltun üstündeki şarjları süresince, hidrojen ve oksijenden oluşan
gazlanma olayı meydana gelir. Havadan daha ağır olan hidrojen, özellikle tabana
yakın seviyede yoğunlaşır. Bu gaz, havalandırma sistemi ile bina dışına
atılmazsa akü odasında birikerek patlama tehlikesi oluşturur. Akü odasının
hacmi ne kadar büyük olursa söz konusu tehlike o kadar az olur. Aynı zamanda
havalandırma sisteminin gücüde aynı oranda küçük olur. Diğer bir ifade ile zorunluluk
nedeniyle akü odası küçük seçilmişse, havalandırma sisteminin gücü aynı oranda
büyütülmelidir.
Akünün
Montajı
a) Akü gruplarının, yerleştirilmesinde, akü dizişi ile duvar
arasında en az 30 cm. diziler arasında ise en az 60 cm. mesafe bulunmalıdır. Bu
düzenleme, akünün bakımından sorumlu elemanlara, hareket rahatlığı
kazandıracak, akülerin bakımım kolaylıkla yapma imkanı verecektir.
b) Akülerin alt yüzeyi, oda tabanından yalıtkan altlıklarla
yükseltilmelidir. Bu iş için, akü imalatçısının verdiği altlıklar kullanılmalı
veya imalatçı önerilerine uygun olarak hazırlamalı ve monte edilmelidir.
c) Harici köprülerin bağlanmasında, kaza ile hücre
kutuplarının kısa devre olmasını önlemek için, üzeri yalıtkan kaplı, takımlar
kullanılmalıdır.
d) Kutup cıvataları, imalatçı firma önerilerine uygun
değerde sıkılmalı, böylece aşın sıkma sonucu çatlamalar veya gevşek sıkma
sonucu, işletme esnasındaki aşırı ısınma ihtimali ortadan kaldırılmalıdır.
NOT: Akü gruplarının montajında her şeyden önce akü imalatçısının önerileri
doğrultusun-da işlem yapılmalıdır
IV- AKÜ GRUBU
OLUŞTURMA
Akü hücrelerinin yan yana tesis edilerek, (+) ve (-)
kutuplarının harici köprülerle birbirine bağlanmasıyla elde edilen toplam
birime, akü grubu denir. Akü hücreleri iki maksatla grup hali-ne dönüştürülür.
1-Voltajı artırmak için,
2-Kapasiteyi (akımı) artırmak için.
Voltaj
Artırma:
Bir akü hücresinin anma voltajı iki volttur. Bu nedenle anma voltajı ile
orantılı daha yüksek voltaj elde edilmek istendiğinde, seri bağlama sözcüğüyle
ifade edilen ve bir hücrenin (+) kutbunu, yanındakinin (-) kutbuna bağlamak
suretiyle istenen voltajda akü grubu elde edilebilir. Aşağıda 50 Ah, 2 voltluk
3 adet hücrenin seri bağlanması ile elde edilen 6 voltluk bir akü grubu seması
görülmektedir.
Daha önceki
bölümlerde açıklandığı gibi bir akünün kapasitesi birbirine bağlı aynı cins
plakaların adedine bağlıdır. Seri bağlamada, hücrelerin içindeki ayrı cins
plakalar harici olarak birbirine bağlandığından kapasite, bir hücrenin
kapasitesi kadardır. Buna karşın akü grubu voltajı, hücre voltajının, hücre
adedi ile çarpımı değerindedir.
T.T. haberleşme sistemlerinde kullanılan akü grupları 48
voltluk olup 24 adet hücrenin birbirine seri bağlanmasıyla elde edilir.
Kapasite Artırma: Kapasitesi belli akü hücrelerim
birbirine bağlayarak daha yüksek kapasiteli bir akü grubu elde edilebilir.
Paralel bağlama sözcüğüyle ifade edilen bu işlemde hücrelerin (+) kutupları
birbirine, (-) kutuplanda birbirine bağlanır. Yapılan
iş aslında hücrelerin aynı cins plakalarım harici olarak birbirine
bağlamaktır. Bu nedenle, elde edilen akü grubunun toplam kapasitesi, hücre
kapasitesinin hücre adedi ile çarpımı kadar olacaktır. Buna karşın akü grubunun
voltajı bir hücrenin voltajı değerindedir. Aşağıda kapasitesi 100 Ah olan 6
hücrenin paralel bağlantısı görülmektedir.
NOT: Akü hücrelerinin seri ve paralel bağlanmasıyla (diğer bir
ifadeyle karışık bağlanmasıyla) hem voltajı, hem de kapasiteyi artırmak
mümkündür. T.T haberleşme merkezle-rinde, birbirine seri bağlı 24 hücreden
oluşan iki ayrı akü grubu, enerji sistemi yoluyla birbirine paralel bağlı
olarak işletilmektedir. Aşağıda 2 volt. 2000 Ah.'lik
hücreden oluşmuş iki akü grubu görülmektedir.
Akü1 + Akü2 = 2000 + 2000 = 4000 Ah 48 Volt
BÖLÜM : IV AKÜLERİN MUAYENESİ
AKÜLERİN
MUAYENESİ
Aküler, yapısal ve işlevsel durumlarının saptanması
maksadıyla, satın alınmasını müteakip ve işletme süresince gerek duyuldukça,
aşağıdaki iki genel aşamada muayeneye tabi tutulur.
1-Kabul Muayeneleri: Verilen akülerin, satın alanın
taleplerim karşılama seviyesini saptamak için yapılan muayenedir.
2-İşletme Muayeneleri: işletme sürecinin, herhangi bir
aşamasında akülerin durumunu kontrol ederek, bir enerji arızasında,
işlevlerini hangi seviyede yapılabileceğini önceden saptamak için yapılan
muayenedir.
Söz konusu iki muayenede de hedef aşağıdaki
hususların saptanmasıdır.
a) Deşarjda anma kapasitesinin elde edilip edilemediği,
b) Tekrar şarjda, anma kapasitesinin aküye kazandırılıp kazandırılamadığı,
c) Şarj ve deşarj işlemleri esnasında, akü hücrelerinde yapısal bir aksaklığın
oluşup oluşmadığı.
Yukarıda açıklanan şarj, deşarj işlemlerinde,
ölçümlerle elde edilen değerler kullanılarak, akünün anma kapasitesi,
Ampersaat ve Watt saat verimleri hesaplanır, şarj ve
deşarja grafikleri çıkarılabilir. Muayeneler akü grubunun bütün hücrelerinde
ölçüm yapılabileceği gibi, "Pilot hücrelerden de değer alınabilir.
Eklerde, 48 V 2200 Ah.'lik bir akü grubu için, tipik
muayene formları ve hesaplamaları görülmektedir.
DEŞARJ VE KAPASİTE MUAYENESİ
Anma
kapasitesi : 2200 Ah.
Anma Yoğunluğu : 20 °C'ta 1.200 gr./cm3
Deşarj Akımı : 220 A. (Sabit)
|
Deşarj süresi (saat) |
Pilot Hücrenin |
Bir saatlik şarj kapasiteleri |
|||
|
Yoğ. |
Sıc. |
Volt. |
K-I.t Ampersaat (Ar K= (IxU) x t wattsaat |
||
|
Deşarja Başlama 09.00 |
1.200 |
20 C |
2.2 |
Akü grubu, anma kapasitesinin en az %10
fazlasına şarj edilmiş durumda (2200+220= 2420 Ah) |
|
|
09.30 10.00 |
1.200 |
20 |
1,99 1,995 |
220x1=220 Ah |
(220x1.99) xl=437,8
wh |
|
11.00 |
1,190 |
" |
1,98 |
" |
(220xl,97)xl=435,6
wh |
|
12.00 |
1,180 |
" |
1,97 |
" |
(220x1,97) xl=433,4
wh |
|
13.00 |
1,170 |
11 |
1,96 |
" |
(220x1,96) xl=431.2
wh |
|
14.00 |
1,160 |
11 |
1,95 |
" |
(220xl,95)xl=429
wh |
|
15.00 |
1,150 |
" |
1,94 |
" |
(220xl,94)xl=426,8
wh |
|
16.00 |
1,140 |
" |
1.93 |
" |
(220xl,93)xl=424,6
wh |
|
17.00 |
1,130 |
" |
1,92 |
" |
(220xl,92)xl=422,4
wh |
|
18.00 |
1,125 |
" |
1,915 |
" |
(220x1,915x1=421,3 wh |
|
19.00 Deşarj sonu |
1,115 |
" |
1.90 |
" |
(220xl,90)xl-418
wh |
|
|
Top:2300 Ah |
Toplam: 4280 wh |
|||
NOT: Deşarj ve kapasite muayenesinden önce, akü grubu %1JO kapasiteye ulaştırılmak
üzere bir iki saat şarj edilir. Yukarıdaki tipik formda görüldüğü gibi değerler
alınır. Saatlik kapasiteler ve toplam (Ah) ve (w h) kapasiteleri hesaplanır.
ŞARJ VE KAPASİTE MUAYENESİ
Anma kapasitesi : 2200 Ah
Anma Yoğunluğu : 20 "C'de 1.200 gr./cm3
Deşarj Akımı : 2200 / 10 = 220 A.
(Sabit)
|
Şarj Suresi (Saat) |
Pilot Hücrenin |
Bir saatlik şarj kapasiteleri K -1 x t
Amper saat (Ah) K - (I x U) x t V/ATTSAAT (wh) |
|||
|
Yoğ. |
Sıc. |
Volt. |
|||
|
Şarj Başlama 08.00 |
1.115 |
22 |
1,95 |
Tam deşarjlı akü grubu 220 A sabit bir
akımla 11 saat şarj edildi |
|
|
00.90 |
1,115 |
" |
2,09 |
220.1=220Ah |
(220x2,09) xl=459.8
wh |
|
10.00 |
1,115 |
" |
2,10 |
" |
(220x2,10) xl=462
wh |
|
11.00 |
1,115 |
23 |
2,12 |
" |
(220x2,12) x l =466,4 wh |
|
12.00 |
1,115 |
11 |
2,14 |
" |
(220x2,14) xl=470,8
wh |
|
13.00 |
1,120 |
24 |
2,16 |
" |
(220x2,16) xl=475,2
wh |
|
14.00 |
" |
" |
2,19 |
" |
(220x2,19) xl=481,8
wh |
|
15.00 |
1,125 |
" |
2,21 |
" |
(220x2,21) xl=486,2
wh |
|
16.00 |
1,145 |
25 |
2,25 |
" |
(220x2,25) xl=495
wh |
|
17.00 |
1,195 |
26 |
2,30 |
" |
(220x2,30) xl=506
wh |
|
18.00 |
1,205 |
27 |
2,62 |
" |
(220x2,62) x l =576,4 wh |
|
19.00 şarj |
1,205 |
28 |
2.62 |
" |
(220x2,62) x l =576.4 wh |
|
|
Top.:2420 Ah |
Toplam: 5455,6 wh |
|||
Şarj ve
Deşarjdaki ölçümlere göre takribi Ampersaat ve Watt
saat verimlerinin hesabı:
Deşarj
Kapasitesi 2200 Ah.
(lAh =-Deş
Şarjdaki
Kapasite 2420 Ah
= %90
Deşarjdaki Kapasite 4280
=%78
Şarjdaki
Kapasite 5455.6
BÖLÜM V: ŞARJ ÇEŞİTLERİ
Akülere, imalattan itibaren
servis dışı kalıncaya kadar çeşitli şarjlar uygulanır.
1- İLK ŞARJ: Kuru şarjlı veya
elektroliti doldurulmuş ve şarj edilmiş ancak bazı sebeplerle bir süre beklemiş
akülere, servise verilmeden önce uygulanan şarja İlk Şarj denir.
Hedef: Aküyü, servise vermeden
önce, tüm hücrelerin yoğunluk, voltaj ve elektrolit seviyelerini eşlemek ve
kısmi sülfatlaşmayı gidererek, tam kapasiteli hale getirmektir, îlk şarj şu
durumda olan akülere uygulanır.
a) Kuru şarjlı akülere elektrolit doldurulmasından itibaren iki saat sonra,
b) Elektrolitli ve şarjlı teslim edilmiş ancak üç ay süreyle beklemiş akülere
(üç ay sonunda ilk şarj uygulanan akü her hangi bir sebeple yine boşta
bekletilmek zorunda kalırsa, her üç ayda bir, ilk şarj tekrar edilmelidir.)
İLK ŞARJ KOŞULLARININ
TESPİTİ
Kuru şarjlı akü hücrelerine, elektrolit doldurulmasını takip
eden bir saat içinde, elektrolitteki, yoğunluk değişimi tespit edilir. Söz
konuşu değerler, akülerin boşta bekletildiği sürenin ve ortamın etkilerinin
bir göstergesidir. Elektrolit yoğunluğundaki değişim değerlerine bağlı olarak
ilk şarj koşulları aşağıda açıklandığı şekilde saptanır.
a) Elektrolit doldurulduğu andaki yoğunluk ile bir
saatlik süre sonunda oluşan yoğunluk düşmesi, 0.020'den az ise, bu değer o
akünün uygun bir ortamda ve 12 aydan daha az bir süre boşta bekletildiğini,
dolayısıyla kapasite kaybının az olduğunu gösterir. Bu durumda olan bir aküye
"normal ilk şarj" uygulanır.
b) Elektrolit doldurulduğu andaki yoğunluk ile, bir saatlik
süre sonunda oluşan yoğunluk azal-ması, 0.020'den
fazla ise, bu değer söz konusu akünün olumsuz koşullarda ve 12 aydan daha uzun
süre boşta bekletildiğini, dolayısıyla kısmi sülfatlaşma oluştuğunu gösterir.
Bu durumda olan bir aküye, kısmi sülfatlaşmayı gidererek tam kapasiteyi
kazandırmak için "Özel ilk şarj" uygulanır.
NORMAL İLK ŞARJ: Normal ilk şarj, akımı
sınırlanabilen bir redresorle aşağıdaki gibi yapılır.
a) Hücre buşonları çıkarılır.
b) Şarja K/20 değerindeki bir akımla başlanır ve bu akım şarj sonuna kadar
sabit tutulur.
c) Şarj süresince, hücrelerin elektrolit yoğunluğunun ve voltajlarının yavaş yavaş arttığı gözlenir.
d) Hücre voltajlarının 2,6 voltta ulaşmasını müteakip, takriben 2 saat süreyle,
voltaj ve yoğunluk tespitleri yapılırken, öte yandan gazlanma miktarı gözlenir.
e) 2 saat sonunda, hücre voltajları 2.7 V. hücre yoğunlukları nominal (+,-)
0.010 ve gazlanma miktarı sabitleşmişse şarja son verilir.
NOT: Şarj sonunda yukarıdaki şartlar sağlanamıyorsa
hücre, asit ve saf su ilavesiyle yoğunluk ve seviye ayarı yapılmalıdır. Söz
konuşu düzeltmeyi müteakip, ilavelerin elektrolite karışması için, akliye bir
saatlik bir ilave şarj uygulanmalıdır. Bu şarj sonunda hücre yoğunluk ve
voltajları tekrar tespit edilerek, e§il olduklarından emin olunmalıdır.
SONUÇ:
Yukarıda açıklanan şarj işlemi sonunda akü, tüm hücrelerinin
elektrolit seviyeleri, yoğunlukları ve voltajları eşit ve tam kapasitede,
işletmeye verilmeye hazırdır.
ÖZEL İLK ŞARJ: Bu şarj, akımı
sınırlanabilen bir redresorle aşağıda açıklandığı
şekilde yapılır.
a) Hücre buşonları çıkarılır,
b) Şarja, K/10 değerindeki bir akımla başlanır ve bu akım, şarj voltajı 2,4
volta ulaşıncaya kadar sabit tutulur.
c) Voltaj 2,4 volta ulaşınca, şarj kesilir ve akü bir saat süreyle
dinlendirilir.
d) Bir saatlik süre sonunda şarja tekrar başlanır ancak bu aşamada şarj akımı
K/20 değerine düşürülür ve şarj sonuna kadar bu değerde sabit bırakılır.
e) Şarjın devamında, "normal ilk şarjda" açıklanan hususlar aynen
uygulanır.
NOT: Yukarda açıklanan ilk şarj işlemlerinde, redresör voltajı hücre basma 2,7 volta kadar
yükselmektedir. Bu voltaj değeri, alıcılara zarar verebilecek seviyededir. Bu
nedenle, ilk şarj işlemim yapacak redresör, alıcılara
bağlı olmamalıdır.
Ayrıca ilk şarj boyunca elektrolit sıcaklığının 35 C'in üstüne çıkmasına
izin verilmemelidir. Böyle durumlarda şarj akımı daha düşük seviyede
tutulmalıdır.
İlk şarj esnasında, gazlanmadan dolayı, elektrolit seviyesi az miktarda
yükselebilecektir. Dikkate alınmamalıdır.
2-YAVAŞ ŞARJ:
Akülerin şelf deşarjını önleyerek, tam kapasitede kalmalarım
sağlamak için sürekli yapılan şarjdır. "Zayıf şarj", "Float şarj", "Tampon şarj" gibi terimlerle
de ifade edilir.
Yavaş Şarj
Voltajı:
Yavaş şarj voltajının değeri aşağıdaki etkenlere bağlıdır.
a) Elektrolit Yoğunluğuna: Yoğunluğu 1,210 civarında
olan, akülerde yavaş şarj voltajı takriben 2,2 volttur. Yoğunluğu 1,250
civarında olan akülerde ise, şarj voltajının değeri 2.23 Volt'tur (Yoğunluğun
artması, iç direnci artırır.)
b) Akünün Yasına: Yeni akülerde yavaş şarj voltajının
2,2V olmasına karşın, yaşlı akülerde bu değer takriben 2,23 volttur (Akü
eskidikçe kısmi sülfatlaşma nedeniyle iç direnci artar.)
c) Plakaların Cinsine: Kurşun-Antimuan
bileşimi! plakalara sahip akülerde yavaş şarj voltajı 2,2V iken, saf kurşun
plakalı planta akülerde 2,23 volt.tur.
Yavaş Şarj
Akımı:
Yavaş şarj akımı, şarj voltajına bağlıdır. Şarj voltajının değeri, yukarda
açıklanan etkenlere bağlı olarak ayarlanmakla birlikte, söz konuşu ayarda, şarj
akımıda dikkate alınmalıdır. Akünün yasma bağlı
olarak şarj akımı aşağıdaki gibi olmalıdır.
a) Yeni akülerde kapasite başına 0,3 mA (100 Ah için
30 mA),
b) 3 yıllık akülerde kapasite basma 0,5 mA (100 Ah
için 50 mA),
c) 6 yıllık akülerde kapasite basma 1,5 mA (100 Ah
için 150 mA).
Yanlış Ayarın Etkileri
a) Yavaş şarj voltajı fazla olursa, aşın su kaybına neden olur,
b) Yavaş şarj voltajı düşük olursa, zamanla hücreler arasında voltaj farklılığı
oluşur.
3-HIZLI ŞARJ
Kısmen veya tamamen deşarj olmuş bir aküye, tam kapasitesini
tekrar kazandırmak için yapılan şarjdır. "Tekrar Şarj", "Boost Şarj" sözcükleri ile ifade edilir. Genelde iki
türlü yapılır
Manuel Hızlı Şarj: Akımı limitlenebilen bir redresör ve ilgili bir personelin kontrolü altında yapılan
şarj işlemidir.
Otomatik Hızlı Şarj: Şarj, akım
limiti ve şarj voltaj değerleri önceden ayarlanmış bir redresörle,
otomatik olarak yapılır, şarjın hiçbir aşamasında, personelce bir müdahale
yapılmaz.
Şarjda Tipik Oluşumlar
Voltaj:
Şarj başlangıcının ilk bir saatinde ve takriben sekizinci saatte biraz daha
fazla olmak üzere tüm şarj süresi boyunca akü voltajı sürekli artar. Şarj
sonunda sabitleşir,
Yoğunluk: Şarjın ilk 3-4 saati boyunca yoğunluk takriben sabit kalır.
(Biraz düşebilir) Beşinci ve
sekizinci saatlerde biraz fazla olmak üzere şarj boyunca yoğunluk artar. Şarj
sonunda sabitleşir.
Gazlanma: Şarjla birlikte gazlanma
başlar. Şarjın takriben yedinci saatinden itibaren gazlanma hızlanır. Şarjın
sonunda gazlanma miktarı sabitlesin (Şarj kesildiğinde gaz kabarcıkları bir
saat sonra kaybolur.)
Manuel Hızlı Şarj
Tamamen deşarj olarak hücre basma voltajı 1,8 volta düşmüş
bir akü grubu, kademeli sabit akım metodu ile 12 saat süreli bir şarja tabi
tutulduğunda, şarj aşağıda açıklandığı gibi gelişir.
a) Redresör çalıştırılarak, K/l O değerindeki
akıma limitlenir,
b) Şarjın ilk bir saati sonunda hücre voltajı 2,1 volta ulaşır,
c) Takibeden şarj süresi boyunca voltaj yavaş yavaş yükselir.
d) Takriben yedinci saatte voltaj daha hızlı artar, aynı zamanda:
1- Gazlanma hızlanır,
2- Akü, nominal kapasitenin %75'ine ulaşır.
e) Bu aşamada, şarj akımının yarıya düşürülerek aşın gazlanmanın önlenmesi
gereklidir. Bunu teminen redresör
akımı yeniden K/20 ampere limitlenerek, şarj sonuna
kadar bu değerdeki akımla şarja devam edilir.
f) Sabit akımla şarj devam ederken, şarj voltajı yavaş yavaş
artarak, takriben onuncu saatte, voltaj hücre basma 2,7 V'ta
yükselerek gazlanma ve yoğunluk sabitleşecektir. Bu aşamayı müteakip 2 saat
süreyle şarja devam edilerek, gazlanma ve yoğunluğun artmadığı gözlenirse şarja
son verilir ve akü tam kapasitesine ulaşmış olur, şarj voltajı sabitleştiğinde,
şarj akımının da azaldığı görülür.
Otomatik Hızlı Şarj
Sürekli olarak servisteki redresörlere
ve sisteme bağlı olan 2 grup akü, AÇ kesintisi sonucu deşarj olacaktır. AÇ
enerji tekrar geldiğinde, herhangi bir personel müdahalesi olmaksızın redresörler aküleri otomatik olarak şarj edecektir, işlem
otomatik olmakla birlikle, redresörün akım limit
değeri ve şarj voltaj değerleri önceden uygun olarak ayarlanmalıdır.
Redresörün akım limit değerleri,
hızlı şarj ve yavaş şarj voltajı değerlerinin seçimi ve ayarlarında şu hususlar
dikkate alınmalıdır.
a) Hızlı şarjda akü şarj akımı, K/10'dan daha düşük olacak şekilde, redresör akımı limitlenmelidir.
b) Hızlı şarjda, akü voltajı 2,4 V'a ulaştığında (aşın
gazlanmayı önlemek için ) şarj akımı mutlaka K/20 amperin altına
düşürülmelidir.
c) Şarjın hiçbir aşamasında, voltaj:
1-Analog haberleşme sistemleri bağlı olan redresörlerde 2.4 voltu (57.6 volt) geçmemelidir.
2-Sayısal haberleşme sistemleri bağlı olan redresörlerde ise, 2,35 voltu (56,4 volt) geçmemelidir.
Otomatik İşlevler Şarj
Akımını Sınırlama:
Aküler, şarj oldukça voltajları artar ve bu voltaj, redresör voltajına zıt etki yaparak şarj akımını azaltır.
Şarj akımının azalmasını önleyerek, sabit kalmasının yolu, akımın azalması
oranında, redresör voltajının yükseltilmesidir. Redresörler otomatik voltaj regülasyonu
devreleri ile bu işlemi yaparak sabit akımla şarja imkan verirler. Sabit
akımla yapılan şarj süresince, redresör voltajı, akım
limitleme devresinin kontrolundadır.
Akünün şarj akımı ihtiyacı, redresörün limitlendiği değerin altına düştüğü anda, redresör voltaj kontrolü, akım limitleme
devresinden, voltaj devresi-ne otomatik olarak aktarılır.
Şarj Akımını K/20 Amperin Altına
Düşürme
Akü gruplarının şarjı esnasında, nominal kapasitelerinin
takriben %75'ine ulaştıklarında, şarj akımı ihtiyacı K/l O Amperden fazlada
olabilir. Bu bakımdan akımın K/20'den daha düşük tutulması için gerekli
otomatik kontrol yapılmalıdır. Bu işlem aşağıdaki kontrollerden biriyle
yapılır.
a) Şarjda, hücre basma 2,4 volta (Sayısal sistemlerde 2,35
v.) ulaşıldığı andan itibaren şarj sonuna kadar, bu voltajla devam edilir, (bu
durumda şarj akımı sürekli azalarak K/20'nin altına düşer.) Şarj sonunda 2,23
volta ulaşıldığı anda hemen tampon şarja dönülür. (Bu durumda da yine akım
azalarak K/20 Amperin altına düşer.)
b)Şarja, 2,23 voltluk tampon şarj (Yavaş Şarj) voltajı ile
başlanır. Şarj süresi bir zamanlayıcı (Tımer) ile
önceden tayin edilerek, akünün şarj akımı ihtiyacının, bu şarjı tamamladığında
K/ 20'nin altında olması sağlanır. Takriben 2,35 voltta (veya 2,4 volt) ikinci
aşama şarj başlar. Şarj sonunda tampon şarja dönülür.
Tampon Şarja
Dönme Metotları
1-Şarj voltajı bir kontrol devresi tarafından izlenir. Akü
şarj voltajının 2,4 volta ulaştığım algıladığı anda redresör
voltajım otomatik olarak 2,23 voltluk tampon şarj voltajına düşürür. Şarj
normal işletme süresince bu voltajla devam eder.
2-Şarj akımı, bir kontrol devresi tarafından izlenir,
akülerin çektiği akım, belli değere (örneğin K/30 Amper) düşünce, durum
"Akım Kontrol" devresince algılanıp ve redresör
voltajı otomatik olarak 2,23 voltluk tampon şarj voltajına düşürülür. Şarj
bundan sonra normal işletme süresince bu voltajla devam eder.
3- Hızlı şarj, bir zamanlayıcının (Tımer)
ayarına bağlı olarak sürer. Şarj süresi dolduğunda zamanlayıcı gerekli
kumandayı yaparak, redresör otomatik olarak 2,23
voltluk tampon şarja döndürür, şarj normal işletme süresince bu voltajla devam eder.
Yukarda açıklanan hususların sağlanmasında dört temel hedef vardır.
a) Akü gruplarım, zamanında tekrar tam şarjlı duruma
getirmek,
b) Akü gruplarının hücre kapakları kapalı olduğundan,
oluşan gaz miktarım, kapak deliklerinden atılabilecek derecede sınırlamak
c) Şarj akımım, aşın sıcaklığa ve aşın şarja yol açmayacak
düzeyde tutmak,
d) Şarj işlemi esnasında, haberleşme sistemlerinde devrede
olduğundan şarj voltajı değerim sistemlere zarar vermeyecek düzeyde tutmak,
Dengeleme Şarjı
Bir akü grubunun, bütün hücrelerinin yoğunluk ve voltajlarım
aynı seviyeye getirmek için uygulanan şarjdır. "Bakım Şarjı",
"Tazeleme Şarjı" Terimleriyle de ifade edilir.
Dengeleme Şarjı İhtiyacının
Tespiti
a) Hücre voltajlarının ölçümünde, 0,05 volt ve daha fazla
fark elde edilmişse. (Bu durum, redresör tampon şarjı
voltajının normalden düşük değere aşarlı olması durumunda veya hücre elektrolit
sıcaklıklarının 3 C'den fazla, farklı olması halinde
ortaya çıkar.)
b) Hücre yoğunluklarının ölçümünde birbirine göre 0.010 ve
daha fazla fark tespit edilmişse,
c) a ve b maddesindeki durumlar oluşmasa dahi, takriben
altı ayda bir defa, akü grubunun dengeleme şarjı uygulanır.
Şarj İşlemi
Şarja başlamadan önce, redresör ve
şarj edilecek akü, alıcılardan ayrılmalıdır. (Şarj sonu voltajı 2,7 volta
kadar yükseltileceğinden, alıcılar için zararlı olabilir.)
a) Şarj akımı K/20 ampere limitlenerek,
sabit değerdeki bu akımla şarj başlanır ve devam edilir.
b) Şarj boyunca yükselen voltaj 2,7 volta ulaştığında
yoğunluk ve voltaj ölçümlerine başlanır. Birbirini takip eden 2-3 saat boyunca
yoğunluğun ve voltajın sabitleştiği tespit edilerek, şarja son verilir.
BÖLÜM 6: ŞARJ METOTLARI
Aküler, çeşitli metotlarla şarj
edilebilir. Söz konuşu usullerin hepsinde hedef aküyü tam kapasitesine
ulaştırmak ve bu kapasitede muhafaza etmektir. Böylece deşarjda, aküden tam
kapasiteyi elde ederek, verimli ve aksaksız bir işletme sağlamaktır.
Aküleri, aşağıdaki metotlarla şarj
edebilmek için, "Voltaj regülasyonu" ve
"akım limitleme" özellikleri olan redresöre gereksinim vardır. Böyle redresörlerde,
şarj voltajı, akımı ilgili "trimpot"larm
ayarına bağlı olarak istenen değerde seçilebilmektedir.
Şarj metotlarının hepsinde,
aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır.
a) Maksimum şarj voltajı hiçbir zaman hücre basma 2,7 voltu geçmemelidir.
b) Şarj akımı K/10'dan fazla olmamalıdır.
c) Elektrolit sıcaklığı 35 °C geçmemelidir.
d) Şarj voltajı arttırılınca, akımında artacağı bilinmelidir.
e) Akü şarj oldukça, çekeceği akımın da giderek azalacağı hatırlanmalıdır.
Sabit Akımla
Şarj:
Bir aküyü, sürekli ve aşamalı
olarak, sabit değerdeki bir akımla şarj etmektir. Şarj akımı, redresördeki akım limitleme trimpotu ayarlanarak, istenen değere getirilir. Kısmen veya
tamamen deşarjlı durumda olan akünün şarj akımı ihtiyacı, Ümitlenen değerden
fazla olduğu sürece, akım sabitlenebilir.
Bu şarj işletmede, redresörün önceden yapılmış ayarlarına bağlı olarak,
otomatik yapılabildiği gibi, bir elemanın kontrolünde manuel olarak
uygulanabilir.
Aşağıda, sabit akım metodundaki, akım ve voltaj eğrileri görülmektedir.
Grafikte görüldüğü gibi şarj akımının sabit tutulabilmesi için, voltaj yavaş yavaş artmaktadır. Otomatik şarjda redresördeki
elektronik kontrol devresi, voltajı yavaş yavaş
artırarak akımı sabitler, manuel şarjda ise, personel, ilgili trimpotu sürekli ayarlayıp voltajı artırarak aynı işlemi
yapabilir.
Sabit akımla
şarj, akünün şarj akımı ihtiyacı, limitlenen değerin
altına düşünce sona erer.
Sabit Voltajla Şarj
Bir aküyü,
sürekli ve aşamalı olarak, sabit değerdeki bir voltajla şarj etmektir. Şarj
voltajı, redresördeki ilgili trimpot
ayarlanarak istenen değere getirilir ve şarj boyunca bu değer sabit kalır. Akü
ayarlanan bir akımla şarj olmaya başlar. Şarj süresince akım yavaş yavaş azalır, şarj sonunda voltaj ayarlandığı değerde sabit
kalırken, akımda azalarak sabitleşir.
Aşağıda, bu
metotla yapılan bir şarj işleminin, akım ve voltaj eğrileri görülmektedir.
Grafikte görüldüğü gibi, akü şarj oldukça akım ihtiyacı azalmakta sonunda iyice
azalarak sabitleşmektedir.
Uygulamada,
kısmen veya tamamen deşarj olmuş bir akü için, ilk şarj voltajı fazla
geleceğinden, şarj sonunda, voltaj
otomatik veya manuel olarak, daha düşük değere alınır.
Şarj süresi
Sabit Akım - Sabit Voltajla Şarj
Bu şarj
metodunda, sabit akımla şarja başlanır ve belli süre böyle devam edilir.
Müteakiben sabit voltajla şarja geçilir ve şarj bu voltajla tamamlanır.
Bu şarj usulü çoğunlukla akülerin otomatik şarjında kullanılır. Sabit akımla
şarj sürerken, voltaj takriben 2,4 volta ulaştığında, otomatik olarak 2,23
voltluk sabit voltajla şarja geçilir. Bu değerdeki voltajla şarj, işletme
süresince devam eder.

Şarj süresi
Yukarda açıklananlar, üç temel şarj metodudur. Uygulamada birbiri ardına
yukarıdaki metotların karışımı kullanılarak, şarj işlemleri de
yapılabilmektedir.
Sabit Akım - Kademeli Sabit Voltajla Şarj
Çoğunlukta, akülerin otomatik şarjında
kullanılır.

Sabit voltaj (2,23)
Kademeli Sabit Voltajla Şarj
Çoğunlukla, akülerin otomatik şarjında uygulanır.
BÖLÜM 7: AKÜ ŞARJ
SEVİYESİNİN KONTROLÜ
işletme süresinde, zaman zaman
akünün şarj seviyesinin tespiti gerekir. Bu kontroller sonu-cunda, aküde, şarj
eksikliği olup olmadığı belirlenir, varsa tam kapasiteye ulaştırılacak şekilde,
ilave şarj uygulanır.
Bir akünün şarj seviyesi iki türlü tespit edilir.
1-Yoğunluk ölçümü ile,
2- Açık devre voltajı ölçümü ile.
Yoğunluk Ölçümü İle Tespit: Bu yolla şarj durumunun tespitinde, ölçülen yoğunluk
değerinin, söz konuşu akünün tam şarjlı yoğunluk değerinden ne kadar düşük
olduğu dikkate alınır. Ölçüm değeri, tam şarjlı değerden takriben 0,050 eksikse
"Yarım Şarj", 0,100 eksikse "Tam Deşarj" sonucuna da
varılır. Diğer değerler için, oranlama yapılarak şarj seviyesi tespit edilir.
Aşağıda, tam şarjlı yoğunluğu 1.200 olan bir akünün, çeşitli
zamanlardaki ölçümlerde tespit edilen yoğunluk değerlerine bağlı şarj
seviyeleri görülmektedir.
|
TESPİT EDİLEN YOĞUNLUK |
AKÜNÜN ŞARJ SEVİYESİ |
|
1.200 |
Tam Şarjlı (%100 kapasiteli) |
|
1.175 -(1,200-0,025) |
3/4 şarjlı (%75 kapasiteli) |
|
1.150 -(1,200-0,050) |
Yarım şarjlı (%50 kapasiteli) |
|
1,125 -(1,200-0,075) |
1/4 şarjlı (%25 kapasiteli) |
|
1,100 -(1,200-0,100) |
Tam deşarjlı (pratik olarak %0 kapasiteli) |
Açık Devre Voltajı Ölçümü
İle Tespit
Bir akünün, redresöre ve yüke
bağlı değilken gösterdiği voltaj değerine "açık devre voltajı" denir.
Testler sonucunda görülmüştür ki, bir akünün açık devre
voltajı ile, o andaki yoğunluğu arasında doğru orantılı bir ilişki vardır. Bu
ilişki formülleştirildiğinde aşağıdaki eşitlik elde edilir.
Açık Devre Voltajı = 0,84 + yoğunluk
Söz konuşu eşitliğin doğru olabilmesi için, ölçüm yapılmadan
önce, iki şarttan birinin sağlanması gerekir.
1-Akünün, son şarjından itibaren takriben 12 saat boyunca
açık devre halinde beklemiş ol-ması.
2-Akünün son deşarjım müteakip l saat süreyle açık devre
halinde beklemiş olması.
Açık devre voltajı, aslında yoğunluğa, 0,84 sabit sayısının
eklenmesi ile elde edilen değerden başka bir şey değildir. Bu nedenle, akü
şarj seviyesi, yoğunluk ölçümü yerine voltaj ölçümü ile de tayin
edilebilmektedir.
Bu usulle şarj seviyesi tayininde, söz konuşu akünün tam
şarjlı yoğunluğu, dolayısıyla 0,84 sayışı eklenerek tam şarjlı açık devre
voltajı önceden bilinmelidir. (Örneğin tam şarjlı yoğunluğu 1,200 olan bir
akünün, açık devre voltajı ölçülürse 1,200 + 0,84 = 2,04 V elde edilir.)
Şarj seviyesinin belirlenmesinde, ölçülen açık devre
voltajının, tam şarjlı açık devre
voltajından ne kadar eksik olduğu dikkate alınarak sonuca gidilir. (Elde edilen
voltaj değeri, tam şarjlı voltaj değerinden 1,05 volt düşükse "yarım
şarj" 1,10 volt düşükse "tam deşarj" ifade eder. Diğer değerler
için oranlama yapılarak tespit yapılır.)
Aşağıda, tam şarjlı açık devre voltajı 2,04 volt olan (1,200
+ 0,84 - 2,04) bir akünün, çeşitli zamanlardaki ölçümlerinde elde edilen, açık
devre voltajlarına bağlı, şarj seviyeleri görülmektedir.
Söz konuşu eşitliğin doğru olabilmesi için, ölçüm yapılmadan
önce, iki şarttan birinin sağlanması gerekir.
1-Akünün, son şarjından itibaren takriben 12 saat boyunca
açık devre halinde beklemiş olması.
2-Akünün son deşarjım müteakip l saat süreyle açık devre
halinde beklemiş olması.
Açık devre voltajı, aslında yoğunluğa, 0,84 sabit sayısının
eklenmesi ile elde edilen değerden başka bir şey değildir. Bu nedenle, akü
şarj seviyesi, yoğunluk ölçümü yerine voltaj ölçümü ile de tayin
edilebilmektedir.
Bu usulle şarj seviyesi tayininde, söz konuşu akünün tam
şarjlı yoğunluğu, dolayısıyla 0,84 sayışı eklenerek tam şarjlı açık devre
voltajı önceden bilinmelidir. (Örneğin tam şarjlı yoğunluğu 1,200 olan bir
akünün, açık devre voltajı ölçülürse 1,200 + 0,84 = 2,04 V elde edilir.)
Şarj seviyesinin belirlenmesinde, ölçülen açık devre
voltajının, tam şarjlı açık devre voltajından ne kadar eksik olduğu dikkate
alınarak sonuca gidilir. (Elde edilen voltaj değeri, tam şarjlı voltaj
değerinden 1,05 volt düşükse "yarım şarj" 1,10 volt düşükse "tam
deşarj" ifade eder. Diğer değerler için oranlama yapılarak tespit
yapılır.)
Aşağıda, tam şarjlı açık devre voltajı 2,04 volt olan (1,200
+ 0,84 - 2,04) bir akünün, çeşitli zamanlardaki ölçümlerinde elde edilen, açık
devre voltajlarına bağlı, şarj seviyeleri görülmektedir.
|
AÇIK DEVRE
VOLTAJI |
ŞARJ SEVİYESİ |
|
2,04 |
Tam şarjlı |
|
2,015 |
3/4 şarjlı |
|
1,99 |
Yarım şarjlı |
|
1.965 |
1/4 şarjlı |
|
1,94 |
Tam deşarjlı |
BOLÜM 8: AKÜ ARIZALARI
|
|
|
|
Akülerde oluşan arızalar,
doğrudan doğruya dışarıya yansıyıp, bakımından sorumlu elemanın dikkatini çeken
türden değildir. Aküdeki aksaklığın tespiti için, zaman zaman
çeşitli kontrol, ölçüm ve testlerin yapılması gereklidir, imalat hatası dışında
çoğunluğunun kaynağı, işletme hatalarıdır. Akülerin kendisinde ve işletmesinde
oluşacak arıza ve aksaklıkların üç ana kaynağı vardır.
1-Akülerin periyodik
bakımlarının zamanında uygun tarzda yapılmaması,
2-Çevre şartlarının iyi
düzenlenmemesi,
3-Şarj sisteminin yanlış
değerlere ayarlanmış olması.
Yukarda açıklanan işletme
hataları sonucu akülerde şu tür arızalar oluşur.
A-Kısmi sülfatlaşma: Belirtisi, deşarjda tam kapasite elde edilememesi,
ölçümlerde nominal yoğunluktan daha düşük değer okunmasıdır. Sebepleri ve
giderilmesi "Sülfatlaşma" bölümünde açıklandığı gibidir.
B-Tam sülfatlaşma: Belirtisi, deşarjda akü voltajının hızla düşerek,
aküden kapasite elde edilememesi ve ölçümlerde yoğunluğun minimum değerde
olmasıdır. Şarjda ise, akımın zaman, içinde düşmeyerek sabit değerde kalması ve
hücrelerde gazlanması olmamasıdır. Sebepleri ve giderilmesi
"Sülfatlaşma" bölümünde açıklandığı gibidir.
C- Kısmi Kapasite Kaybı: Belirtisi, deşarjda tam kapasitenin elde
edilememesidir. Sebepleri çeşitlidir.
a) Yavaş şarj (float şarj)
işletmesindeki ölçümlerde nominal yoğunluktan düşük değer elde ediliyorsa, akü
grubu takriben %110 kapasiteye şarj edilmemiş demektir, yani şarjı eksiktir.
b) Yavaş şarj işletmesindeki ölçümlerde, nominal yoğunluktan
biraz yüksek değer elde ediliyorsa, yaşlanma sonucu aktif madde dökülmesi
olmuştur, (şarjda, asit, aktif maddelere yeteri kadar gidemediğinden
elektrolit içinde kalarak, yüksek değer göstermektedir.) Normal düzeyde olmak
kaydıyla, azar azar oluşacak kapasite kaybı normaldir.
Aşın kapasite kaybı; normalden yüksek akımla şarj etme, aşın sıcaklık, sık sık yapılan aşın deşarjlar sonucu oluşur.
c) Giderilmeyen Kısmi Sülfatlaşma: Sülfatlaşma oranında,
sürekli kapasite eksikliği oluşur. Yoğunluk, sülfatlaşma oranında, düşüktür.
Akü grubu yenilenmelidir.
D-Hücre içinde kısa devre: Belirtisi, ölçümlerde hücre voltajının sıfıra yakın
değer göstermesidir. Sebebi, imalat hatası veya aşın sıcaklık sonucu plakaların
bel vererek, seperatörün hasar yapıp, pozitif ve
negatif plakaların kısa devre olasıdır. Hücre yenilenerek aksaklık giderilir.
E- Hücrelerde yoğunluk farkı: Belirtisi, hücrelerin
yoğunluklarının ölçümünde, birbirlerine göre 0,020'den büyük değerler tespit
edilmesidir. Sebepleri; herhangi şekilde elektrolit taşması, düşük float şarj voltajı, bir kısım hücrelerin diğerlerinden
değişik çevre sıcaklığına maruz bırakılması, takriben altı aydan daha uzun süre
hızlı şarj uygulanmamış olması gibi hususlardır.
Giderilmesi: Akü grubuna Dengeleme Şarj
yapılmalıdır.
F- Hücrelerde Voltaj farkı: Belirtisi, hücre voltajı
ölçümlerinde birbirine göre, 0,05'ten
daha büyük değerler elde edilmesidir. Sebepleri ve giderilmesi önceki E
maddesinin aynısı.
G- Yavaş şarj işletmede aşırı sıcaklık (aşın su kaybı):
Sebepleri; normalden fazla değerde şarj voltajı, aşırı çevre sıcaklığı, akü
kabinin aşırı kirlenmesi gibi hususlardır.
Giderilmesi; şarj voltajı normal değerine
düşürülmeli, akü temizlenmeli ve çevre sıcaklığının azaltıcı tedbirler
alınmalıdır.
Not: Yukarıda, akülerin
işletmesinde olması muhtemel tipik arıza ve aksaklıklar açıklanmıştır.
Belirtilen değerler, arıza nedenleri, giderilme işlemleri, tipik bir
kurşun-asit türü sabit tesis tipi akü grupları içindir. Esasta, yukarda
açıklanan hususlarda, imalatçı talimatlarıyla uyulmalıdır.
AKÜMÜLATÖRÜN DONMASI
Elektrolit, sülfürik asit ve sudan oluşmuş bir sıvıdır.
Suyun sıfır C'de donduğu bilindiğine göre, bir akü
elektrolitinin sıfır C'de donması söz konuşu
değildir.
Sistem akülerinin, sürekli şarjda
olmaları ve kapalı yerlerde kurulu bulunmaları nedeniyle, elektrolit
sıcaklığının sıfırın altına düşmesi pratik olarak mümkün değildir.
Genelde, donma olayı, bina
dışında kullanılan aküler için söz konuşu olabilir. Özellikle soğuk
mevsimlerde, elektrolit sıcaklığı, donma değerine düşerse, donmuş durumdaki
elektrolitin hacminin artması nedeniyle, plakalar ve seperatörler,
bükülür, kırılır, sonuçta akü çatlar.
Bir akünün donma olasılığı
gündeme geldiğinde, elektrolit sıcaklığım düşüren çevre koşullarının yanında,
deşarjda, elektrolit içindeki su oranının artacağı gerçeğini de göz önünde
bulundurmaktadır. Bir akünün, tam deşarjdaki yoğunluğu, tam şarjdaki
yoğunluğundan takriben, 0,100 ile 0.130 gr/cm3 daha düşüktür. Diğer
bir ifadeyle, akü deşarj oldukça, asitin plakalara
gitmesi sonucu, elektrolit, büyük oranda sudan ibaret kalarak, donma olasılığı
artar.
Yukarda açıklanan hususlar
örneklenecek olursa;
1- Çevre koşulları
nedeniyle, sıcaklığı (-15 °C) ve anma yoğunluğu 1,250 gr/cm3 olan
bir akü için, tam şarjlı durumda, donma tehlikesi olmamasına karşın, deşarj
sonucu, yoğunluğu 1,150 gr/ cm3 düştüğünde donma söz konusudur.
2- Anma yoğunluğu 1,220
gr/cm3, sıcaklığı (-13°C) olan bir akü deşarj olurken, yoğunluğu
1,150'ye düşerse bir şey olmaz. Ancak bu durumda iken, ani bir soğuk dalgası
sonucu sıcaklığı (-15'0'ta düşerse, donar.
Arka sayfadaki cetvelde,
bazı elektrolit yoğunlukları için, donma sıcaklıkları verilmiştir. Bina dışında
kullanılacak bir akü seçilirken, aksaksız bir işletme için cetveldeki değerler
dikkate alınmalıdır.
AKÜ SEÇİMİ: Elektrolit sıcaklığı en fazla (-8 °C)'tı
düşeceği belirlenen bir ortamda, anma yoğunluğu kaç olan akü kullanılmalıdır?
Genel Değerlendirme:
a) Yoğunluğu 1,100 gr/cm3'e düşen bir akü (-7.7°C)'ta donar.
b) Tam şarjda 1,230
yoğunlukta olan bir akü, tam deşarjda, takriben 1,100'e düşer.
Sonuç: Anma yoğunluğu 1,230 gr/cm3 olan bir akü,
sıcaklığı en fazla (-7.7°C)'ta düşen
bir yerde kullanılabilir.
|
ELEKTROLİT DONMA DERECELERİ |
|
|
l.050 gr/cm3 |
-3.3°C |
|
1.100 gr/cm3 |
-7.7'C |
|
1.150 gr/cm3
|
-15 -C |
|
l.200 gr/cm3
|
-27 °C |
|
l.250 gr/cm3
|
-52 °C |
NOT: Bir akünün, donma tehlikesinden uzak, emniyetli bir biçimde
işletilebilme si için, eğer mümkünse, yukarda açıklanan takribi değerlere
itibar edilmeyip, akü imalâtçısından, kesin tam şarj ve tam deşarjdaki yoğunluk
değerleri île elektrolitin donma derecesi öğrenilmelidir.
BÖLÜM 9: AKÜ BAKIM VE ALINACAK ÖNLEMLER
Aksaksız bir işletme için, akü bakımı, çevre şartları ve
şarj sistemiyle bir bütün olarak dikkate alınmalıdır. Akülerin maksimum ömür ve
kapasite ile hizmet vermesinde, özellikle sıcaklık ve temizlik yönünden çevre
şartlarına, yeterli şarj bakımından ise, redresörlerin
işletmesine bağlıdır. Bu hususlar dikkate alınarak, periyodik bakımlarda
aşağıdaki işlevler yerine getirilmelidir.
1-Akü odası temiz olmalıdır.
2-Akü odası havalandırma sistemi kontrol edilerek çalışır
durumda olması temin edilmelidir.
3- Akü odası duvarında termometre bulunmalı, oda
sıcaklığının takriben 25 C'den fazla olmaması temin
edilmelidir.
4- Akü odası aydınlatması kontrol edilmeli, çalışır durumda
olması temin edilmelidir.
5-Aküler temiz olmalıdır. Gerekiyorsa temizlenmelidir.
6- Akü hücre tapalarının, gaz çıkarma delikleri kontrol
edilmeli, temizlenerek açık durumda olması temin edilmelidir.
7- Akü kutuplarının ve hücreler arası bağlantı köprülerinin
metalik kısımları kontrol edilmeli, gerekiyorsa korozyona karşı ince bir tabaka
halinde vazelin sürülmelidir.
8- Bağlantıcı cıvataları kontrol edilmeli, çatlak olanlar
yenisi ile değiştirilmeli, gevşemiş olanlar sıkılmalıdır.
9-Hücrelerdeki elektrolit seviyeleri kontrol edilmeli eksik
olanlar saf su ilavesi ile tamamlanmalıdır.
10- Akü termometresi ile, elektrolit sıcaklıkla ölçülmeli 35
C'den fazla ise, çevre sıcaklığı ve aşın şarj akımı
etkisi yönünden sebep araştırılmalı ve giderilmelidir.
11- Dijital AVOmetre ile hücre
voltajları ölçülmeli, birbirlerine göre 0,05 volttan fazla fark gözlenirse, akü
grubuna dengeleme şarjı uygulanmalıdır.
12-Elektrolit yoğunlukları ölçülmeli, hücre yoğunluk
değerleri arasında 0,020'den büyük fark gözlenirse akü grubuna Dengeleme şarjı
uygulanmalıdır.
13-Dijital AVOmetre ile akü grubu
kutuplarından yavaş şarj voltaj değeri ölçülmeli, akü firmasının önerdiği
değerde olup olmadığı gözlenmelidir. Değilse düzeltilmelidir.
14- Redresör üzerindeki akü
ampermetresinden, uygun şarj akımı gözlenmeli, sıfır gösteriyorsa, ilgili
devrelerde bağlantı kopukluğu aranarak, aksaklık giderilmelidir.
15- Akü odasının boyası ve badanasından önce, akü grubunun
üstü yalıtkan bir örtü ile kapatılarak, kazara düşecek bir maddenin, akü
kutuplarım kısa devre etmesi önlenmelidir.
16- Bakımlar esnasında, bakım personelinin gözüne elektrolit sıçrarsa, hemen bol su ile yıkanmalı
ve bir sağlık kuruluşuna müracaat edilmelidir.