BENZİNLİ MOTORLARDA EGZOZ EMİSYONU
1.GİRİŞ
Motorlu
taşıtların fonksiyonlarını yerine getirebilmeleri için gerekli olan enerji
bugün için büyük ölçüde petrole bağımlıdır. Bundan dolayı yakıt tüketimindeki
hızlı artışa bağlı olarak yakıt temininde karşılaşılan güçlükler de giderek
artmaktadır. Ayrıca motorlu taşıtlardan kaynaklanan hava kirliliği ve gürültü
düzeyi özellikle büyük şehirlerimizde ciddi bir problem olarak insan sağlığını
tehdit edecek boyutlara ulaşmıştır. Hava kirliliğinin ortadan kaldırılması veya
minimum düzeye indirilmesi, yakıt tüketimini azaltmakla ve motorlu taşıtların
verimliliğini artırmakla mümkündür.
Yakıt
ekonomisini iyileştirmek için;motor,taşıt ve taşıtın kullanımı ile ilgili
olarak birçok araştırmalar yapılmaktadır. Yakıt tüketimine etki eden
parametrelerin motor ve taşıt kullanım şartlarına göre değiştirilmesi ile yakıt
sarfiyatının azaltılmasına çalışılmaktadır.
Yapılan
bu çalışmalar sonucu yakıt ekonomisine etki eden şu faktörler göz önüne
alınmıştır:
Motora
ait parametreler; Sıkıştırma oranı, hava-yakıt oranı,özgül yakıt tüketimi,
motor taşıt uyumu,yakıt kalitesi,alev hızı,motor sürtünmesi,motorda kullanılan
yardımcı sistemler, gaz değişim süreçleri, yanma odası tasarımı, motor bakımı
ve ayarları, motordaki sistemlerin yönetim ve denetimleri.
Taşıta
ait parametreler; Taşıt tasarımı, taşıt aerodinamiği, güç aktarma sistemleri,
tekerlek ve lastikler, taşıt kütlesi.
Taşıta
etki eden hareket dirençleri; Transmisyon direnci, ivme direnci, hava ve rüzgar
direnci, tekerlek yuvarlanma direnci, yokuş direnci.
Taşıtların
çalışma şartlarının etkisi; İlk çalışma ve ısınma durumu, seyir çevrim
karakteristikleri, taşıt performansı, çevre koşulları, yolların etkisi, bakım
ve onarımların etkisi, taşıt sürücüsünün davranışı.
Motorlu
taşıtlarda yakıt ekonomisi ve egzoz gazındaki zararlı emisyonların azaltılması;
motor ve taşıt tasarımına, taşıtların uygun hızlarda kullanılmasına ve
periyodik bakımlarının zamanında yapılmasına bağlıdır (1).
Ülkemizin
milli gelirinin üçte birinin petrol ithalatına ayrıldığı göz önüne alınırsa
yakıt ekonomisindeki gelişmeler ülkemize önemli ölçüde katkı sağlayacaktır.
Ülkemizde ve dünyada petrol fiyatlarının hızla artması ve kaynakların giderek
azalması dikkate alınırsa hem motor gücünü ve verimini artıran, hem de egzoz
emisyonlarındaki zararlı konsantrasyonları azaltıcı çalışmalara önem verilmesi
kaçınılmazdır (1).
Bu
çalışmada benzin motorlu taşıtlarda yakıt ekonomisi ve yakıt ekonomisine etki
eden parametreler incelenmiştir.
2.
Yakıt Ekonomisini Geliştirme ÇALIŞMALARI
Günümüzde teknolojik olarak
mümkün olabilen ve kaynakların verimliliğine dayanan stratejilerin belirlenmesi
ve uygulanması üzerinde çalışmaların yoğunlaşması gerekmektedir. Ülkemizde bu
gibi stratejilerin yanında otomobil üreticileri, teknolojik olarak yapılması
mümkün, etkin kaynak kullanımını öngören, en az yakıt tüketimi, temiz hava
üzerinde önemli etkileri olan programlara destek vermeleri gerekmektedir (1).
Taşıtların emisyon ve yakıt
ekonomisini etkileyen faktörlerin, üreticilerin dışında tüketiciye de bağlı
olduğunun bilinmesi, bu konuda tüketicilerinde eğitim olanaklarının
geliştirilmesine ihtiyaç vardır .
Teknolojisi eski taşıtların
üretim ve kullanımdan kaldırılması, teknolojisi yeni olan taşıtların kullanılmasıyla
(gelişmiş yakıt enjeksiyon, elektronik ateşleme ve emisyon sistemleri ile)
günümüzden itibaren yakıt ekonomisinde hızlı bir iyileşme ve zararlı
emisyonlarda bir azalma sağlanacaktır. Aynı zamanda taşıtın kat ettiği yolun
zaman periyodu içinde artırılması hedeflenmelidir (1).
Son yıllarda yapılan uygulanabilir alternatif
yakıt programları çalışmalarda temiz hava ve çok büyük oranlarda enerji
tasarrufları sağlayabilir .
Ülkemizde üretimi yapılan büyük
hacimli taşıtların, maliyetlerin artması pahasına da olsa, daha düşük güçte,
daha küçük otomobillere geçişin gereğine inanmak gerekir.
Sayısal standartlar, faydalı
kullanım süresi, emisyonlar ve yakıt ekonomisi talepleri, üreticilerin hizmet
ve amaçlarını belirleyecektir .
Yakıt tüketimini azaltmak için
en önemli faktör; gelişmiş yakıt ekonomisi teknolojilerini sürekli olarak
kullanmaktır. Bunun için en gerçekçi olan, yüksek performanslı motorlar ve
elektronik olarak kontrol edilen sürekli değişken transmisyonlardır (1).
Tasarım teknolojisi; malzeme ve
elektronik alanındaki gelişmeler sonucu ağırlıktaki azalmalar, hava ve yol
direncini azaltma şeklinde kendini göstermektedir .
Trafik sistemindeki gelişmeler,
yolların iyileştirilmesi ve sürücülerin daha bilinçli olarak hareket etmeleri,
düşük hava kirliliğine, düşük yakıt tüketimine dolayısıyla yakıt ekonomisinin
iyileşmesine katkıda bulunacaktır.
Taşıtlarda, yakıt tüketimini
azaltmak için tam olarak iki kavramla
konu en iyi bir şekilde açıklanabilir. Bunlardan birisi taşıtlardaki güç
ihtiyacını azaltmak, diğeri ise gerekli gücü, daha verimli bir şekilde sağlamak
ve etkin bir şekilde kullanmaktır. Bir taşıt için gerekli olan gücü sağlamak
için aerodinamik dirençlerin düzenlenmesi gerekmektedir. Bir taşıtın yuvarlanma
direnci, tekerleklerin yuvarlanma direnç katsayısına ve büyük oranda taşıtın
ağırlığına bağlıdır (1).
Güç mümkün olduğunca tekerleklere verimli bir
şekilde iletilmelidir. Ayrıca transmisyon oranları, ihtiyaç duyulan çalışma
noktalarını sağlamak için dikkatlice seçilmelidir. Yakıt ekonomisinin
geliştirilmesinde maliyet ve fiyat gibi konular çok önemlidir. Bunun yanı sıra
güvenilirlik, emisyon düzenlemeleri, servis ve tamir imkânları da dikkate
alınmalıdır. Egzoz emisyonları, günümüzde artık ihmal edilemeyecek konuların
başında gelmektedir. Taşıtların dinamik hareketlerinde de emisyon ölçümlerinin
yapılması gerekmektedir. Taşıt tasarımını optimize etmek için birçok çözüm yolu
vardır. Her kategorideki taşıtlar için alternatif çözümler üzerinde gelişmeler
sürdürülmektedir. Bu üreticileri, satıcıları ve farklı kullanıcıların
ihtiyaçlarının karşılanmasında otomotiv alanında çalışan mühendislere cesaret
vermektedir (1).
Gerçek anlamda, taşıtlar
rüzgarsız, düzgün bir şekilde, yol üzerinde sabit hızlarda hareket etmezler.
Taşıtlardaki yakıt ekonomisini, motorun soğuk olup olmadığı, aracın çalışma
koşulları, sürücü, rakım, iklim koşulları ve trafik akışı gibi konular büyük
oranda etkilemektedir. Yakıt fiyatlarının ülkelere göre farklılıklar göstermesi
de (vergiler yüzünden) yakıt ekonomisini etkilemeye devam etmektedir. Ham
petrolün fiyatı, yakıt fiyatlarını doğrudan etkilemektedir. Bu hükümetlerin
inisiyatifi ile değiştirilemeyecek bir konudur (1).
3.
YAKIT TÜKETİMİNE ETKİ EDEN PARAMETRELER
Yakıt tüketimini azaltmak için motor
sistemleri,taşıt sistemleri ve taşıt kullanımı ile ilgili birçok araştırmalar
yapılmaktadır.
3.1.Motor
ile ilgili çalışmalar;
Motor ile ilgili çalışmalar;
sürtünme kayıplarının azaltılması , yüksek sıkıştırma oranlarının kullanılması,
dolgunun artırılması, uygun karışım kompozisyonu ve en avantajlı çalışma
koşullarının elde edilmesi yoluyla daha küçük, hafif ve daha verimli motorların
geliştirilmesine yöneliktir. Bu çalışmalardan bazıları şunlardır:
Mekanik sürtünmelerin
azaltılması (Sürünme kuvvetinin azaltılması için yeni tip yağların
kullanılması). Araştırmacılar, bilinen mineral
yağlara değişik sentetik katık kombinasyonları karıştırılarak (olefin
oligomerler), ortalama %2 yakıt ekonomisi sağlanabildiğini ifade etmektedirler
.
Elektronik karışım ve ateşleme
kontrolü (En avantajlı çalışma koşullarını elde etmek üzere; hava debisi, hava
fazlalık katsayısı ve ateşleme avansının kontrolü). Plazma ateşleme ile % 17
ekonomi sağlandığı ifade edilmektedir (1).
Heterojen doldurma (stratifıed charge)
(Sıkıştırma oranı ve hava fazlalık katsayısının artırılması). Örneğin,
sıkıştırma oranının 9'dan 12'ye, hava fazlalık katsayısının 1.1'den 1.3'e
artırılması ile % 8'in üzerinde ekonomi sağlandığı ifade edilmektedir.
Hafif yakıt enjeksiyonu (Hava
debisi, motor hızı, hava ve soğutucu sıcaklıkları, emme borusu vakumu, gaz
pedalı konumuna bağlı en uygun yakıt kontrolü). Örneğin, 1900 cc lik motora
karbüratör yerine Bosch L Jetronic takılarak yapılan testlerde % 11-17 kadar
ekonomi sağlandığı ifade edilmektedir (1).
Değişken supap zamanları ve
birden çok supap (Gelişen doldurma ve artan motor hızına bağımlı güç artışı).
Bir silindire dört supap uygulaması ile % 25 kadar güç artışı sağlandığı ifade
edilmektedir.
Değişken kompresyon (Düşük yüklerdeki
sıkıştırma sonu basınçları, vuruntu tehlikesi olmaksızın, geometrik sıkıştırma
oranının artırılması ile yükseltilebilmektedir). Böyle bir uygulama ile % 17
yükte % 9, % 28 yükte % 8 ekonomi sağlandığı belirtilmiştir.
Aşırı doldurma (Süper şarj)
(Artan dolgu miktarına bağımlı olarak tork, güç ve verim artışı). Turbo şarjla
% 20 kadar ekonomi sağlanabilmektedir.
Adyabatik motor (ısı ve
korozyon yalıtımı sağlamak üzere, yanma odası yüzeylerinde seramik malzeme
kullanımı). Verimde % 1-2 performansta % 3 kazanç sağlanabilmektedir (1).
Ülkemizin
petrolde büyük ölçüde dışa bağımlı bir yapıya sahip olduğu dikkate alınırsa,
yakıt ekonomisinde % 5-10 gibi başarılması hiçte güç olmayan tasarrufların bile
ekonomimize ne denli katkı sağlayacağı ortadadır. Bu tür bir tasarruf ayrıca,
günümüzde giderek ciddi bir problem haline gelen çevre kirliliğinin azalmasına
da olumlu bir etki sağlayacaktır. 1965-1973 seneleri arasında Dünya Otomotiv
Endüstrisinin en önemli problemi egzoz emisyonu ve hava kirlenmesi konusu idi.
Petrol fiyatlarının yükselmesi sonucu ilgi alanı birinci derecede yakıt
ekonomisi üzerine kaymıştır. Mevcut petrolün daha ziyade derin kuyulardan
çıkarılması, iri moleküllü olması ve petrolün ticari yönden 25-30 senelik bir ömrünün
kalmış olması fiyatının hızla yükselmesine neden olmaktadır.
Bu arada
benzin ve dizel yakıtının fiyatı sırasıyla metanol, sentetik benzin, sentetik
dizel yakıtı, etanol, bitkisel yağlar ve hidrojen gibi birçok alternatif
yakıtların fiyatlarına ulaşarak bu yeni yakıtların kullanılmasını
sağlayacaktır. Bu gelişmelerin ortaya koyduğu en önemli sonuçlardan birisi de
araçlarda yakıt ekonomisine dikkat edilmesi gerektiğidir.
Önümüzdeki yıllarda özellikle tabii gazdan
metanol üretiminin ve kullanılmasının yaygınlaşması beklenmektedir. Metanol
araştırma oktan sayısı (AOS=110) gibi yüksek oktan sayısına sahip yakıtlar
kullanılmaya başlayınca sıkıştırma oranı 13 değerine çıkarılabilecektir.
Dolayısıyla yüksek verim ve yakıt ekonomisi temin edilebilecektir. Bir
araştırmada benzin yerine metanol kullanılmasıyla motor gücünde % 10 kadar bir
artış elde edilmiştir (2).
Motorun konstrüktif
özellikleriyle ilgili bir diğer faktör mekanik sürtünmelerin azaltılması ile
ilgilidir. Aynı gücü veren düşük silindir sayılı motorlar daha ekonomiktir.
Yatak ve segman sayısının azaltılması yanında bunlardaki sürtünmeyi düşürmek de
önemlidir. Motordan düşük güç istenen zamanlarda supaplardan bazılarını devre
dışı bırakarak çalışan silindir sayısını azaltmak mümkündür. Bu tip bir uygulamanın
% 3 tasarruf sağladığı tespit edilmiştir .
Motorun yanma odasındaki
değişiklikler ile hava hareketleri
iyileştirilebilir veya karışım teşkili kontrol edilebilir. Dizel motorlarında
ön yanma odası, türbülanslı yanma veya hava deposu olarak bilmen yanma odaları
benzin motorlarına değişik şekillerle uygulanmaktadır. Bilhassa fakir karışımla
çalıştırılabilen motorlarda yakıt ekonomisi ve azot oksit emisyonunda azalma
görülmektedir. Bu tip motorlar daha ziyade kademeli dolguyla
çalıştırılabilmektedir.
Kademeli dolguyu oluşturarak
iyi bir yanma sağlamak için çift karbüratör, benzin enjeksiyonu veya iki emme
supabı gibi çözümler uygulanmaktadır. İlk alev çekirdeğinin oluşumunu
iyileştirmek ve yanma hızını arttırmak için iki buji kullanmak veya transistorlu
ateşleme ve gerilimi sabit tutmak mümkündür. Karbüratörlü klasik motorlarda
yakıtın iyi bir şekilde zerrelere ayrılmadığı ve silindirlere üniform bir
şekilde dağılmadığı bilinmektedir. Gerçekte en iyi çözüm benzin püskürtmedir.
Ancak gerek sistemin pahalı oluşu gerekse alışılmamış olması, benzin
püskürtmenin yayılma hızını düşürmektedir. Buna karşılık değişken venturi
boğazlı karbüratörler veyahut ultrasonik verici ile yakıtı zerrelere ayıran
karbüratörler geliştirilmiştir. Bu yeni karbüratörler sayesinde ısıl verimde %
l lik bir artış sağlanmaktadır.
Relanti durumunda çalışan sıcak bir motorda
minimum yakıt sarfiyatına, ateşleme avansı (AA) 16 krank mili açısında (KMA) ve
hava/yakıt oranı (H/Y) 16/1 olduğunda
erişilmektedir. Bu nokta civarında H/Y oranına fazla bir bağlılık da
görülmemiştir. Motor soğuk ise bu ekonomi noktasına, ateşleme avansı 8 krank
mili açısında ve H/Y oranı 15/1 olduğunda ulaşılmaktadır. Relantideki
düzgünsüzlük yanma şartlarının kararsızlığından kaynaklanmaktadır. Bunlar taze
dolgunun egzozla seyreltilmesi, karışım türbülansının azalması ve yerel olarak
H/Y oranının değişmesi şeklinde sıralanabilir. Buji çaktıktan sonra teşekkül
eden alev çekirdeğinin kısa bir süre sonra sönmesi sonucu motorlarda
"tekleme" adı verilen tamamlanmamış yanmanın (misfıring) sebep olduğu
salınımlar görülür. Relantinin kontrolü için su sıcaklığı ile relanti yakıtının
ayarlanabilir olması gerekmektedir. Bu bağlantıyı termo -mekanik veya
elektro-mekanik yapmak mümkündür. Relantideki hızın ayar noktası gerçekte çevre
koşullarına ve motor performansındaki düşüşlere de bağlıdır. Yakıt
ekonomisindeki bir parametre olarak bir mikro işlemciye gönderilecek olursa
belirli bir yakıt ekonomisi için fakir karışım bölgesine kayılırken tekleme
sayısının artması nedeniyle devir sayısının da yükseltilmesi gerekir. Mikro
işlemcide kullanılan düzgün çalışma indeksi sıcak motorda yüksek, soğuk motorda
düşük tutulabilir. Böylece sabit bir indeks yerine değişken bir indeks
kullanılmış olur (1).
Mikro bilgi işlemciler ve
çeşitli vericiler (duyargalar-sensörler) yardımıyla yakıt ekonomisi, egzoz gazı
resirkülasyonu (EGR), egzoz emisyonu, düzgün çalışma, vs. bir arada kontrol
edilebilmektedir. Kirletici NOX , HC ve CO sınırları önceden
bellidir. Motor önce diğer değişkenlerden bağımsız olarak muhtelif ateşleme
zamanı, EGR oranı değerlerinde denenir. Bu esnada NOX HC ve CO
değerlerinin kabul edilebilir alanı tespit edilir. Bu alan içerisindeki minimum
yakıt sarfiyatı noktası ve buna ait ateşleme avansı ve EGR değerleri belirlenir
(1).
Ateşleme avansı kısmen su
sıcaklığına ve aracın hızına göre tayin edilir. Bunun için iki ayrı veri
tablosu hazırlanır. Bilgi işlemcinin hangi tabloyu kullanacağını diğer motor
değişkenleri belirlemektedir. Ayrıca yüksek hız ve yüklü çalışma şartlarında
yüksek sıcaklık nedeniyle NOX miktarı artmaktadır. Bunu EGR ile
kontrol artık mümkün değildir. Katalizör verimini maksimum yapacak şekilde hava
fazlalık katsayısı (HFK) ve ateşleme avansıda (AA) değiştirilmektedir. Motorun
düzgün veya sert çalışması silindirlerdeki momentin eşitliği, HFK veya
egzozdaki 02 konsantrasyonu, motor devri, su ile egzoz sıcaklığı,
hava kelebeği ile gaz kelebeği konumu, emme borusundaki vakum, ateşleme avansı
motor devrine bağlı olarak geciktirilir ve motorun erken ısınması sağlanır.
Özellikle hava kelebeği tam kapalı ise ateşleme avansı motor devri ile kontrol
edilmektedir. Motor yüklenince bu kontrol motor devri yerine motor suyu
sıcaklığı katsayısı ile yapılmaya başlar. Eğer motor yeterince ısınmamış ise
performansın düşmemesi için EGR devreye sokulmamalıdır. Motoru sıcak tutup NOX
emisyonunu azaltmak için kullanılan bir yol da HFK, AA. ve EGR’ nin
küçültülmesidir (1).
Motorlarda ısı geçişi ile yakıt
ekonomisi arasında yakın bir ilişki vardır. Değişken seyir koşullarında
kullanılan bir taşıt motorunun soğutucu akışkan sıcaklığı da sürekli
değişmektedir. Ancak bu değişken işletme koşullarında soğukta ilk hareket ile
ısınma periyodunun, relanti süresinin, negatif ivmenin ve durup-kalkma gibi
belirgin bazı olayların etkisi daha fazla olmaktadır. Yakıt ekonomisi ile su
sıcaklığı arasındaki ilişkiyi inceleyebilmek için su frenine bağlı bir benzin
motoru test edilmiştir. Deneylerde motorun enerji dağılımı relanti ve değişik
gaz konumlarında her biri için 41 °C ile 92 °C arasında değişen bir su çıkış
sıcaklığı aralığında tespit edilmiştir. Soğutma suyu debisi ayarlanarak, her
bir deney noktasında su sıcaklığı sabit kalıncaya kadar motorun rejim haline
gelmesi beklenmiştir. Enerji dağılımı; faydalı enerji, suya giden enerji,
egzozla atılan enerji ve radyasyon kayıpları ile alternatöre giden enerjiden
müteşekkil diğer kayıplar olmak üzere dört ana grupta incelenmiştir. Tablo
3.1’de yakıt sarfiyatının su sıcaklığına bağlı olarak değişimi verilmiştir.
Tablo 3.1. Bir motorda yakıt
sarfiyatının su sıcaklığına bağlı olarak değişimi.
|
Gaz Konumu |
T (°C) su sıcaklığı |
M (kg/h) yakıt tüketimi |
|
2/3 |
90 |
6,570 |
|
75 |
6,635 |
|
|
64 |
6,703 |
|
|
52 |
6,703 |
|
|
41 |
6,844 |
|
|
Relanti |
88 78 |
1,213 1,251 |
3.1.1. Sıkıştırma oranı
Buji
ile ateşlemeli motorlarda oluşan süreçleri en iyi anlatan model otto çevrimi
olup, verimin sıkıştırma oranıyla değiştiğini gösterir.
e k-1

Şekil
3.1 Değişik sıkıştırma oranları ve denge oranlarına bağlı olarak verimdeki
değişimler.
İngiliz
Teknik Konseyi tarafından yapılan bir araştırmada oktan sayısı (OS), sıkıştırma
oranı ve yakıt ekonomisi arasındaki ilişki incelenmiştir. Strok hacimleri 1100
ile 423 5 cc aralığında bulunan 17 farklı motor frende ve taşıt üzerinde
denenmiştir. 1300 ve 1600 cc'Iik motorlarda 7,6- 8,0 sıkıştırma oranında,
araştırma oktan sayısının 90 olması gerekirken, 8.5-9.0 sıkıştırma oranında,
araştırma oktan sayısının 97 olması gerekmektedir. Sıkıştırma oranında 0,9 -
1,0 birimlik bir artış araştırma oktan sayısında da 7 birimlik artmayı zorunlu
kılmaktadır. Bu durumda 1300-1600 cc1 lik motorlarda birim sıkıştırma oranı
başına % 4,4 - 13,3' lük; birim araştırma oktan sayısı artışı başına da % 0,6-
1,7 yakıt ekonomisi tespit edilmiştir. 17 adet motor için genel ortalama
yapılınca sıkıştırma oranındaki birim artış ile % 7.7'lik; araştırma oktan
sayısında birim artış ile % l,3'lük bir yakıt ekonomisi sağlanmış olmaktadır.
Dolayısıyla birisi işletme faktörü olan yüksek oktanlı benzin kullanılırken
aynı zamanda konstrüktif bir faktör olan sıkıştırma oranının da uygun miktarda
artırılması ile yakıt ekonomisi sağlanabilir.
Yapılan
diğer bir çalışmada sıkıştırma oranı arttıkça motor gücünün arttığı ve özgül
yakıt tüketiminin azaldığı belirlenmiştir. Şekil 3. 2 (1).

Şekil
3.2 Kompresyon oranının yakıt ekonomisi üzerindeki etkisi.
3.1.2.
Hava/yakıt oranı
Motorlarda en ekonomik çalışma
fakir karışımla sağlanmaktadır. Maksimum güç alınması için ise zengin karışıma
ihtiyaç vardır. Motorlarda ekonomik çalışmanın ölçümü, birim güç için birim
zamanda harcanan yakıt miktarını veren, efektif yakıt
sarfiyatıdır. Motorun değişik çalışma koşullarında hava/yakıt oranının iyi bir
şekilde sağlanması, değişimin minimum düzeyde kalması gerekmektedir. Karışım
oranı, hız değişimlerindeki ivmelenmelerden dolayı zengin karışıma doğru
yönelir. Şekil 3.3'de hava/yakıt oranının, farklı hızlarda ve işletme
durumlarındaki değişimleri görülmektedir (4). Tablo 3.2 de ise H/Y oranındaki
değişmelerin motor gücü, yakıt sarfiyatı, egzos emisyonları ve motorun
çalışmasına etkisi verilmiştir.

Şekil 3.3 Taşıtın hızına bağlı olarak hava yakıt
oranı değişimi
Tablo 3.2 Hava/Yakıt oranındaki
değişmelerin motor gücü,yakıt sarfiyatı,egzoz emisyonları ve motorun
çalışmasına etkisi (4).
|
Hava yakıt oranı (ağırlık) |
Karışımının Tarifi |
Güç |
Beygir saat başına yakıt sarfiyatı |
Eksoz gazı kompozisyonu (yaklaşık) |
Düşünceler |
|
20-22 |
Çok Fakir |
En az normalden yaklaşık olarak %40 daha az |
Düşük |
% 84,0 N2 % 8,0 CO2 % 8,0 O2 |
Güç düşüktür. Karbüratörde öksürme ve alev tepmesi olur.
Yanma yavaş ve çalışma düzensizdir. |
|
16-18 |
Fakir |
Normalden %10 daha fazla |
En az (min) |
% 84,5 N2 % 12,0 CO2 % 3,5 O2 |
Sarfiyat bakımından en ekonomik karışım oranıdır. Fakat,
en yüksek güç için uygun değildir. |
|
15-15,5 |
Normal veya Doğru |
Aşağıdaki zengince karışımınkinden %4 daha az |
En az değerden %4 daha fazla |
% 86,8 N2 %13,2 CO2 Pratik olarak hiç O2 yok |
En uygun oran. Eksozdaki CO2 miktarı
maksimumdur. |
|
11,5-13 |
Zengin |
En yüksek gücü verir |
En az (min) değerden %25-30 daha fazla |
% 84,5 N2 % 10,5 CO2 % 5,0 CO |
Yüksek güç için en uygun oran, fakat yakıt sarfiyatı daha
fazladır. Eksozda O2 yoktur. Yanma hızı (alevin yayılma hızı) en
yüksektir. |
|
8-10 |
Çok Zengin |
Normalden daha az güç verir |
Çok yüksek |
% 82,0 N2 % 6,0 CO2 % 13,0 CO Karbon isi de vardır |
Düşük sonuçlar. Düşük güç. Yüksek yakıt sarfiyatı. Çokça
karbon isi. Düşük yanma hızı. |
3.1.3.
Ateşleme Avansı
Şekil 3.4'de bir motorda avans
değiştirilerek yapılan deneyde güç ve yakıt sarfiyatının avansla nasıl
değiştiği görülmektedir. Avans artınca yakıt ekonomisi iyileşmektedir. Ancak
buradan avans istenildiği kadar artırılabilir anlamı çıkarılmamalıdır. Her
motorun değişik çalışma koşullarında değişik miktarlarda avansa ihtiyacı vardır
(4).

Şekil 3.4. Avansın güç ve yakıt sarfiyatına etkisi
3.1.4.
Yakıtın kalitesi
Benzinli motorlarda, yakıtın
kalitesi, oktan oranıyla belirlenir ve yakıtın kendiliğinden yanmaya direncini
ifade eder. Oktan oranı, motor üzerinde dikkatle yapılan test ve kontrollerle
belirlenir. Bir motorda kendiliğinden yanma; sıkıştırma oranı, hava/yakıt
oranı, ateşleme zamanı, gaz ayarı, motor hızı, hava giriş ısısı ve yanma odası
dizaynı gibi birçok parametreye dayanır (5).
Benzinde aranan performans özelliklerini şöyle
sıralayabiliriz:
- Vuruntuya
karşı dayanıklı olmalıdır.
- Uygun buharlaşma olmalıdır.
- Zamk ve vernik oluşturmamalıdır.
- Yakıt veya yanma ürünleri korozif olmamalıdır.
-Alevlenme tehlikesi olmamalıdır.
3.1.5.
Motorlarda alev hızı
Yanma olayının kısa sürede
tamamlanması, bir diğer ifadeyle alev hızının yüksek olması motor performansı
açısından çok önemlidir (6).
Çift buji kullanılmasıyla hızlı ve etkili
bir yanma gerçekleştirilmekte, yakıt ekonomisinde ve taşıt performansında
iyileşme sağlanmaktadır (1).
3.1.6. Motor
sürtünmesi
Motorlarda iç sürtünme, balansa, yatak
yuvası dizaynına ve pistonlar dikkate alınarak düşürülmeye çalışılmaktadır.
Sürtünme kuvvetindeki artma, lineer hız artımından fazla olacağından dolayı,
yüksek hızlarda mekanik verim önemli ölçüde düşük olacaktır. Bunun için motor
hızını sınırlamak zorunlu hale gelmiştir.
Son yıllarda önemli bir gelişmede
pistonlardaki sürtünmenin azaltılmasıdır. Motorlarda aşırı sürtünme, piston ile
silindir yüzeyi arasındaki yağ tabakasından kaynaklanmaktadır. Sürtünme
yüzeyleri azaltılmış pistonların motorlarda kullanılmasıyla, sürtünme
kayıplarında % 10 azalma olduğu ve bu azalmanın, geniş ölçüdeki çalışma
koşullarında, maksimum güçte % 2 artma ve yakıt tüketiminde % 3 azalma
sağladığı belirlenmiştir.
3.1.7.
Motorlarda kullanılan yardımcı sistemler
Motorlarda kullanılan yardımcı
sistemlerin (su pompası, havalandırma-soğutma kompresörü, alternatör) önceden
belirlenemeyen çalışma çevrimleri vardır. Direkt hava soğutmalı veya su ile
soğutulan motorlarda kullanılan preslenmiş çelik fanların verimi % 10
düzeyinde, püskürtülmüş plastikten itinalı olarak yapılmış fanlarda verim % 30
seviyesinde olabilmektedir. Su soğutmalı motorlarda, belirtilen hız ve yük
durumlarında, gücün % 5'i fan tarafından harcanmaktadır.
Alternatif olarak, belirlenen
hava sıcaklığı veya su sıcaklığına göre çalışan termodinamik bir fan
kullanılmaktadır.
Alternatör üzerindeki yüklerin
önemli bir bölümü ısıya dönüşmektedir. Tipik bir alternatörün en fazla çıkış
gücü 600 watt tır ve maksimum verimi % 35,5 olmaktadır.
Su pompasının ihtiyaç duyduğu
maksimum güç gereksinimi, motor gücünün % 2'den azdır. Verimlilikte sağlanan
gelişmenin büyük bölümü, plastik enjeksiyonla kalıba alınmış kanatçıklar
sayesinde olmuştur.
Klima kompresörü ortalama
olarak 10 kw'a kadar enerji harcamaktadır. Dolayısıyla % 5 ile % 10 arasında ek
yakıt tüketilmektedir (1).
Emme ve
egzoz sistemlerini tasarlamada en büyük zorluk, optimum geometri ve supap
zamanlarının motor hızının bir fonksiyonu olmalarından kaynaklanmaktadır. Emme
ve egzoz sistemlerinin geometrik supap zamanlamaları genellikle sabit
olduğundan dolayı, tek bir hızda yapılacak iyileştirmenin, motor performansını
azaltmamasına dikkat edilmelidir. Bunun için değişken supap zamanlaması, moment
eğrisini yükseltmesinin yanında, kirletici emisyonları düşürerek kısmi ve tam
yüklerdeki verimi artırmaktadır, Şekil 3.5 (7).

3.1.9.Yanma
odası tasarımı
Silindirlerde etkili bir
yanmanın gerçekleşmesi yanma odasının tasarımıyla çok yakından ilgilidir.
Etkili bir yanma oluşumunu sağlamak için ön alev tarafından kat edilen yol
küçültülmelidir. Alevin kat ettiği mesafeyi küçültmek için yanma mümkün
olduğunca hızlı olmalıdır. Bunun önemli iki etkisi vardır; Birincisi yüksek
motor hızlarına müsaade eder ve böylece yüksek çıkış gücü elde edilir. İkinci
olarak hızlı yanma, zincirleme reaksiyonların zamanını azaltarak kendiliğinden
yanma ortadan kalkar. Egzoz supapları ve bujiler mümkün olduğunca birbirine
yakın olmalıdır. Egzoz supabı çok sıcaktır, kendiliğinden ateşlemeye sebep
olmadan ön alev egzoz supabını geçmek zorundadır. Çabuk yanmayı kolaylaştırmak
için yeterli büyüklükte türbülans olmalıdır. Kendiliğinden ateşlemenin
oluşabileceği zaman kısaltılmalıdır. Bununla birlikte aşırı türbülans, silindir
cidarlarından aşırı ısı transferine sebep olur ve ısı kayıplarını artırır. Son
gaz; alev cephesinin önünde kalan yanmamış karışımdır ki yanma odasının soğuk
bölgesinde olmalıdır. Bu kendiliğinden ateşlemeyi engeller. Yanma odası, kısa
ve oyuklardan arındırılmış olmalıdır. Yanma odasında, yanma mesafesi de
kesinlikle kısa olmalıdır. Yanma odasında oyuk ve yarıklardan kaçınılmalıdır,
çünkü alev soğutma etkisiyle söndürülür ve yanmamış H/Y karışımı bu çatlaklarda
birikerek verimi düşürür ve yüksek hidrokarbon emisyonuna neden olur.
Motorlarda kullanılan çok
değişik yanma odası tasarımları vardır. Genellikle yanma odası tasarımında üç
değişik yaklaşım vardır.
Bunlar; Ricardo'nun yüksek
sıkıştırma oranlı yanma odası (HRRC), Nissan'ın NAPS-Z'si ve silindir kapağında
4 supabı olan yanma odasıdır. Şekil 3.6'da üç değişik yanma odası
gösterilmiştir. Silindir kapağında 4 supabı olan yanma odasının ana
karakteristiği, supaplar tarafından sağlanan geniş akış alanına sahip
olmasıdır. Bundan dolayı motor hızlarında çok yüksek bir hacimsel verim
sağlanır. Bu da orta hızlar ve üzerinde hemen hemen sabit ve kararlı bir
ortalama efektif basınç oluşturur (7).
Nissan NAPS-Z yanma odası
sistemi çift buji ve daha çok türbülans seviyesi sağlayan emme sistemine
sahiptir. Yanma odası kenarında yanma başlarken türbülanslı akış ve çift
bujiden dolayı hızlı bir yanma oluşur. Dört supap sistemde iki giriş supabından
geçen akış birbirine karışarak bir türbülans oluşturur. Hızlı yanma, küçük
yanma odası ve yüksek türbülansın sonucudur (7).

Şekil 3.6. Üç farklı yanma odası tasarımı
Bu türbülans, belirtilen oktanlı yakıt kullanıldığında
yüksek sıkıştırma oranına müsaade eder. Şekil 3.7 de değişik yanma odası
sisteminin oktan sayısına bağımlı olarak özgül yakıt tüketimindeki değişimler
ele alınmıştır.

3.1.10.
Motorlardaki sistemlerin yönetim ve denetimi
Elektronik olarak ateşleme zamanının ayarlanması
ve karışımın hazırlanması, motordan en yüksek güç alınmasını sağlamakta ve
optimum yakıt ekonomisi elde edilmektedir. Elektronik yönetimle enjeksiyon
safhasının kontrol edilmesi, çok düşük emisyonlara ve yüksek bir performansa
neden olur. Ateşleme zamanına ek olarak, ateşlemenin kaynağı da önemlidir.
Yüksek enerjili, uzun süreli kıvılcım, fakir karışımın ateşlenmesini
kolaylaştırır ve çevrimdeki basınç dalgalanmalarını önler, çevrimlerdeki basınç
dalgalanmaları, aynı işletme koşullarına sahip buji ile ateşlemeli motorların
basınç diyagramları üzerinde aynen tekrarlanmaz. Bu çeşit farklılık Şekil
3.8'de gösterilmiştir (7).

Çevrimlerdeki basınç dalgalanmalarının,
çevrimden çevrime farklılık, göstermesinin sebebi türbülans, H/Y oranı, artık
egzoz gazlan ve buji ateşleme zamanıdır. Çevrimdeki basınç dalgalanmaları
kıvılcım veya alev nüvesinin gücünden daha etkili olursa, ön alevin yayılmasını
etkiler. evrimlerdeki basınç dalgalanmaları kısmi yüklerde fakir karışımla
engellenebilir. Bu işlem şartları otomotiv uygulamalarında gittikçe artan bir
öneme sahiptir. Çevrimlerdeki basınç dalgalanmalarının azaltılmasıyla, toplam
verim iyileştirilmektedir.
Ateşleme sistemindeki bir
gelişmede her buji doğrudan yüksek voltaja bağlanmaktadır. Yüksek voltaj
dağıtıcısı ve bunun dağıtım aralığının sistemden atılmasıyla voltaj kayıpları
azalır ve daha yüksek voltajlı kıvılcım oluşur. Yüksek voltajın oluşturduğu
arızalar ortadan kalkar, çünkü bujide daha geniş bir atlama aralığı kullanılır
ve elektrod erezyonunun azaltılması sağlanmaktadır.
3.2.Taşıtla
İlgili Çalışmalar
Genel olarak yakıt tüketimi
üzerinde, taşıta ait faktörlerin önemli etkileri bulunmaktadır. Örneğin; taşıt
ağırlığının fazla olması ivmelenme yeteneğini azaltmakta ve yakıt ekonomisini
kötüleştirmektedir.
Daha hafif malzeme kullanmaya
yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Kullanılmakta olanlara oranla, kompozit
yaylarla % 81, fibrit panellerle % 59, çelik saç egzoz manifoldu ile % 60,
alüminyum gövde ile % 52 kadar ağırlık tasarrufu sağlanabilmektedir.
Yuvarlanma direncinin
azaltılması. LEM (Liquid Injection Molded) normal lastiklere oranla % 8 kadar
yakıt ekonomisi sağlandığı ifade edilmektedir.
Yüksek hızlarda aerodinamik
yapının etkisi çok önemlidir. Günümüzde ortalama 0,3 olan aerodinamik direnç
katsayısı, araştırma binek otomobillerinde 0,22'ye kadar düşürülebilmiştir (8).
Tablo 3.3 Yakıt ekonomisinin iyileştirilmesinde
etkili olan parametreler.
|
İyileştirilen etkenler |
Tasarruf (km /lt) |
|
Aerodinamik direnç katsayısı |
0.510 |
|
Lastik yuvarlanma direnci |
0.298 |
|
Disk frende iyileştirmeler |
0.128 |
|
Değişken stroklu transmisyon pompası |
0.340 |
|
Optimize edilmiş tork değiştirici |
0.043 |
|
Geniş tahvil oranlı dişli kutusu |
0.128 |
|
Yüksek hava akışlı elektrikli soğutma fim |
0.128 |
|
Ağırlığın azaltılması |
1.445 |
|
Projeksiyon alanının azaltılması |
0.085 |
3.2.1.Taşıt
tasarımı
Taşıtın
biçimsel tasarımı ve ağırlık kontrolü birbiriyle çok sıkı ilişkilidir. Taşıt
ağırlığının azaltılması çalışmaları yakıt tüketimini azaltmada en önemli
çalışmalardan birisidir. Ancak taşıt ağırlığım azaltırken çok çeşitli sınırlamalarla
karşılaşılmaktadır. İç tasarımda önemli olan bazı kriterler; yeterli ve
ekonomik yolcu kabini ve bagaj hacmi, krozyon direncinin sağlanması, iyi
hareket özellikleri, kullanım kolaylığı ve çarpışma dayanımı sağlanmaktadır.
Taşıtlarda diğer önemli bir tasarım çalışmaları da; motordan alınan gücün en
kısa bir mesafeden ve etkili bir şekilde tekerleklere iletilmesinin
sağlanmasıdır.
Günümüzde
en çok kullanılan sistemler transversal olarak yerleştirilmiş motor ve ön
tekerleklerden çekişli taşıtlar üretilmekte ve kullanılmaktadır. Bu sistemler,
taşıtın ağırlığında ve maliyetinde büyük azalmalar, yakıt ekonomisinde ve
performansında ise önemli iyileşmeler sağlamaktadır.
3.2.2.
Taşıt aerodinamiği
Taşıtın aerodinamik yapısı
taşıt tasarımında önemli bir parametre olarak ele alınmaktadır. İyi bir
aerodinamik tasarım yakıt tüketimini azaltmakla kalmayıp, aynı zamanda,
kirletici emisyonlarda, kararlılıkta, gürültü düzeyinde, hareket kabiliyeti ve
taşıt iklimlendirmesini de olumlu yönde etkilemektedir.
Aerodinamik kayıplar üç kısımda
incelenebilir. Birincisi taşıtın sınır tabakasında küçük miktarda oluşan,
türbülans ile meydana gelen sürtünme kayıpları, bir diğeri taşıtın radyatör
kısmından ve havalandırmasından giren sürtünme kayıpları, üçüncüsü ise sınır
tabakanın yüzeyden ayrım noktasında oluşan, büyük ölçekli türbülansın sebep
olduğu kayıplardır. Aerodinamik çalışmaların esasını, sınır tabakanın, taşıtın
yüzeyinde türbülans meydana getirmeyecek bir şekilde ayrılmasını en aza
indirmektir.
Taşıtlarda yakıt ekonomisini
kötüleştirmeyecek şekilde aksesuar kullanmak gerekmektedir. Aksesuarların
kullanılmasıyla yakıt ekonomisi % 2 olarak kötüleşmektedir (1).